İSLÂM EKONOMİSİ -8-

Şevki Çobanoğlu
Eşel Mobil Sistemi:
Emeği ile ücretli ve maaşlı olarak geçimini sağlayan kimselerin satın alma güçlerini koruyabilmek için, ücret ve maaşların hayat pahalılığına göre ayarlanmasıdır. Yani fiyatlar ne kadar artmış ise, ücretlerin de artan fiyatlara oranla yükseltilmesi gerekir. Bu şekilde denge tesis edilmiş olur. Aksi halde ücretli ve maaşlılar hayat pahalılığının ağır baskısı altında ezilirler.
İşveren çalıştırdığı işçiye gücünün üstünde bir yük yüklememelidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kardeşleriniz sizin hizmetçilerinizdir. Allah onları ellerinizin altına verdi, dileseydi, sizi onların eli altına sokabilirdi. Kiminki kardeşi eli altındadır; o halde ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan bir iş teklif etmeyin. Eğer teklif ederseniz siz de yardım edin.”(108)
Ayrıca işçiden verim almak için, işyerinin düzenli, temiz, sağlık şartlarına uygun olması gerekir. İslâm, kişiye saygıyı ve çalışanın sosyal yönünün iyi olmasını esas alır.
Ücret takdiri, kişinin merhamet, çalışma bilgisine göre belirlenmektedir. Yani “fayda” ilkesine göre tespit edilmektedir. Ücret takdiri konusunda Muhammed Fehr Şafka şöyle yazmaktadır: “İslâm’da ücret, menfaatin ve muadil olan şeyin parçasıdır. Bunun içindir ki, ücretlerin takdiminde faydadan başka şeyi esas kabul etmek caiz değildir.”(109)
İslâm ekonomisinde, çalışanlar sosyal, kültürel yönden desteklendikleri gibi ücretleri de yeterli seviyededir. Yeterli düzeyde ücret alan, emek sarf edenler, toplumun kalkınması için elinden geleni yapma gayreti içinde olurlar. Böylesi bir durum ekonomik kalkınmayı sağlarken, topluma da huzur ve saadet getirir.

PLÂNLAMA
İslâm, insanları daima çalışıp kazanmaya, mal sahibi olmak için çaba göstermeye, elde edilen serveti de değerlendirmeye teşvik eder.
İslâm, ticaret, ziraat, sanat ve sanayi üretimi gibi faaliyet yolları ile insanları maddi kalkınmaya teşvik etmektedir.
İslâm ekonomisinde, ekonomik faaliyetler yürütülürken, plânlama önemli bir yer tutmaktadır.
Müslüman, iyi bir plânlama yapıp elindeki imkânlarını verimli olarak kullanmazsa büyük vebal altına girer. Müslüman, büyük bir mesuliyet altında olduğu için ekonomik plânlamasını iyi yapmalıdır.
Plânsız yapılan yatırımlar sonucu, nice ekonomik imkânların heder olduğuna şahit olmaktayız.
Yapılacak plânlama, mülkiyet hakkını zedelemeden, hürriyetlere saygı göstererek, ülke şartlarının gerektirdiği şekilde, herkesin istifade edeceği biçimde olmalıdır.
Plânlamadan amaç; malların dengesiz bir şekilde birkaç kişinin veya zümrenin eline geçmemesi için ticaret, ziraat, hayvancılık, sanat ve imalât sektörlerinin plânlı şekle sokulmasıdır. Ekonomik plânlama ile kıt kaynakların harekete geçirilmesi de sağlanır.

