Pınar Eğitim, Kültür ve Sanat Derneği tarafından ‘Kutlu Doğum Haftası’ kapsamında gerçekleştirilen programa konuşmacı olarak katılan Gazeteci Yazar Ahmet Taşgetiren, gençlere gereken önemin verilmesi gerektiğini ifade etti. Konevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘Peygamberimiz (SAV) ve Gençlik’ konulu konferansa vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. Hafız İbrahim Erbaş’ın Kur’an tilaveti ile başlayan programda konuşan Pınar Eğitim, Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Mahmut Sami Şahin, Peygamber Efendimizin gençlere çok önem verdiğini ifade ederek, Asr-ı Saadet’te, Hz. Ali, Mus’ab Bin Umeyr gibi birçok sahabinin genç yaşta önemli işlere imza attığını söyledi. Daha sonra ‘Peygamberimiz (SAV) ve Gençlik’ konulu konferansını veren Yazar Ahmet Taşgetiren, bugüne kadar ‘Kutlu Doğum Haftası’ etkinliklerinde çeşitli konularda konuşmalar yapıldığını ancak bu konularda hiç özele inilmediğini söyledi. Bundan sonra daha spesifik konulara değinmek gerektiğini ifade eden Taşgetiren, konferansın konu başlığını bu bağlamda seçtiklerini ifade etti. Konferanslarda, konuşmalarda ayrıntıya inildikçe daha çok fayda sağlanacağına inandığını kaydeden Ahmet Taşgetiren, “Bir Asr-ı Saadet devri hakkında, bir Hicret hakkında, bir İstanbul’un Fethi hakkında, bir Çanakkale Destanı hakkında neler biliyoruz? Hâlbuki bu olayların içinde binlerce hikaye var ve bizim bu konularda bildiğimiz çok az şey var. Bana göre şimdiye kadar Asr-ı Saadet’ten Mus’ab Bin Umeyr’in hayatı yazılmalı, Hicret’in, İstanbul’un Fethi’nin destanı yazılmalı, filmi yapılmalıydı” dedi.
Hazreti Peygamber Efendimizin ‘Yaşlılar beni yalanladı, geçler onayladı’ sözüne değinen Ahmet Taşgetiren, o devre bakıldığında bu sözün bir realitesinin olduğunun görüleceğini ifade etti.
“GENÇLERİ İKNA ETMEK DAHA KOLAY”
Aralarında amcalarının da bulunduğu büyük bir yaşlı kitlenin her zaman Peygamberimizin icraatlarına (SAV) engel teşkil ettiğini hatırlatan Taşgetiren, “Ebu Cehil, Ebu Lehep gibi o devrin müşrikleri Hazreti Peygambere inanmadıkları gibi, diğer insanlara da inanmamalarını öğütlüyorlardı. Ama öbür tarafta daha 10 yaşındaki Hazreti Ali, atlas elbiseli, zevk-u sefa içindeki Mus’ab Bin Umeyr hayatları pahasına Peygamber Efendimize inanmışlar, bu konuda hiçbir şeyden çekinmemişlerdir. Belki de o kirlenmemiş, daha dolmamış kalplerine Allah’ın nuru daha erken ulaşıyordu” dedi. Hazreti Peygamber’in 23 yıllık risalet döneminde, ikinci bir gençlik inşa ettiğini, ‘Rasulullah böyle yaptı, ben de yapayım’ diyerek, Allah’ın rasulüne aşk derecesinde bağlanan Abdullah Bin Ömer’in (Hazreti Ömer’in oğlu) de bu yeni neslin gençlerinden olduğunu dile getiren Taşgetiren, “Biz anneler, babalar olarak, o devrin gençleri gibi çocuklarımızı imanla yoğrulmuş gençler kılabiliyor muyuz? Yeni bir geleceğin inşasında biz nerdeyiz, kendi kendimizi sorguluyor muyuz? Ya da bu konuda üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Mus’ab olmak demek, Burkine Faso’ya, Gine’ye, Mozambik’e gidip tek başına, yapa yalnız Allah’ın dinini yaymaktır. Biz bunları yapabiliyor muyuz? Mus’ab olmak demek, emek vermek demektir, gittiğimiz yerlerdeki insanların elinden tutmak demektir” dedi. 60’lı yıllardan beri ülkemizde de idealist ve idealleri uğruna ölümü göze alan gençlerin yetiştiğini ifade eden Taşgetiren, elinden tutulursa ümit vadeden bir gençlik yetiştirilebileceğini anlattı.
ALİ ÖZCAN
Hazreti Peygamber Efendimizin ‘Yaşlılar beni yalanladı, geçler onayladı’ sözüne değinen Ahmet Taşgetiren, o devre bakıldığında bu sözün bir realitesinin olduğunun görüleceğini ifade etti.
“GENÇLERİ İKNA ETMEK DAHA KOLAY”
Aralarında amcalarının da bulunduğu büyük bir yaşlı kitlenin her zaman Peygamberimizin icraatlarına (SAV) engel teşkil ettiğini hatırlatan Taşgetiren, “Ebu Cehil, Ebu Lehep gibi o devrin müşrikleri Hazreti Peygambere inanmadıkları gibi, diğer insanlara da inanmamalarını öğütlüyorlardı. Ama öbür tarafta daha 10 yaşındaki Hazreti Ali, atlas elbiseli, zevk-u sefa içindeki Mus’ab Bin Umeyr hayatları pahasına Peygamber Efendimize inanmışlar, bu konuda hiçbir şeyden çekinmemişlerdir. Belki de o kirlenmemiş, daha dolmamış kalplerine Allah’ın nuru daha erken ulaşıyordu” dedi. Hazreti Peygamber’in 23 yıllık risalet döneminde, ikinci bir gençlik inşa ettiğini, ‘Rasulullah böyle yaptı, ben de yapayım’ diyerek, Allah’ın rasulüne aşk derecesinde bağlanan Abdullah Bin Ömer’in (Hazreti Ömer’in oğlu) de bu yeni neslin gençlerinden olduğunu dile getiren Taşgetiren, “Biz anneler, babalar olarak, o devrin gençleri gibi çocuklarımızı imanla yoğrulmuş gençler kılabiliyor muyuz? Yeni bir geleceğin inşasında biz nerdeyiz, kendi kendimizi sorguluyor muyuz? Ya da bu konuda üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Mus’ab olmak demek, Burkine Faso’ya, Gine’ye, Mozambik’e gidip tek başına, yapa yalnız Allah’ın dinini yaymaktır. Biz bunları yapabiliyor muyuz? Mus’ab olmak demek, emek vermek demektir, gittiğimiz yerlerdeki insanların elinden tutmak demektir” dedi. 60’lı yıllardan beri ülkemizde de idealist ve idealleri uğruna ölümü göze alan gençlerin yetiştiğini ifade eden Taşgetiren, elinden tutulursa ümit vadeden bir gençlik yetiştirilebileceğini anlattı.
ALİ ÖZCAN