Bağımsız araştırmacı, Jeoloji Mühendisi Fatih Özerdem, Mevlâna’nın yaşadığı dönem Konya’sını 3 boyut ile canlandıra tasvir hazırlıyor. Özerdem’in araştırması, restorasyon projeleri ve tarihi merkez oluşturulmasına ışık tutacak nitelikte
Meram Belediyesi İmar Müdürlüğü’nde görev yapan Jeoloji Mühendisi Fatih Özerdem, Mevlâna Celaleddin Rumi’nin yaşadığı dönem (13. yüzyıl) Konya’sını 3 boyutlu şekilde canlandıran ‘Konya tasviri’ hazırlıyor. Aynı zamanda Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi’nde Yönetim Kurulu Üyesi olan Fatih Özerdem, 13. Yüzyıl Konya’sının 3 boyutlu tasvirini Yazı İşleri Müdürümüz Çetin Oranlı’ya anlattı.
‘Konya 1273 Projesi’ adını verdiği çalışmaya boş zamanlarını değerlendirme amaçlı programlı bir hobi olarak başladığını kaydeden Fatih Özerdem, çalışmasında eski resim, plan ve kazılar sonucu orijinal nitelikleri tespit edilen yapılardan yararlandığını vurguluyor. Özerdem’in çalışması, Konya’nın tarihi merkezinin yeniden inşasına ışık tutabilecek ve eski Konya’nın yapılarıyla yeniden ayağa kalkması için önemli bir kaynak oluşturabilecek nitelikte. İşte ana başlıklar halinde Fatih Özerdem’in bu önemli çalışma ile ilgili değerlendirmeleri…
PROJE NASIL BAŞLADI VE HANGİ İSMİ ALDI?
“Projeme isim koymak gerekirse “Mevcut bilimsel veriler ışığında, 13.yüz yıl, Mevlâna Celaleddin Rumi zamanı Konya'sının şehir dokusu ve mimari yapılarını 3 boyutlu bir şekilde canlandıran Konya tasviri” diyebiliriz.
Bu heyecan verici proje 3 yıl önce Hz. Pir’in hayatını ve eserlerini incelemeye başlamamdan sonra ortaya çıktı. Mevlâna şehrinde yaşamamıza rağmen, sanılanın aksine o dönemden geriye pek bir şey kalmadığını, adı Konya olsa bile çok farklı bir şehirde yaşadığımızı anlamam içimde bir burukluk yaratmıştı. Çocukluk yıllarımızın geçtiği o zamanlar kapalı olan Sahib Ata Hankah ve Türbesi’ne girerdik. Alaeddin Camisi’nin duvarlarından atlar Sultan kabirlerinde Fatiha okurduk. Rahmetlik dedemle çocukken gittiğimiz, 1215 yılında yapılan Taş Cami’nin rutubetli kokusu hala genzimde. İzlediğimiz zamanda yolculuk filmleri gibi bir makine olsa, Şems’le Mevlâna’nın Şekerciler Hanı önünde ilk karşılaştıkları “Meracel'bahreyn” anına şahit olsak diye hayal etmeye başladım. Hz. Mevlâna Alâeddin camisinde vaaz ederken izleyebilsek veya 1273 senesinde Sadreddin-i Konevi Hazretleri’nin onun vefatından sonra kıldırdığı cenaze namazında biz de saf tutsak diye hayal ettim. Hızla gelişen teknolojik imkânlar ve 3D modelleme noktasındaki yenilikler bunların kısmen de olsa mümkün olacağını bize gösterdi. İlk denemeler bende büyük heyecan yarattı ve olayın ilk kıvılcımını böylece ateşlenmiş oldu.”
TARİHİ ESERLERLE İLGİLİ BİLGİLERE NASIL ULAŞTI?
“Yaklaşık üç yıl süren çok yorucu bir araştırma döneminde, yerli ve yabacı üniversitelerden, müzelerde ve kütüphanelerdeki el yazmaları ve eski fotoğraflardan, minyatürler ve seyyahların notlarından, belediyeler, tapu kayıtları, Beyazıt ve Fatih dönemi tahrir defterlerinden birçok değerli bilgiye ulaştım. İmam Hatip yıllarımda öğrendiğim Osmanlıcanın işimi çok kolaylaştırdığını da söylemek isterim. Bunun yanında araştırmalarımı bağımsız bir şekilde yürütmem belki bana birçok akademisyene bile açılmayan özel arşivlerdeki bilgilere ve eski fotoğraflara ulaşma imkânı da sağladı. Uzmanlar ve araştırmacılardan özel bilgiler de almama yardımcı oldu.”
