AKP DE DÖNEMİNİ KAPATTI, DÜŞÜŞE GEÇTİ
Saadet Partisi Karaman, Aksaray ve Niğde illerinin katılımıyla Konya’da bölge toplantısı yaptı. Burada konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, Saadet Partisi'nin sürekli büyüdüğünü ve güçlendiğini dile getirdi. Konjonktür partisi olarak ifade ettiği AKP’nin sonunun Anavatan Partisi gibi olacağına işaret eden Teoman Rıza Güneri, AKP’nin de dönemini kapattığına ve düşüşe geçtiğine dikkat çekti.
NİYE YAN GELİP YATIYORLAR, ÇÜNKÜ TEKEL’İ ÖZELLEŞTİRDİN
Türkiye’nin en önemli sorunu olarak ifade ettiği ekonomik sıkıntılara değinen Rıza Güneri, yüzde 24 işsizlikle Türkiye’nin dünyada 2. sırada yer aldığını anımsattı, bu durumu ekonomik krizin ülkeyi teğet geçmediğinin göstergesi olarak dile getirdi. Tekel işçileri için Başbakan’ın ‘yan gelip yatıyorlardı’ ifadelerini hatırlatan Rıza Güneri, ‘niye yan gelip yatıyorlardı?’ diye sorarak şöyle cevap verdi: “Çünkü sen Tekel’i özelleştirdin.”
BEDRETTİNLERİN HAKKINI KORUMAK İÇİN GELMİŞTİN
Dilenciliğe zorlanan ve ölesiye dövülerek yol kenarına terk edilen 5 yaşındaki minik Bedrettin’in gazete ve televizyonlarda yer alan yaşam öyküsüne de atıfta bulunan Rıza Güneri, “İktidar 7. yılında, Bedrettin 5 yaşında. Bedrettin ve onun gibiler mevcut iktidar döneminde bu hale geldi. Başbakan, ‘Bedrettinlerin hakkını koruyacağım’ diyerek iktidara gelmişti. Şimdi ise kurtlar sofrasından pay kapmanın peşinde” diye konuştu.
Saadet Partisi Karaman, Aksaray ve Niğde illerinin katılımıyla Konya’da bölge toplantısı yaptı. Burada konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, Saadet Partisi'nin sürekli büyüdüğünü ve güçlendiğini dile getirdi. Konjonktür partisi olarak ifade ettiği AKP’nin sonunun Anavatan Partisi gibi olacağına işaret eden Teoman Rıza Güneri, AKP’nin de dönemini kapattığına ve düşüşe geçtiğine dikkat çekti.
NİYE YAN GELİP YATIYORLAR, ÇÜNKÜ TEKEL’İ ÖZELLEŞTİRDİN
Türkiye’nin en önemli sorunu olarak ifade ettiği ekonomik sıkıntılara değinen Rıza Güneri, yüzde 24 işsizlikle Türkiye’nin dünyada 2. sırada yer aldığını anımsattı, bu durumu ekonomik krizin ülkeyi teğet geçmediğinin göstergesi olarak dile getirdi. Tekel işçileri için Başbakan’ın ‘yan gelip yatıyorlardı’ ifadelerini hatırlatan Rıza Güneri, ‘niye yan gelip yatıyorlardı?’ diye sorarak şöyle cevap verdi: “Çünkü sen Tekel’i özelleştirdin.”
BEDRETTİNLERİN HAKKINI KORUMAK İÇİN GELMİŞTİN
Dilenciliğe zorlanan ve ölesiye dövülerek yol kenarına terk edilen 5 yaşındaki minik Bedrettin’in gazete ve televizyonlarda yer alan yaşam öyküsüne de atıfta bulunan Rıza Güneri, “İktidar 7. yılında, Bedrettin 5 yaşında. Bedrettin ve onun gibiler mevcut iktidar döneminde bu hale geldi. Başbakan, ‘Bedrettinlerin hakkını koruyacağım’ diyerek iktidara gelmişti. Şimdi ise kurtlar sofrasından pay kapmanın peşinde” diye konuştu.
Saadet iktidarı geliyor
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, konjonktür partisi olarak ifade ettiği AKPnin sonunun geldiğine işaret ederek, milletin Saadeti iktidara getireceğini vurguladı
Saadet Partisi (SP) 14. Bölge Toplantısı, Genel Başkan Yardımcıları, Karaman, Aksaray ve Niğde’den gelen partililerin katılımıyla Konya’da gerçekleşti.