KALKINMA VE BÜYÜME
İslâm ekonomi felsefesi, insanları, üretici teşebbüs konusunda salt şevklendirip bırakmaz, işbirliğini sağlamak için işi daha da ileriye götürür. Kalkınma için cazip teşviklerde bulunur. Gerçek bir Müslüman, kalkınma için yapılan işlere, bu yolda sarf edilen tüm gayretlere, Allah yolunda sarf edilmiş gayretler (Cihad fi sebilillah) nazarıyla bakar.(110)
Ekonomik kalkınma için İslâm’ın öngördüğü stratejinin alamet-i farikası, sosyal adaletin ve kalkınmanın birlikte yürütülmesidir. Buda kuşkusuz ki, İslâm’ın ekonomik kalkınma için sahip olduğu dürtülerle sağlanmaktadır. Kişilerin bireysel kararları gibi bir dürtü, İslâm’da itici güç olarak önemli bir yere sahip değildir. Kalkınma faaliyetleri genel anlamıyla toplumsal amaçlıdır ve tüm bireyler bu faaliyetlere gönüllü olarak katılırlar.(111)
Meseleye İslâmi açıdan eğilecek olursak, görürüz ki, kalkınma faaliyetleri kendi içlerinde bir sonuç olarak kalamazlar, aynı şekilde GSMH’nın yükselmesi de İslâmi anlamda bir kalkınma yada “büyüme” göstergesi sayılamaz. Amaç tüm boyutlarıyla birlikte iyi bir hayat sürmektir ki, ekonomik faaliyetler, işin salt bir cephesidir.(112)
İslâm kalkınma politikasının hedeflerini aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.(113)
A) İnsan Kuvvetlerinin Geliştirilmesi
B) Yararlı Üretimin Yaygınlaştırılması
 1- Temel ihtiyaç maddelerinin ve yiyeceklerin bol miktarda üretiminin sağlanması
 2- İslâm Dünyasının savunma ihtiyaçlarının temini
 3- Temel sanayilerin kendi kendimize yetecek hale getirilmesi
C) Hayat Düzeyinin Yükseltilmesi
D) Dengeli Gelişme
E) Yeni Teknoloji
F) Dış Dünyaya Bağımlılığın Azaltılması ve İslâm Dünyası ile Bütünleşme
İslâm ekonomisinde kalkınma ve ekonomik büyüme, İslâm beldesinde yaşayan insan gücüne dayalı olarak olağanüstü bir çaba ve çalışma sonucu meydana gelir.

KALKINMA STRATEJİSİ
Bir ekonomi sisteminin veya bir ekonomik modelin uygulanması için ortaya konan plân ve programlara kalkınma stratejisi denir. Bir ülkede hazırlanacak olan kalkınma plânının, o ülkenin sosyal ve ekonomik durumuna uygun olması gerekir. Kalkınma stratejisini belirlerken, bazı temel unsurlar esas alınmalıdır. Temel dayanaklardan uzak olan bir kalkınma plânı, hiçbir zaman başarılı olamaz.
Kalkınma stratejisinin temel dayanaklarını üç kısımda toplayabiliriz:(114)
1) Etkenler (Kalkınmanın Doktrini)
2) Aydınlar
3) Kurumlar
Etkenler (Kalkınmanın Doktrini): Bu faktör, kalkınma stratejisinin ruhunu teşkil etmektedir. İslâm ekonomisinde kalkınma etkeni, İslâm Dini’nin bütünüdür. Kalkınmanın temeli bu faktöre bağlıdır. Kalkınma, kendine has bir doktrinle gerçekleşir. Doktrinsiz kalkınma gerçekleştirilemez.
Aydınlar: Kalkınma doktrinini uygulayacak olanlar, o toplumun aydınlarıdır. Kalkınma stratejisinin başarıya ulaşması için toplum fertlerinin istenen ölçüde yetiştirilmesi gerekir. Ekonomik kalkınmanın başarı şartı, kalkınma stratejisini yürütenler de aranır. Aydınların menfi ve olumsuz tutumları kalkınma yolunu tıkar.
Kurumlar: Kalkınma stratejisini uygulama alanına koyarken, kalkınmanın ruhuna uygun müessese ve kurumların tesisi şarttır. Ayrıca bu kurum ve müesseselerin iyi organize edilmesi gerekir. Kalkınma doktrininin ruhuna uygun olmayan, dağınık ve bürokratik engelleri olan kurumlarla, kalkınma stratejisi yürütülemez.