KÜTÜPHANE DOLUSU BİLGİ NASIL TASNİF EDİLDİ?
“Kimsenin işine karışmadan sessiz bir çalışma yürütmek ve tez yazımının katı kurallarından bağımsız bir çalışma yapmak oyalın heyecanı hep taze tutuyor ve büyük ivme ve heyecan katıyor. Ulaştığım kaynakların bir kısmını satın aldım, bir kısmını ancak özel taahhütlerle imza karşılığı kopyalayabildim, çok enteresan ki bazı bilgilere de sadece fikir açısından göz atmama izin verildi. Dijital ortam, tasnif ve arşiv büyük kolaylıklar sağlıyor.
Netice de o dönemin Konya şehir merkezinde tespit ettiğimiz 181 yapıdan, sadece 73 tanesinin orijinal mimari özelliğini bir miktar kaybetse de hala eski temellerinin üzerinde kalabildiğini bize gösterdi. Tabi bu mevcut yapıların çoğu Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki tadilatlarla orijinalliğini büyük ölçüde kaybetmişti.”
3 BOYUTLU MODELLEME AŞAMASI
Büyük Sultan Alâeddin Keykubat döneminde inşa edilen Konya’nın dış surlarına ait çok değerleri fotoğraflara ve gravürlere ulaştık. Belki astrolojide 12 burcu temsil eden şehrin irili ufaklı 12 kapsının yerleri kısmen fotoğraflar, kısmen arkeolojik kazılardan yola çıkarak tespit ettik. Değerleri uzmanların Restitüsyon denemelerine sadık kalarak 3 boyutlu modelleme çalışmamıza başlamak için artık bir engel kalmamıştı. Gerektiğinde referans olarak verebileceğim birçok profesör bu çalışmada kendilerinin danışman olma taleplerimi severek kabul edeceklerini bildirdiler. Ama şu an cevaplayamadığımız yüze yakın soru var, kapıların üzerindeki köşkler, sancaklar, kışlalar ve belki rengarek boyalı evler… Hiç bilemiyoruz. eğer yanıt bulamazsak tahminlere ve hayal gücümüzü kullanarak 2.bir versiyon çok daha fantastik bir Konya’da çıkarmak istiyorum.
Yaklaşık bir yıldır çok titiz bir çalışmayla şehrin iç ve dış surları, Meram deresinin suyla doldurduğu hendekler, dolapların su taşıdığı hamamlar, demir kapılar, köprüler ve açık hava müzesi görüntüsünde Roma ve Bizans harabelerinden devşirme malzemelerle inşa edilen yapıların ihyası böylece bize zamanda yolcuğun kapısını açmış oldu.
ÇALIŞMA, DAHA BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA
“Bu çalışmanın daha uzun yıllar süreceğini tahmin ediyorum. 13. yüzyıl Konya'sında kamu yapıları, onlarca saray, yüzlerce mescit, medreseler, tekke, zaviyeler, hanlar dışında, nüfusa orantılı halkın yaşadığı evler, bahçe duvarları, çıkrıklı kuyular, ancak minyatürlerden tespit edebildiğimiz kıyafetleri içersinde insanlar her gün şehrin dokusuna katılıyor. Pazarlarda, zikir meclislerinde, sema ayinlerinde Konya halkı, dervişler, askeri birlikler, teker teker şehre giriyor. Deve kervanları, at arabaları, evcil hayvanlar, ağaçlar, otlaklar, koyun sürüler şehrin rengini oluşturuyor. Tabi bu canlılar özel bir modelleme tekniğiyle ileride bir video veya film imkânı için hareket kabiliyeti var.”
BU ÇALIŞMA İLE NE AMAÇLANIYOR?
