İslam'ı Öğretme İddiasındakiler

İslam'ı Öğretme İddiasındakiler

Müslümanların bu gün yaşadıkları dinin gerçek İslam olmadığını ve bu sebeple de kendilerinin anlattıklarının gerçek İslam olduğunu iddia edenlerinin iftiralarında artış görülmektedir.

İddia ettikleri düşüncelerinin abuk sabuk fikirler olduğunu kendileri bile fark edemeyen, bu modern okumuş cahiller sınıfında yer alanların çoğunluğunun üniversite mezunları, hatta öğretim görevlileri olduğunu da fark etmiş olmalısınız.

İnsanların din konusunda bu çokbilmişliğinin yanlışlığı, 1400 yıl öncesinde Hucurât Suresi16. Ayette “Siz Allah’a dini mi öğretiyorsunuz?” şeklinde uyarılmış olmasına rağmen, bu edepsiz iddianın devam ettiğini görüyoruz.

Bizim milletimizin de, İslam ilim ve irfan sofrasından devşirdiği çok önemli bir söz olan, “Çok bilen çok yanılır” ifadesini burada hatırlatmak gerekiyor.

Bunların son zamanlarda Müslümanların ibadetlerini, imanları karşısında önemsizmiş gibi göstermeye çalışarak, özellikle Namaz ibadeti hakkındaki sarsakça sözleri doğru imiş gibi göstermeye çalışması hayli ibretamizdir.

Kendini dini konularda güya en akıllılardan(!) ve bilgili kişi olanlardan kabul ettirmeye çalışan birinin, Namaz ibadeti hakkında: “Peygamberimiz bugün gelseydi, bize ilk söyleyeceği şey namaz olmazdı. Kur’an’ın indirildiği ilk 10 yıl Mekke’de farz olan şey namaz değildi, örtü emri, oruç, zekât da yoktu.” demesi cehaletten öte edepsizlik ve ahmaklıktan başka bir şey değildir.

Kurandan bahseden bir kişinin, en önce okuyup anlaması gereken kitap Kuran olması gerektiği halde Kuranı Kerim, İslam Dinini ve Namaz ibadetini öğretme iddiasında olan bir kişinin, Kurandan bu kadar habersiz olması ne kadar acıdır.

Kendini akıllı zanneden kişinin iddiası, İslam’da yüzyıllardır öğretilmeyen şeyin, Müslümanların İnsanlara karşı bir tür yasaklar listesi ile yaklaşmalarıdır.

Hz. Peygamberimizin(sav) nerede ise hayatının tüm kesimleri en ince detaylarına kadar, Sahabe Nesli(ra) tarafından kayıt altına alınmış ve 1400 yıldır her şeyin açık seçik bir şekilde ortada olduğu tartışmasızdır.

Buna rağmen Hz. Peygamberimizin(sav) sahih sünnetine ittiba ederek insanlara öncelikli görevimizin Rabbimizi(cc) tanıtmak olduğu ve emri olan ibadetleri ve yasakları tebliğ etmeyi sonraya bırakmak iddiası, dine çağırılanlara ve çağrıyı yapanlara töhmetten başka bir şey değildir.

Bu sebeple Müslümanlar olarak yaşadığımız hayattaki belki en büyük mutsuzluğumuz, Müslümanların Rabbimizi(cc) ve Hz. Peygamberimizi(sav) gerçek vasfıyla tanımaması ve tanıtmamasıdır.

Zatını(cc) tanıtmak için yarattığı insanoğlunun temel görevinin Cenabı Allah’ı(cc) tanımak olduğu iddiasıyla, emir ve yasaklarına uymak ile temel ibadetleri yerine getirmenin önemsizmiş gibi gösterilmesi ve bunun da tevhid adına yapılıyor olması en büyük yanlışlıktır.

Bir diğer yanlışlık ise; Hz. Rasulullah’ın(sav) Sahih Sünnetinde gösterdiği ibadetleri, emredilen edilen zamanda ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmeden de Müslüman olunabileceğinin zannedilmesidir.

Bu anlamda söylenen bir diğer yanlış söz de : “Sahabe, önce imanı öğrendi, sonra Kur’an’ı, yani ayetlerin hükümlerini öğrendi” şeklindeki sözlerdir.

Çünkü Hz. Rasulullah’ın(sav) Ümmetini eğitiminde İman, Kuran ve İbadet ayrı şeyler değildi.

Şimdilerde bazı aklı evveller ortaya çıkıp, insanları ibadetten alıkoyacak şekilde “Bize İslam çok yanlış öğretildi. Yaratıcımız olan Allah’ı(cc) tanımadan, din adına yapacağımız veya yapmayacağımız işleri belirleyen bir liste elimize veriliyor, sonra da öyle yapma, böyle konuşma, namaz kıl, oruç tut gibi ibadetler emrediliyor, Hâlbuki biz Rabbimiz Allah’ı(cc) daha fazla tanımanın yanında, daha fazla sevmek istiyoruz” şeklinde taleplerde bulunabiliyorlar.

Yani sevgi ve saygıyı, ibadetin alternatifi olarak zihinlere yerleştirmek istiyorlar.

Kısaca kalplerin yönünü Hz. Allah’a(cc) çevirme iddiasında olanların, insanların yönlerini kıbleye çevirmekten kaçınmaları, samimiyetsizlikten başka bir şey değildir.

FARKINDA MIYIZ?

Müslümanların ekonomik ve sosyal hayatlarında, kendi ifadelerine göre olumlu gelişmeler oldukça İslam Dini, Kuranı Kerim ve İbadetler konusundaki düşünce ve davranışlarında çok fazla olumlu gelişmeler yaşanmadığı gibi aksine olumsuz değişimler yaşanmaktadır.

Kuranı Kerim adına ortaya çıktıklarını iddia edenlerin, Hz. Peygamberimizin(sav) sahih Sünneti ve Hadislerine olan düşmanlıkları, bu aşamada inanç ve ibadetler konusunu da kapsayacak şekilde genişletilmeye çalışılmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri