İSLÂM EKONOMİSİ -7-

Şevki Çobanoğlu
ENFLASYON
Enflasyon, fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi, başka bir ifade ile paranın satın alma gücünün düşmesidir. Enflasyonda para değeri düşer ve fiyatlar yükselir.
Enflasyon, piyasaya ihtiyaçtan fazla para sürülmesinden dolayı paranın değerinin düşmesine yol açan olaydır.(96)
Sebepleri, sonuçları ve içtimai hayattaki etki ve reaksiyonları ile insanlar üzerinde psikolojik, sosyal ve ekonomik bakımdan önemli menfi tesirler ve izler bırakan “enflasyon”; çok yönlü bir olaydır. Enflasyonun yıkıcı diğer etkisi de, para ve iktisadi değer ölçüleri hususunda sürekli değişiklik ve belirsizlik doğurarak, kişiler arasında “kavramlar, değerler ve ölçüler anarşisine” zemin hazırlamasıdır.(97)
Enflasyon olayına, tarihte ilk ilmi açıklama ve yorum getiren bilgin; ünlü İslâm mütefekkiri İbn Haldun olmuştur. İbn Haldun, daha çok, zulüm, baskılar ve huzursuzluklar neticesinde ortaya çıkan üretim azlığı, kıtlık ve darlık buhranları üzerinde durmuştur.(98)
Enflasyon, servet ve gelir dağılımını değiştirici bir olaydır. Zenginlik, bir sosyal sınıftan diğer sosyal sınıfa geçmektedir. Aşırı ve hızlı enflasyon dönemlerinde, zekâlarını ve pratik bilgilerini borsa taktiklerindeki ustalıklarıyla birleştirebilen spekülâtörler, hayret uyandıracak derecede çıkarlar elde edebilmektedirler.(99)
Enflasyon, ekonomik, politik ve sosyal yönleri olan bir problemdir. Lügâtte; şişmek, büyümek demektir. İktisadi alanda ve para konusunda ifade eylediği manâda enflasyon; yükselen fiyatlar bir taraftan tasarruf mülkiyetine veya tasarrufların dağılımına farklı tesirlerde bulunur. Borçlular lehine, alacaklılar aleyhine neticeler ortaya koyar. Ayrıca gelir sahiplerine fiyatların yükselmesine ayak uydurup uydurmamaları nispetinde tesir eder. Enflasyon ile servet ve gelirlerde önemli aşınma usule gelir. Bunu önlemek, gerçek gelir ve servetleri korumak için tedbirler alınması icap eder.(100)
Enflasyonun en açık belirtisi, para değerinin düşmesi ve fiyatların yükselmesidir.
Enflasyon, gizli, açık ve hiper enflasyon şeklinde ortaya çıkar.
a- Gizli Enflasyon: Açıkça belli olmayan sebepler sonucu para değerinin düşüş kaydetmesidir.
b- Açık Enflasyon
1) Talep Enflasyonu   
2) Arz Enflasyonu
3) Yapı Enflasyonu
olmak üzere üç bölüme ayrılır.
c- Hiper Enflasyon (Paranın Çöküşü): Bir ekonomide enflasyon oranı %45’e kadar yükseliyorsa o ekonomiye hakim kurumlar veya ülke hükümetleri panik içinde olur.(101)
Panik içinde yapılan bütün şuursuz hareketler, ülke ekonomisinde olumsuz sonuçlar meydana getirir. Bundan sonra her ters sonuç, diğer bir ters sonucu beraberinde getirir. Ekonomide depresyon (iktisadi daralma) olayı vukuu bulur. Bu sebeple hiper enflasyonu depresyonun başlangıcı saymak mümkündür.
Enflasyonu Önlemenin Çaresi:
Enflasyonu önlemenin tek çaresi, üretim arzı ile tüketim talebinin aynı seviyeye getirilmesi, yani dengelenmesidir. Bunu sağlayabilmek için bütün üretim faktörlerinin hizmete konulması gerekir. Ancak bunu yaparken bazı tedbirleri almak zorunludur.