“Malazgirt’ten Anadolu’ya giren ecdadımız, Moğol ve Haçlı orduları aksine yağmalayan değil, kendine has bir mimari ile inşa etme yolunu tercih etmiştir. Çökmüş Roma imparatorluğun ve insanlara hiçbir zaman huzur sağlayamayan Bizans’ın otorite boşluğunu kısa sürede doldurmuş Anadolu’da Kervansaraylar, Ribatlar ve iç içe surlarla çevrili güvenli şehirlerle ihya etmiştir.
Eski Konya denilince temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp gelen 19. yüzyıl siyah beyaz fotoğrafları yerine Selçuklu payitahtı Konya’nın ihtişamını sergilemek benim bizim asıl amacımız.
Anadolu’nun ve Antik Iconium şehrinin Müslümanlaşmasında ve bizlere kadar İslam’ın sağlam bir şekilde gelmesine büyük emekleri olan ve her biri bir zaviye de hizmet eden Ahi Ahmed Şahlar, Ahi Çoban, Ahi Kayser gibi zatların adları yaşatılmalı, Emir Taceddinler, Sahib Atai Sahib Siraceddin, Devlet Hatunlara olan minnet borcumuz onların isimlerini yeni nesillere hatırlatılmak suretiyle bir nebze ödenmiş olur diye düşünüyorum.
Dünyada bir çok bezeri olsa da Türkiye’de bu projenin bir benzeri olarak rastlayabildiğim tek örnek İstanbul’un 1200 yıllarını gösteren bir çalışma. Projede İstanbul’un Bizans’a ait olduğunu ispatlama çabası hissettim. Biz Konya’nın köhne Iconium değil, Orta Asya’dan göçüp gelen Türkmen boyları tarafından mamur edilmiş bir şehir olduğu ispatlıyoruz şu an.”
SON DEĞERLENDİRME VE ÖZEL TEŞEKKÜR
“Şu an Sivas, Kayseri, Alanya gibi Selçuklu şehirlerinde de yaklaşık 1.5 yıldır arşiv çalışmalarını sürdürüyoruz. Tabi bu çalışmalarda bana yardımları olan isimlerini birkaç sayfada ancak zikredebileceğim üniversitede çok kıymetli hocalarımıza, müzelerde, kütüphanelerde, İlçe belediyelerinde ve Büyükşehir Belediyesi KUDEB dairesinde görevli dostlara, bana arşivini açan KTO, gazeteler ve dergilere de çok teşekkür ediyorum. Mimar eşim Sevil Hanım ve 3D modelle konusunda kardeşim Mehmethan bana yardımları olmasa bu çalışma bu noktaya gelmezdi.”
‘Konya 1273 Projesi’ adını verdiği çalışmaya boş zamanlarını değerlendirme amaçlı programlı bir hobi olarak başladığını kaydeden Fatih Özerdem, çalışmasında eski resim, plan ve kazılar sonucu orijinal nitelikleri tespit edilen yapılardan yararlandığını vurguluyor. Özerdem’in çalışması, Konya’nın tarihi merkezinin yeniden inşasına ışık tutabilecek ve eski Konya’nın yapılarıyla yeniden ayağa kalkması için önemli bir kaynak oluşturabilecek nitelikte. İşte ana başlıklar halinde Fatih Özerdem’in bu önemli çalışma ile ilgili değerlendirmeleri…
PROJE NASIL BAŞLADI VE HANGİ İSMİ ALDI?
“Projeme isim koymak gerekirse “Mevcut bilimsel veriler ışığında, 13.yüz yıl, Mevlâna Celaleddin Rumi zamanı Konya'sının şehir dokusu ve mimari yapılarını 3 boyutlu bir şekilde canlandıran Konya tasviri” diyebiliriz.