Kalkınma stratejisini belirlerken, toplumun dini inançlarını, sosyal yaşantısını, ahlâki yapısını dikkate almalıdır. Kalkınma stratejisi, sadece dış ülkelerden sağlanacak kredi ve teknik yardımlara bağlı kalınarak hedefine varamaz. Kalkınma, sermaye teşkili suretiyle başlı başına bir sistem ister. Bu faktörleri dikkate almayan ülkelerin kalkınma hamleleri, devamlı olarak başarısızlıkla sonuçlanır. Dışarıdan ithal edilen kalkınma plânları ekonomik çözüm için çare değildir.
İkinci Dünya Savaşı’ndan az önce Almanya’da uygulamaya konan Dr. Schat Plânı kısa zamanda Almanya ekonomisini geliştirirken, aynı plân Endonezya’da uygulamaya konduğu halde başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Milletlerarası Para Fonu (IMF) ile Dünya Bankası (IBRD)’nin Üçüncü Dünya Ülkeleri’nde uygulamasını önerdiği kalkınma plânlarının bütünü olumsuz neticeler vermiştir.
Dışarıdan ithal edilen kalkınma plânlarının başarısızlığa uğramasının sebebi, uygulanan ülkenin kendi şartlarının düşünülmediği ve ayrıca plânlayıcı kuruluşların emperyalist ve sömürgeci amaçları bulunduğu içindir. Bununla beraber, ekonomik bakımdan ileri bir seviyede bulunan Batılı ülkelerin bunalım sürecini aşamadıkları görülmektedir. Bu bunalım faiz, israf, lüks ve başkalarının haklarını sömürmelerinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı bugün Batılı ülkelerin ekonomileri sıhhatli bir yapıya sahip değildir.
İslâm Ülkeleri, faizi terk etmek suretiyle faizsiz banka uygulamalarına gitseler, ekonomik kalkınmalarını süratli biçimde ve kısa zamanda gerçekleştirebilirler. Bu suretle fertlerin tasarrufları kısa zamanda faizsiz bankalara akacak, atıl tasarruflar gün yüzüne çıkacak ve yatırımlar hızlanacaktır. Yatırımların artması istihdam problemini çözerken, üretim de artacaktır. Üretimin artması ise enflasyonu yok edecektir. Gerçek bu iken, bugün İslâm Ülkeleri’nin içine düştükleri çıkmaz vahim bir manzara sergilemektedir.
İslâm Ülkeleri’ndeki aydınların çoğu, büyük bir aşağılık kompleksi içine düşmüşlerdir. Onların bu kompleksleri ya İslâm’ı bilmemelerinden, ya da Batılı fikirlerin etkisi altında kalarak, İslâm ekonomisine karşı duyarsız kalmalarındandır. Halbuki İslâm “iki günü bir olmayı” bile zarar saymaktadır.
İslâm Ülkeleri’nde ekonomilere yön veren aydınların çoğu; daha gözlerini açarlarken Kapitalist ve Sosyalist fikirleri öğrenmekle işe başlarlar ve hayatları boyunca da sadece bunların varlığını kabul ederler. Ekonomik çözüm önerileri hep Batı patentli olmaktadır. Batının ortaya koyduğu sistem ve zihniyetleri benimseyen bu aydınlar, Aristo’yu, Adam Smith’i, Lord John Maynard Keynes’i, Karl Marx’ı ve Milton Friedman’ı tanırlar da, bir İbn Haldun’un nasıl bir ekonomik görüş ortaya koyduğunu bilmezler ve öğrenme gereği de duymazlar.