Enflasyonu önleyici tedbirleri şöylece sıralayabiliriz:
1- Ekonomide tam istihdamı sağlamak
2- İsrafa açık olmayan dengeli bir üretim politikası
3- Kamu personel harcamalarını enflasyonu körüklemeyecek biçimde asgari bir seviyede tutmak. Ama kişilerin gelirlerini geçinebilme oranında ayarlamak gerekir.
4- Üretilen malların, kişi isteklerine cevap verecek şekilde piyasaya arzını gerçekleştirmek.
5- Ekonomide bazı dönemlerde sun’i talep artışları olmaktadır. Toplum fertlerini yönlendirmek sun’i talep artışlarını önlemek. Bunu yaparken kişileri lüks ve israf sayılan harcamalardan uzaklaştırmak gerekir.
Acaba bugünkü ekonomilerde enflasyon önlenebilir mi?
Buna verilecek cevap “hayır” dır. Çünkü enflasyonu önlemek için bir ekonomide mevcut olan bir takım olumsuzlukların kalkması gerekir.
Enflasyona sebep olan olumsuz etkileri şöylece sıralayabiliriz:
1- Faiz
2- Devalüasyon (Millî para değerinin düşürülmesi)
3- İsraf ve lüks
4- Kişiler de aşırı madde hırsı, yani kanaatsizlik
5- Üretimde, üretilecek malların konusundaki çapraşık yapı ve düşünceler
6- Eğer bir toplum da; faiz ilga edilip, haksız kazanç ortadan kalkarsa, israf ve lükse meydan verilmez de, tasarruf teşvik edilirse, kişiler arasında madde hırsı ve kanaatsizlik yerine, insanlar arası saygı sevgi yerleşir ve kanaat hakim kılınırsa, üretim de insan faydasına olan maddeler üretime sokulup, zaruri ihtiyaçlar karşılanırsa, enflasyon denen ekonomik hastalık kendiliğinden yok olacak demektir.

ÜCRET
Ücret, emeğin ve hizmetin karşılığı alınan bedeldir. Ücret, bir iş karşılığı veya işyerine bağlı olarak çalışanlara ödenir.
Maaş, devletin hizmetlerinde çalışanlara ve devlet sicilinde kayıtlı memurlara ödenen bedeldir.
Klâsik İslâm fıkıhçıları umumi olarak ücreti bir kira, yani faydalanma bedeli olarak tarif ederler. Emeğin ücreti de bir nevi onun kira bedelidir.(102)
Tüm yararlı şeyler içerisinde en çok harcanmaya yatkın olan, emektir.(103) Pazarlık gücünün zayıf olmasından ötürü, Kapitalist düzende, işçi marjinal üretkenliğin çok altında bir ücret almaktadır.(104)
İslâm, kişi emeğinin karşılığı olan ücrete büyük bir yer verilmiştir. İslâm’da yararlı ve dürüst çalışanlar din nazarında önemli bir yere sahiptirler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerif’te; “İşçinin ücreti, vücudunun teri kurumadan ödenmelidir.”(105) Bir başka Hadis-i Şerif’te ise, “En iyi kazanç, işini titizlikle yapan ve işverene karşı saygılı olan işçinin kazancıdır”(106) diye belirtilmektedir.
İslâm, adil ve dengeli bir toplumsal kalkınmanın yanındadır. Bunun için sermaye-emek uzlaşmasını zorunlu bir ön şart olarak görür.(107) İşçi ve işverenin İslâmi değerler doğrultusunda birbirini tamamlaması gerekir. İşveren işçiye emeğinin karşılığını ücretini verirken, işçi de işverenin malına zarar vermemeli ve onu korumalıdır.
Eşel Mobil Sistemi:
Emeği ile ücretli ve maaşlı olarak geçimini sağlayan kimselerin satın alma güçlerini koruyabilmek için, ücret ve maaşların hayat pahalılığına göre ayarlanmasıdır. Yani fiyatlar ne kadar artmış ise, ücretlerin de artan fiyatlara oranla yükseltilmesi gerekir. Bu şekilde denge tesis edilmiş olur. Aksi halde ücretli ve maaşlılar hayat pahalılığının ağır baskısı altında ezilirler.
