(İslam Büyüklerinden canlı örnekler)
Allah (cc) Necm süresi ( 39 ) da mealen buyuruyor ki; “ Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka, bir şey yoktur.”
Şuara (87-88) de buyuruyor ki ; “ O gün (mahşerde ) mal ve evlat fayda vermez, ancak Allah’a (cc) kalbi selim ile gelin.” Yani öyle bir mahşer ki, en ince teferruatına kadar hesaba çekileceğimiz bir gün. Mizanda hesapların tartıldığı an. Mahşerde şöyle bir olay anlatılır; “ Kişi sağ ve solunda meleklerle, elinde de kitabı olduğu halde, hesabı eşit geldi, melekler, Ya Rabbi durumu biliyorsun ne yapalım, kulun annesi babası kardeşinden istesin, hepsi biz sıkıntıdayız dediler ve vermediler. Cenabı Hak buyurdu ki; “Dünyada benim için sevdiğin bir dostun var mı? “ Kul hatırladı. O kişi hemen huzura getirildi ve durumunu ona anlattı. O, Allah (cc) için sevdiği kul, benim hesabım daha görülmedi. Sen kurtul dedi ve sevabını verdi. Arkadaşı kurtulmuştu. Melekler onu cennete, öbürünü cehenneme götürürken, Cenabı Hak, o sevabını veren kuldan daha merhametliyim dedi ve ikisini de cennete götürün dedi.
Peygamberimiz (sav) buyurdular ki; “ Şüphesiz Allah (cc) sizin suretlerinize ve bedenlerinize bakmaz, ancak kalplerinize nazar eder.”
Hz.Mevlana (ra) hepimize bir ölçü vererek diyor ki; “ Allah (cc) için, gerekirse ateşe girmek te vardır. Lakin ateşe atılmadan önce, kendinde İbrahim’lik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş İbrahimleri tanır ve yakmaz.”
Kendimize dönüp bir bakalım, ateş bizi bir Müslüman olarak tanıyacak mı? Yoksa yakacak mı?
Bayazit Bestami (ra) hz. lerine müritlerinden biri; “ Efendim, kürkünüzden bir parça verseniz teberrüken üzerimde taşısam der, Hazret böyle bir hareketle, bir yere varılamayacağı sadedinde, Evladım sen adam olmadıktan sonra, Bayazid’in kürküne değil, derisini yüzüp içine girsen fayda vermez. Bütün mesele, insanın Kitap ve Sünnet istikametinde, ne kadar gayret ettiğidir.
Bugünkü şartlar altında insanın yapacağı işlerin en iyileri; Dini sohbetlere katılmak, Salih Müslümanlarla beraber olmak, İslami emir ve yasaklara azami derecede uymaya gayret etmek, hep dünya konuşan insanlardan uzak durmak, gecelerimiz iyi değerlendirmek, Müslüman kardeşlerine bolca dua etmek, ağlayabilirse gözyaşı dökmek, geceleri boş geçirmemek lazımdır.
Eski Büyüklerimiz akşama kadar, yaptığı işleri ve konuştuğu sözleri yazar. Akşam olunca bakar, iyi yaptıklarına şükreder, hatalarına da tövbe ederlerdi. İnsanlar hakkında peşin hüküm vermek, ehli kıble olanları suçlamak yanlış olur.
Sahabi Ebu’d Derda (ra) Şam’da vali iken, birçok insanların, birinin başında toplanıp, ona hakaret ettiklerini gördü. Onları uyardı. Onlar da, bu adam şu şu kötülükleri yaptı. Sen bunlara razı mısın diye sordular. O da hayır razı değilim, ancak bu kardeşiniz günah kuyusuna düşmüş, onu çıkarmanız lazımken, ona hakaret ediyorsunuz. Hâlbuki o, belki tövbekâr olur, bizlerden daha iyi olabilir. Onun için, ben adama değil, yaptıkları günahlara kızıyorum. Onun için Peygamberimiz (sav) “ insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır. “ buyurmuştur.
Hz. Ömer (ra) Efendimizin yanında biri çok medh edildi. O medh eden zata, sordu, bu medh ettiğin zatla komşuluk yaptın mı? Yolculuk yaptın mı? Ticaret yaptın mı? Üçünü de yapmadığını söyledi. Zannedersem, sen onu sadece camide gördün. Evet, Ya Ömer. O zaman fazla medh etme ve devamla Birini, kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayın. Konuştuğunda, doğru söylüyor mu? Kendisine emanet edildiğinde, emanete riayet ediyor mu? Dünya ile meşgul olurken, helal haram hassasiyeti var mı? Bizlere istikametin üç temel prensibinin koyuyordu. Allah (cc) Hz. Ömer (ra) Efendimize rahmet etsin. Mahşerde buluştursun. Selam ve dua ile.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) Emanet olun.