Parti il binasındaki toplantındaki toplantının basına açık bölümünde ülke gündemini değerlendiren Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, Saadet Partisi’nin sürekli büyüdüğünü ve güçlendiğini vurguladı. İktidarda bulunan AKP’yi konjonktür ve dönemin partisi olarak ifade eden Rıza Güneri, Anavatan Partisini örnek göstererek, her askeri müdahale sonrası iktidara gelen partilerin bir süre sonra yok olup gittiğine işaret etti. Rıza Güneri, Anavatan Partisi gibi AKP’nin de dönemini kapattığına ve düşüşe geçtiğine dikkat çekti.
Fikir partisi olarak ifade ettiği Saadet Partisi’nin ise kalıcı ve köklü olduğundan dolayı büyüdüğünün altını çizen Rıza Güneri, Milli Görüş’ü temsil eden partisinde davasına sahip çıkan inanmışların bulunduğunu söyledi ve ekledi: “Milli Görüş, milletimizin inancını temsil etmektedir.” Partisinin geçmişinin başarılarla dolu olduğunu da hatırlatan Rıza Güneri, “Kavgacı olmayan, çatışmayan bilgi temelli üslubun sahibiyiz. Milletimiz bu üslubu iktidara getirecektir” dedi.
TÜRKİYE, YÜZDE 24 İŞSİZLİKLE DÜNYADA 2. SIRADA
Konuşmasının devamında gündemdeki konuları değerlendiren Rıza Güneri, yoğun ve hareketli gelişmelere rağmen en önemli konunun ekonomik sıkıntılar olduğunun altını çizdi. Yüzde 24 işsizlikle Türkiye’nin dünyada 2. sırada yer aldığını belirten Rıza Güneri, bu durumu, ekonomik krizin ülkeyi teğet geçmediğinin göstergesi olarak ifade etti.
İşsizlik ve yoksulluğun had safhada olduğunu anlatan Rıza Güneri, Tekel işçilerinin durumunu işsizliğin nasıl meydana geldiğine örnek gösterdi. Tekel işçileri için Başbakan’ın ‘yan gelip yatıyorlardı’ ifadelerine atıfta bulunan Rıza Güneri, ‘niye yan gelip yatıyorlardı?’ diye sorarak şöyle cevap verdi: “Çünkü sen Tekel’i özelleştirdin.” Yine Başbakan’ın ‘ben iş bulmak mecburiyetinde değilim’ sözlerini de hatırlatan Rıza Güneri, “O zaman sebebi hükümetin nedir? Devletin insanlarına iş bulmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu da bilmiyor. Bu bir zulümdür, zulümle abad olunmaz” dedi.
Türkiye’nin yüzde 18’inin açlık, yüzde 80’inin ise yoksulluk sınırı altında olduğuna da dikkat çeken Rıza Güneri, 13 milyon 400 bin kişinin de ‘under-class’ denilen toplumda sınıf altı bir kitle olarak yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Rıza Güneri, insanlara yapılan en büyük zulmün onları açlığa mahkûm etmek olduğunu da belirterek, bu zulmün hükümetin sonu olacağını aktardı.
BEDRETTİN 5 YAŞINDA, HÜKÜMET 7. YILINDA
Dilenciliğe zorlanan ve ölesiye dövülerek yol kenarına terk edilen 5 yaşındaki minik Bedrettin’in gazete ve televizyonlarda yer alan yaşam öyküsüne de atıfta bulunan Rıza Güneri, “İktidar 7. yılında, Bedrettin 5 yaşında. Bedrettin ve onun gibiler mevcut iktidar döneminde bu hale geldi. Başbakan, ‘Bedrettinlerin hakkını koruyacağım’ diyerek iktidara gelmişti. Şimdi ise kurtlar sofrasından pay kapmanın peşinde. Adalet diye geldiler, dünyalık peşinde koşuyorlar” diye konuştu.