İşveren çalıştırdığı işçiye gücünün üstünde bir yük yüklememelidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kardeşleriniz sizin hizmetçilerinizdir. Allah onları ellerinizin altına verdi, dileseydi, sizi onların eli altına sokabilirdi. Kiminki kardeşi eli altındadır; o halde ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan bir iş teklif etmeyin. Eğer teklif ederseniz siz de yardım edin.”(108)
Ayrıca işçiden verim almak için, işyerinin düzenli, temiz, sağlık şartlarına uygun olması gerekir. İslâm, kişiye saygıyı ve çalışanın sosyal yönünün iyi olmasını esas alır.
Ücret takdiri, kişinin merhamet, çalışma bilgisine göre belirlenmektedir. Yani “fayda” ilkesine göre tespit edilmektedir. Ücret takdiri konusunda Muhammed Fehr Şafka şöyle yazmaktadır: “İslâm’da ücret, menfaatin ve muadil olan şeyin parçasıdır. Bunun içindir ki, ücretlerin takdiminde faydadan başka şeyi esas kabul etmek caiz değildir.”(109)
İslâm ekonomisinde, çalışanlar sosyal, kültürel yönden desteklendikleri gibi ücretleri de yeterli seviyededir. Yeterli düzeyde ücret alan, emek sarf edenler, toplumun kalkınması için elinden geleni yapma gayreti içinde olurlar. Böylesi bir durum ekonomik kalkınmayı sağlarken, topluma da huzur ve saadet getirir.

PLÂNLAMA
İslâm, insanları daima çalışıp kazanmaya, mal sahibi olmak için çaba göstermeye, elde edilen serveti de değerlendirmeye teşvik eder.
İslâm, ticaret, ziraat, sanat ve sanayi üretimi gibi faaliyet yolları ile insanları maddi kalkınmaya teşvik etmektedir.
İslâm ekonomisinde, ekonomik faaliyetler yürütülürken, plânlama önemli bir yer tutmaktadır.
Müslüman, iyi bir plânlama yapıp elindeki imkânlarını verimli olarak kullanmazsa büyük vebal altına girer. Müslüman, büyük bir mesuliyet altında olduğu için ekonomik plânlamasını iyi yapmalıdır.
Plânsız yapılan yatırımlar sonucu, nice ekonomik imkânların heder olduğuna şahit olmaktayız.
Yapılacak plânlama, mülkiyet hakkını zedelemeden, hürriyetlere saygı göstererek, ülke şartlarının gerektirdiği şekilde, herkesin istifade edeceği biçimde olmalıdır.
Plânlamadan amaç; malların dengesiz bir şekilde birkaç kişinin veya zümrenin eline geçmemesi için ticaret, ziraat, hayvancılık, sanat ve imalât sektörlerinin plânlı şekle sokulmasıdır. Ekonomik plânlama ile kıt kaynakların harekete geçirilmesi de sağlanır.
DEVAM EDECEK
------------------
DİPNOTLAR:
96) Abdülaziz Bayındır, İslâm Açısından Enflasyon ve Çözüm Yolları, İlmi Tartışmalar Dizisi: 1, Ensar Neşriyat, İstanbul, 1983, sh: 22
97) İbrahim Ural, İlmi Tartışmalar Dizisi: 1, Ensar Neşriyat, A.g.e. sh: 54
98) İbrahim Ural, A.g.e. sh: 55
99) Abdülaziz Bayındır, A.g.e. sh: 31
100) Prof. Dr. Ali Şafak, İlmi Tartışmalar Dizisi: 1, Ensar Neşriyat, A.g.e. sh: 73
101) Dr. Halit Çöloğlu, Enflasyon ve Getirdikleri, Kutsun Yayınevi, Ankara, 1979, sh: 16.
102) Ahmet Debbağoğlu, İslâm İktisadına Giriş, Dergah Yayınları, İstanbul, 1979, sh: 272
103) Prof. M.A. Mannan, İslâm Ekonomisi, Fikir Yayınları, 1980, sh: 221(4. Baskı)
104) A.g.e. sh: 221
105) A.g.e. sh: 221
106) A.g.e. sh: 222
107) A.g.e. sh: 22
108) Celal Yeniçeri, İslâm İktisadının Esasları, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1980, sh: 120
109) A.g.e. 121

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.