Ne hazindir ki, İslâm Ülkeleri’nde bulunan büyük kültür hazineleri yüzüstü bırakılarak, ekonomik çözümler Batı patentli modellerin taklit edilmesinde aranmaktadır. Hiç Batılıların art niyetle hazırladığı kalkınma plânları ile Müslümanlar kalkınma hedeflerine varabilirler mi? Yabancı fikirlerin empoze edilmesiyle kalkınma hedeflerine varılamayacağı gibi, İslâm Ülkeleri’nin ekonomik değerleri de emperyalist güçler tarafından açıkça sömürülür. Ayrıca yabancıların önerdiği ekonomi politikaları, İslâm Ülkeleri’ne daha büyük riskler getirir ve problemler bırakır. Bugün emperyalizmin sömürü araçlarından IMF ve Dünya Bankası sundukları reçetelerle bu görevlerini plânlı bir şekilde yerine getirmektedirler.
Dış krediye ihtiyaç duyan İslâm Ülkeleri her defasında, gerekli istikrazı (dış krediyi) sağlamak için kapital sahibi ülkelerin ileri sürdükleri şartları kabullenerek onlara teslim olurlar. Ekonomik kalkınma plânlarının hususiyetlerini belirleme işini de yabancı uzmanlara bırakırlar. Bu uzmanların, kalkındırmaya çalıştıkları(!) geri kalmış ülkelerle uzaktan yakından hiçbir ilişkileri yoktur. Misal olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Üçüncü Dünya Ülkeleri için hazırlanmış olan Dördüncü Nokta adlı kalkınma plânı, söz konusu ülkeler için ekonomik alanda hiçbir yarar sağlamamıştır. Çünkü bu plân, Üçüncü Dünya Ülkeleri’nin doğal kaynaklarını harekete geçirmemişti. Bu yüzden sözünü ettiğimiz plân için tahsis edilen mali finansmanlar da adeta donuklaşmış ve hareket etmez olmuştu. Bu plân için tahsis edilen para, idari işlere sarf edilmişti. Bu nedenle de ekonomik kalkınmaya sıfır noktasından başlamakta olan söz konusu ülkelerin hiçbir ihtiyacı karşılanmamıştı.(115) Hatta bu şekilde Üçüncü Dünya Ülkeleri altından kalkılması zor olan, ağır dış borç yükleri altına girmişlerdir.
Doğru-dürüst ekonomileri olmayan toplumların, doğru-dürüst kültürleri de yoktur. Ahlâki değerleri de giderek zayıflamaktadır.(116)
Ekonomik fakirlik siyasal fakirliği doğurmakta sonra da ekonomik sömürüyü ve bağımlılığı ortaya çıkarmaktadır. Bugün dünyada ekonomik bakımdan aşağı düzeyde olup da bağımlı olmayan bir topluluk var mıdır?(117)
Kalkınma milli bir davadır. Sunulacak reçetelerin de, o ülkenin benliğine uygun düşünceleri taşıması gerekir. İslâm Ülkeleri, ancak, faizsiz temele dayalı İslâm ekonomisinin uygulanması ile kalkınabilirler.
