Saadet Partisi (SP) Konya İl Gençlik Kolları Başkanı Av. Yasin Oruç ve gençlik kolları üyeleri İsrail hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda İsrail 2008 yılı kabine üyeleri, İsrail Adli Tıp Enstitüsü, 1990 İsrail Kabine Üyeleri ve Ebu Kabir Adli Tıp Enstitüsü’nün 1990’daki Başkanı Dr. Yehude Hiss yer aldı.
Suç duyurusunda yer alan konularının başında ise;
1. İsrail Adli Tıp Enstitüsü’nün 1990 yılında İsrailli asker ve sivillerle, Filistinlilerin ve yabancı işçilerin cesetlerinden ailelerden izinsiz bir biçimde deri parçalan, kornealar, kalp kapakçıkları ve kemik toplayarak insanlık suçu işlemesi.
2. İsrail'in Filistin topraklarında yaşayan halkı abluka altında tutarak ambargo uygulamak suretiyle insanlık suçu işlemesi.
3. İsrail'in 2008 yılı aralık ayında Filistin’in Gazze şehrine günlerce bomba yağdırarak 1400’ün üzerinde sivil insanı katletmek suretiyle insanlık suçu işlemesi.
4. İsrail'in 2008 yılı Gazze katliamında fosfor bombası, misket bombası ve başkaca yasaklanmış silahlar kullanmak suretiyle insanlık suçu işlemesi sebebiyle iş bu eylemleri dolayısıyla sanıkların tespiti ve cezalandırılması talepleri yer aldı.
1700 SİVİL HAYATINI KAYBETTİ
SP’li gençler, Konya Adliye Sarayı önünde yaptıkları basın açıklamasında Filistin topraklarında İsrail’in değişik safhalarda işlemiş olduğu insanlık suçlarına karşı suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. Bu suçu işleyenlerin cezalandırılması gerektiğini söyleyen Gençlik Kolları Başkanı Av. Yasin Oruç, “Hepimizin malumu Ortadoğu'da yarım asrı aşkın bir süredir Filistin topraklarında Filistin halkına karşı kanlı ve acımasız bir saldırı söz konusudur. İsrail sadece 2009 yılında yapmış olduğu saldırılarda 315'i çocuk olmak üzere 1700'ün üzerinde sivil insanın acı bir şekilde ölümüne sebep olmuştur. Yine bu savaş esnasında pek çok Filistinlinin esir kamplarında insanlık dışı muamelelere maruz bırakılıp hayatlarının sona ermesine ilişkin daha önceki yıllarda pek çok görüntü ve fotoğraf dünya kamuoyunun gözleri önüne serilmiştir. Yine İsrail yetkilileri izinsiz organ nakli ile ilgili suçlamalara böyle bir iddianın bu günümüz için asılsız olduğunu iddia ederken, ilgili kişiler söz konusu insanlık suçunun 1990 yılında başta Ebu Kabir Adli Tıp Enstitüsü olmak üzere bazı sağlık kuruluşlarında İsrailli asker ve sivillerle, Filistinlilerin ve yabancı işçilerin cesetlerinden deri parçalan, kornealar, kalp kapakçıkları ve kemik toplayarak ailelerden izinsiz bir biçimde Organ naklinin yapıldığım itiraf etmişlerdir” dedi. “İsrail’in insanlığa geçen yıl yapmış olduğu Gazze katliamı ile tüm dünyaya çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir” diyen Oruç, İsrail’in halen Gazze şehrini abluka altına almak suretiyle ambargo uygulamakta ve insani yardımların Gazze'ye girmesine mani olarak, insanlık Suçu işlemeye devam ettiğini vurguladı.
TÜRK ADALETİ GEREKENİ YAPMALI
İsrail tarafından Filistin’e karşı yapılan bu eylemlerin Türk ceza kanununun 77. maddesinde açıkça suç olarak tarif edildiğinin altını çizen Oruç şöyle konuştu: “Bu nedenle ilgili makamlara İsrail hakkında suç duyurusunda bulunduk. Ancak bu madde hükümlerinin uygulanabilmesi için yine Türk Ceza Kanunu’nun 12 maddesi hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı’nın istemi gerekmektedir. Adalet Bakanlığı’nın bu noktada üzerine düşen görevi yerine getirmesi çağrısında bulunuyoruz. Geçtiğimiz hafta İngiltere adalet mekanizması 2009'un başlarında gerçekleştirilen Gazze işgalinden dolayı suçluları cezalandırmış ve İsrail Dışişleri Bakanı Livni’yi mahkûm etmiştir. Biz inanıyoruz ki; Türk adaleti İngiliz adaletinden daha adil, Türk hükümeti de İngiliz hükümetinden daha hassastır. Bu noktada ilgili kurumların suç duyurumuzla ilgili gereğini yapacakları hususunda inancımız tamdır.”
Filistin’e yardım amacıyla İngiltere’den yola çıkan konvoya de değinen Oruç, konvoya sınır kapılarında zorluk çıkarıldığını bu amaçla konvoyun Gazze şehrine girene kadar sokaklarda olacaklarını aktardı.
HASAN AYHAN