Bu heyecan verici proje 3 yıl önce Hz. Pir’in hayatını ve eserlerini incelemeye başlamamdan sonra ortaya çıktı. Mevlâna şehrinde yaşamamıza rağmen, sanılanın aksine o dönemden geriye pek bir şey kalmadığını, adı Konya olsa bile çok farklı bir şehirde yaşadığımızı anlamam içimde bir burukluk yaratmıştı. Çocukluk yıllarımızın geçtiği o zamanlar kapalı olan Sahib Ata Hankah ve Türbesi’ne girerdik. Alaeddin Camisi’nin duvarlarından atlar Sultan kabirlerinde Fatiha okurduk. Rahmetlik dedemle çocukken gittiğimiz, 1215 yılında yapılan Taş Cami’nin rutubetli kokusu hala genzimde. İzlediğimiz zamanda yolculuk filmleri gibi bir makine olsa, Şems’le Mevlâna’nın Şekerciler Hanı önünde ilk karşılaştıkları “Meracel'bahreyn” anına şahit olsak diye hayal etmeye başladım. Hz. Mevlâna Alâeddin camisinde vaaz ederken izleyebilsek veya 1273 senesinde Sadreddin-i Konevi Hazretleri’nin onun vefatından sonra kıldırdığı cenaze namazında biz de saf tutsak diye hayal ettim. Hızla gelişen teknolojik imkânlar ve 3D modelleme noktasındaki yenilikler bunların kısmen de olsa mümkün olacağını bize gösterdi. İlk denemeler bende büyük heyecan yarattı ve olayın ilk kıvılcımını böylece ateşlenmiş oldu.”
TARİHİ ESERLERLE İLGİLİ BİLGİLERE NASIL ULAŞTI?
“Yaklaşık üç yıl süren çok yorucu bir araştırma döneminde, yerli ve yabacı üniversitelerden, müzelerde ve kütüphanelerdeki el yazmaları ve eski fotoğraflardan, minyatürler ve seyyahların notlarından, belediyeler, tapu kayıtları, Beyazıt ve Fatih dönemi tahrir defterlerinden birçok değerli bilgiye ulaştım. İmam Hatip yıllarımda öğrendiğim Osmanlıcanın işimi çok kolaylaştırdığını da söylemek isterim. Bunun yanında araştırmalarımı bağımsız bir şekilde yürütmem belki bana birçok akademisyene bile açılmayan özel arşivlerdeki bilgilere ve eski fotoğraflara ulaşma imkânı da sağladı. Uzmanlar ve araştırmacılardan özel bilgiler de almama yardımcı oldu.”
KÜTÜPHANE DOLUSU BİLGİ NASIL TASNİF EDİLDİ?
“Kimsenin işine karışmadan sessiz bir çalışma yürütmek ve tez yazımının katı kurallarından bağımsız bir çalışma yapmak oyalın heyecanı hep taze tutuyor ve büyük ivme ve heyecan katıyor. Ulaştığım kaynakların bir kısmını satın aldım, bir kısmını ancak özel taahhütlerle imza karşılığı kopyalayabildim, çok enteresan ki bazı bilgilere de sadece fikir açısından göz atmama izin verildi. Dijital ortam, tasnif ve arşiv büyük kolaylıklar sağlıyor.
Netice de o dönemin Konya şehir merkezinde tespit ettiğimiz 181 yapıdan, sadece 73 tanesinin orijinal mimari özelliğini bir miktar kaybetse de hala eski temellerinin üzerinde kalabildiğini bize gösterdi. Tabi bu mevcut yapıların çoğu Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki tadilatlarla orijinalliğini büyük ölçüde kaybetmişti.”
3 BOYUTLU MODELLEME AŞAMASI
Büyük Sultan Alâeddin Keykubat döneminde inşa edilen Konya’nın dış surlarına ait çok değerleri fotoğraflara ve gravürlere ulaştık. Belki astrolojide 12 burcu temsil eden şehrin irili ufaklı 12 kapsının yerleri kısmen fotoğraflar, kısmen arkeolojik kazılardan yola çıkarak tespit ettik. Değerleri uzmanların Restitüsyon denemelerine sadık kalarak 3 boyutlu modelleme çalışmamıza başlamak için artık bir engel kalmamıştı. Gerektiğinde referans olarak verebileceğim birçok profesör bu çalışmada kendilerinin danışman olma taleplerimi severek kabul edeceklerini bildirdiler. Ama şu an cevaplayamadığımız yüze yakın soru var, kapıların üzerindeki köşkler, sancaklar, kışlalar ve belki rengarek boyalı evler… Hiç bilemiyoruz. eğer yanıt bulamazsak tahminlere ve hayal gücümüzü kullanarak 2.bir versiyon çok daha fantastik bir Konya’da çıkarmak istiyorum.