EFENDİSİNİ ŞAŞIRAN HEDEFİNİ DE ŞAŞIRIR
Bu iktidar döneminde ülkenin borçlanmasında da büyük artışın yaşandığının altını çizen Rıza Güneri, 2002 yılında 90 milyar dolar olan borcun şimdi ise 220 milyar dolara kadar çıktığını aktardı ve ekledi: “2009 bütçesinde 10 milyar TL olarak öngörülen açık 50 milyar TL oldu. 2010 yılında ise 50 milyar TL olarak öngörülen açığın ne kadar olacağını siz düşünün. Her gün 170 milyon TL bu ülkede bir avuç mutlu azınlığa faiz olarak ödeniyor. Ülkemizin zenginlikleri bir kısım mutlu azınlık ve yakınlarına yanlış politikalarla peşkeş çekiliyor. Bu arkadaşlar bizimle birlikte de çalıştı. Gerçekten samimi olmuş olsaydılar havuz sistemini getirirdiler. Efendisini şaşıran hedefini de şaşırır.”
KAHVALTIDA ÇÖZÜLECEK SORUNU RANT İÇİN KULLANDILAR
Konuşmasının son bölümünde ‘demokratik açılım’ konusunda gelinen noktayı değerlendiren Rıza Güneri, hükümeti ve muhalefet partilerini rant elde etmekle suçladı, sorunun bir kahvaltı toplantısında doğru üslupla, kavga etmeden, ortak projelerle çözülebilecek kadar kolay olduğunu söyledi. Rıza Güneri, açılımla ilgili projesi olan tek partinin Saadet olduğunu da vurguladı.
MİLLETE ONURUNU VERİN
İktidara iki konuda seslenerek konuşmasını bitiren Rıza Güneri, şunları söyledi: “Millet size sistemi değiştirin, millet hep egemen olsun diye oy verdi. Siz hiç kalıcı, köklü değişiklik yapmadınız. Sadece kişileri değiştirdiniz. YÖK’ü değiştirin dediler, başkanını değiştirdiniz. Üst kurulları değiştirin dediler, kendi adamlarınızı yerleştirdiniz. Anayasayı sivil, demokratik hale getirin dediler, siz sadece cumhurbaşkanını seçtiniz. Bu milletin başörtüsü sorununu bile çözemediniz. İkinci olarak millet size IMF’yi kovun, ekmeği bölün, adil dağıtın diye oy verdi. Oysa siz milleti aç, yoksul, işsiz bıraktınız. Ardından ekmek dağıttınız, buzdolabı dağıttınız, çocuklara top dağıttınız. Ama aile reisi size sesleniyor. Bana ekmek değil iş verin, bana tezgahımı verin, ben çalışıp oğluma top alırım. Bana onurumu verin.”
Fikir partisi olarak ifade ettiği Saadet Partisi’nin ise kalıcı ve köklü olduğundan dolayı büyüdüğünün altını çizen Rıza Güneri, Milli Görüş’ü temsil eden partisinde davasına sahip çıkan inanmışların bulunduğunu söyledi ve ekledi: “Milli Görüş, milletimizin inancını temsil etmektedir.” Partisinin geçmişinin başarılarla dolu olduğunu da hatırlatan Rıza Güneri, “Kavgacı olmayan, çatışmayan bilgi temelli üslubun sahibiyiz. Milletimiz bu üslubu iktidara getirecektir” dedi.
TÜRKİYE, YÜZDE 24 İŞSİZLİKLE DÜNYADA 2. SIRADA
Konuşmasının devamında gündemdeki konuları değerlendiren Rıza Güneri, yoğun ve hareketli gelişmelere rağmen en önemli konunun ekonomik sıkıntılar olduğunun altını çizdi. Yüzde 24 işsizlikle Türkiye’nin dünyada 2. sırada yer aldığını belirten Rıza Güneri, bu durumu, ekonomik krizin ülkeyi teğet geçmediğinin göstergesi olarak ifade etti.
İşsizlik ve yoksulluğun had safhada olduğunu anlatan Rıza Güneri, Tekel işçilerinin durumunu işsizliğin nasıl meydana geldiğine örnek gösterdi. Tekel işçileri için Başbakan’ın ‘yan gelip yatıyorlardı’ ifadelerine atıfta bulunan Rıza Güneri, ‘niye yan gelip yatıyorlardı?’ diye sorarak şöyle cevap verdi: “Çünkü sen Tekel’i özelleştirdin.” Yine Başbakan’ın ‘ben iş bulmak mecburiyetinde değilim’ sözlerini de hatırlatan Rıza Güneri, “O zaman sebebi hükümetin nedir? Devletin insanlarına iş bulmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu da bilmiyor. Bu bir zulümdür, zulümle abad olunmaz” dedi.