------------------
DİPNOTLAR:
108) Celal Yeniçeri, İslâm İktisadının Esasları, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1980, sh: 120
109) A.g.e. 121
110) Prof. Dr. Muhammed Necatullah Sıddıki, İslâm Ekonomi Düşüncesi, sh: 46
111) A.g.e. sh: 47
112) A.g.e. sh: 47
113) Hurşid Ahmed, İslâm’da Ekonomik Kalkınma, Furkan Yayınları, (Tercüme; Fatih Kul), İstanbul, 1983, sh: 32
114) En-Neccar, İslâm Ekonomisine Giriş, Hilâl Yayınları, İstanbul, 1978, sh: 376
115) Malik Bin Nebi, Ekonomi Dünyasında Müslüman, Hicret Yayınları, İstanbul, 1976, sh: 102
116) Dr. Ali Şeriati, İslâm Ekonomisi, Dünya Yayıncılık,(İkinci Baskı), İstanbul, 1996, sh: 11
117)A.g.e. sh: 13

---------------------
KAYNAKÇA:
1) Kur’an’ı Kerim
2) Hadis-i Şerifler
3) İmam Gazali, İhyau Ulumid-din, Bedir Yayınevi, İstanbul, 1975
4) Muhammed Bakır Es-Sadr, İslâm Ekonomi Doktrini, Hicret Yayınları, İstanbul, 1979
5) Celâl Yeniçeri, İslâm İktisadının Esasları, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1980
6) Muhammed Necatullah Sıddıki, İslâm Ekonomi Düşüncesi, Bir Yayıncılık, İstanbul, 1984
7) Prof. M.A. Mannan, İslâm Ekonomisi, Fikir Yayınları, İstanbul, 1980
8) Prof. Abdulkerim Zeydan, İslâm Hukukuna Giriş, İstanbul, 1976
9) Abdulkadir Udeh, İslâm’da Mal ve İdare, Sebat Basımevi, Konya, 1977
10) Bediüzzaman Said Nursi, İktisat Risalesi, Sözler Yayınevi, İstanbul, 1978
11) İsmet Bozdağ, Üçüncü Çözüm, Kervan Kitapçılık, İstanbul, 1983
12) P.A. Samuelson, İktisat, Menteş Kitapevi, İstanbul, 1973
13) Dr. Ali Şeriati, İslâm Ekonomisi, Dünya Yayıncılık, İstanbul, 1996
14) Ahmet Debbağoğlu, İslâm İktisadına Giriş, Dergah Yayınları, İstanbul, 1979
15) Prof. Muhammed Faruk/Prof. Hasan Seme, Faiz Tarihi ve İslâm, Sinan Yayınevi, 1968
16) Ebul-Âlâ El-Mevdudi, Tefhim-ül Kur’an, Hilâl Yayınları, İstanbul, Cilt: 1
17) Ebul-Âlâ El-Mevdudi, Faiz, Hilâl Yayınları, İstanbul, 1979
18) Prof. Dr. Seyyid Kutup, İslâm ve Faiz, İkbal Yayınları, Ankara
19) Yusuf El-Kardavi, İslâm’da Helâl ve Haram, Beyrut, 1980
20) Aristoteles, Politika, Remzi Kitabevi, İstanbul
21) John Maynard Keynes, İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi, Minnetoğlu Yayınları, İstanbul, 1980
22) Donal C. Blaisdell, Osmanlı İmparatorluğunda Avrupa Mali Denetimi (Düyunu Umumiye), Doğu-Batı Yayınları, İstanbul, 1979
23) Meydan Larousse, İstanbul, 1971, Cilt: 4
24) Doç. Dr. Selman Başaran, Faiz Hadisleri, İlim ve Kültür Yayınları, Bursa, 1986
25) Prof. M.A. Mannan, Faizsiz Banka, Ufuk Yayınları, Ankara, 1969
26) Halil Günenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, İlim Yayınları, Cilt: ı, İstanbul, 1983
26) Ali Rıza Demircan, İslâm Nizamı, İstanbul, 1979
27) Ebul-Âlâ El-Mevdudu, İslâm Nizamı, Hilâl Yayınları, İstanbul, 1978
28) Abdülaziz Bayındır, İslâm Açısından Enflasyon ve Çözüm Yolları, İlmi Tartışmalar Dizisi: 1, Ensar Neşriyat, İstanbul, 1983
29) Dr. Halit Çöloğlu, Enflasyon ve Getirdikleri, Kutsun Yayınevi, Ankara, 1979
30) Huşid Ahmed, İslâm’da Ekonomik Kalkınma, Furkan Yayınları, İstanbul, 1983
31) Ayhan Önay, İktisadi ve Ticari Terimler Sözlüğü, Turhan Kitabevi, Ankara, 1978
32) Doç. Dr. Ahmet Tabakoğlu, İslâm ve Ekonomik Hayat, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2003
33) Süleyman Karagülle, İslâmiyet ve Ekonomik Doktrinler, Kaynak Yayınları, 1969.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.