Yaklaşık bir yıldır çok titiz bir çalışmayla şehrin iç ve dış surları, Meram deresinin suyla doldurduğu hendekler, dolapların su taşıdığı hamamlar, demir kapılar, köprüler ve açık hava müzesi görüntüsünde Roma ve Bizans harabelerinden devşirme malzemelerle inşa edilen yapıların ihyası böylece bize zamanda yolcuğun kapısını açmış oldu.
ÇALIŞMA, DAHA BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA
“Bu çalışmanın daha uzun yıllar süreceğini tahmin ediyorum. 13. yüzyıl Konya'sında kamu yapıları, onlarca saray, yüzlerce mescit, medreseler, tekke, zaviyeler, hanlar dışında, nüfusa orantılı halkın yaşadığı evler, bahçe duvarları, çıkrıklı kuyular, ancak minyatürlerden tespit edebildiğimiz kıyafetleri içersinde insanlar her gün şehrin dokusuna katılıyor. Pazarlarda, zikir meclislerinde, sema ayinlerinde Konya halkı, dervişler, askeri birlikler, teker teker şehre giriyor. Deve kervanları, at arabaları, evcil hayvanlar, ağaçlar, otlaklar, koyun sürüler şehrin rengini oluşturuyor. Tabi bu canlılar özel bir modelleme tekniğiyle ileride bir video veya film imkânı için hareket kabiliyeti var.”
BU ÇALIŞMA İLE NE AMAÇLANIYOR?
“Malazgirt’ten Anadolu’ya giren ecdadımız, Moğol ve Haçlı orduları aksine yağmalayan değil, kendine has bir mimari ile inşa etme yolunu tercih etmiştir. Çökmüş Roma imparatorluğun ve insanlara hiçbir zaman huzur sağlayamayan Bizans’ın otorite boşluğunu kısa sürede doldurmuş Anadolu’da Kervansaraylar, Ribatlar ve iç içe surlarla çevrili güvenli şehirlerle ihya etmiştir.
Eski Konya denilince temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp gelen 19. yüzyıl siyah beyaz fotoğrafları yerine Selçuklu payitahtı Konya’nın ihtişamını sergilemek benim bizim asıl amacımız.
Anadolu’nun ve Antik Iconium şehrinin Müslümanlaşmasında ve bizlere kadar İslam’ın sağlam bir şekilde gelmesine büyük emekleri olan ve her biri bir zaviye de hizmet eden Ahi Ahmed Şahlar, Ahi Çoban, Ahi Kayser gibi zatların adları yaşatılmalı, Emir Taceddinler, Sahib Atai Sahib Siraceddin, Devlet Hatunlara olan minnet borcumuz onların isimlerini yeni nesillere hatırlatılmak suretiyle bir nebze ödenmiş olur diye düşünüyorum.
Dünyada bir çok bezeri olsa da Türkiye’de bu projenin bir benzeri olarak rastlayabildiğim tek örnek İstanbul’un 1200 yıllarını gösteren bir çalışma. Projede İstanbul’un Bizans’a ait olduğunu ispatlama çabası hissettim. Biz Konya’nın köhne Iconium değil, Orta Asya’dan göçüp gelen Türkmen boyları tarafından mamur edilmiş bir şehir olduğu ispatlıyoruz şu an.”
SON DEĞERLENDİRME VE ÖZEL TEŞEKKÜR
“Şu an Sivas, Kayseri, Alanya gibi Selçuklu şehirlerinde de yaklaşık 1.5 yıldır arşiv çalışmalarını sürdürüyoruz. Tabi bu çalışmalarda bana yardımları olan isimlerini birkaç sayfada ancak zikredebileceğim üniversitede çok kıymetli hocalarımıza, müzelerde, kütüphanelerde, İlçe belediyelerinde ve Büyükşehir Belediyesi KUDEB dairesinde görevli dostlara, bana arşivini açan KTO, gazeteler ve dergilere de çok teşekkür ediyorum. Mimar eşim Sevil Hanım ve 3D modelle konusunda kardeşim Mehmethan bana yardımları olmasa bu çalışma bu noktaya gelmezdi.”