Türkiye’nin yüzde 18’inin açlık, yüzde 80’inin ise yoksulluk sınırı altında olduğuna da dikkat çeken Rıza Güneri, 13 milyon 400 bin kişinin de ‘under-class’ denilen toplumda sınıf altı bir kitle olarak yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Rıza Güneri, insanlara yapılan en büyük zulmün onları açlığa mahkûm etmek olduğunu da belirterek, bu zulmün hükümetin sonu olacağını aktardı.
BEDRETTİN 5 YAŞINDA, HÜKÜMET 7. YILINDA
Dilenciliğe zorlanan ve ölesiye dövülerek yol kenarına terk edilen 5 yaşındaki minik Bedrettin’in gazete ve televizyonlarda yer alan yaşam öyküsüne de atıfta bulunan Rıza Güneri, “İktidar 7. yılında, Bedrettin 5 yaşında. Bedrettin ve onun gibiler mevcut iktidar döneminde bu hale geldi. Başbakan, ‘Bedrettinlerin hakkını koruyacağım’ diyerek iktidara gelmişti. Şimdi ise kurtlar sofrasından pay kapmanın peşinde. Adalet diye geldiler, dünyalık peşinde koşuyorlar” diye konuştu.
EFENDİSİNİ ŞAŞIRAN HEDEFİNİ DE ŞAŞIRIR
Bu iktidar döneminde ülkenin borçlanmasında da büyük artışın yaşandığının altını çizen Rıza Güneri, 2002 yılında 90 milyar dolar olan borcun şimdi ise 220 milyar dolara kadar çıktığını aktardı ve ekledi: “2009 bütçesinde 10 milyar TL olarak öngörülen açık 50 milyar TL oldu. 2010 yılında ise 50 milyar TL olarak öngörülen açığın ne kadar olacağını siz düşünün. Her gün 170 milyon TL bu ülkede bir avuç mutlu azınlığa faiz olarak ödeniyor. Ülkemizin zenginlikleri bir kısım mutlu azınlık ve yakınlarına yanlış politikalarla peşkeş çekiliyor. Bu arkadaşlar bizimle birlikte de çalıştı. Gerçekten samimi olmuş olsaydılar havuz sistemini getirirdiler. Efendisini şaşıran hedefini de şaşırır.”
KAHVALTIDA ÇÖZÜLECEK SORUNU RANT İÇİN KULLANDILAR
Konuşmasının son bölümünde ‘demokratik açılım’ konusunda gelinen noktayı değerlendiren Rıza Güneri, hükümeti ve muhalefet partilerini rant elde etmekle suçladı, sorunun bir kahvaltı toplantısında doğru üslupla, kavga etmeden, ortak projelerle çözülebilecek kadar kolay olduğunu söyledi. Rıza Güneri, açılımla ilgili projesi olan tek partinin Saadet olduğunu da vurguladı.
MİLLETE ONURUNU VERİN
İktidara iki konuda seslenerek konuşmasını bitiren Rıza Güneri, şunları söyledi: “Millet size sistemi değiştirin, millet hep egemen olsun diye oy verdi. Siz hiç kalıcı, köklü değişiklik yapmadınız. Sadece kişileri değiştirdiniz. YÖK’ü değiştirin dediler, başkanını değiştirdiniz. Üst kurulları değiştirin dediler, kendi adamlarınızı yerleştirdiniz. Anayasayı sivil, demokratik hale getirin dediler, siz sadece cumhurbaşkanını seçtiniz. Bu milletin başörtüsü sorununu bile çözemediniz. İkinci olarak millet size IMF’yi kovun, ekmeği bölün, adil dağıtın diye oy verdi. Oysa siz milleti aç, yoksul, işsiz bıraktınız. Ardından ekmek dağıttınız, buzdolabı dağıttınız, çocuklara top dağıttınız. Ama aile reisi size sesleniyor. Bana ekmek değil iş verin, bana tezgahımı verin, ben çalışıp oğluma top alırım. Bana onurumu verin.”