İnsan, sevgi ve bayram

Recep Çınar

En zor şey insan olmak ya da adam olmak...

İnsan bedeninde taşıdığı ve yaşadığı duygularla değer kazanır...

Özellikle sevme duygusu...

Sevgi duygusu insana verilmiş en muhteşem ve en güzel duygulardan bir tanesidir...

Bu duyguyu en coşkulu, en mükemmel yaşayabilen de sadece ve sadece insandır...

Sevgi ve sevmek sadece insana çok yakışan bir duygudur...

Ama insana!

İnsan kılığına girmişlere değil...

Bazılarının üzerinde sırıtsa da, sevgi başlı başına Allah'ın insanlara bahşettiği önemli bir duygudur...

Sevmek ve sevilmek için de öncelikle insan olmak lazım...

İnsan doğmuş olmak, insan olmak için yeterli olmuyor bazen...

Gerçekten zor bir zanaat insan olmak...

Hele de bizim ülkemizde...

Bazı insanların sahte para, bazı paraların da sahte insanlar yarattığı bu dünyada nefes alıp vermek, dahası yaşamak, sanıldığı gibi hiçte kolay değil...

Dünya, sevgisiz insanlar yüzünden her geçen gün neşesini, sevincini ve heyecanını savaş çığlıklarına bırakıyor, özellikle de bu mübarek günlerde İslam coğrafyasında kardeşi kardeşe kırdırıyor...

Sevmekten yoksun, “sevgi duygusu”nu “cüzzam”lı gibi görenlerin daha çok at koşturduğu dünya, bundan sonraki süreçte inşallah insan gibi insan olan, yüreği sevgi ile dolu olanlarla yönetilir...

Çok zor mu yüreği sevgi dolu bir insan olmak?

Günümüz dünyasında evet...

Yukarıda da söylediğim gibi, zordur insan olmak ve insan kalabilmek...

Dürüst olmanın, namuslu olmanın prim yapmadığı bir dünyada yaşıyoruz maalesef...

Böyle bir dünyada, acıma duygusunu çöpe atmış, vicdandan yoksun, bencil, çıkar odaklı, ikiyüzlü, maskeli, nefretle dolu, öfkesine gem vuramayanlara “insan” demek mümkün mü?

Hele de bunlar ülke yönetiyorsa...

Hele de bunlar Müslümansa...

Hele de İslam aleminin en kutsal ayı Ramazan'da bunu yapıyorlarsa...

Ne denir bunlara?

“İnsan” diyebilir misiniz?

Ben demem...

Çünkü,  bebekleri öldürene, bebekleri hem öksüz hem de yetim bırakana, bırakın “insan” demeyi, “hayvan” demek bile zül gelir insan olana...

Allah, Ramazan gibi bir mübarek ayda ve bayram öncesinde kendisini insan zannedenlere de biraz akıl, biraz vicdan, biraz sevgi nasip etsin, etsin ki, kalplerindeki ve vicdanlarındaki kötü mühürleri kaldırsın...

Yani “sevgi ve vicdan engelli”lerin, bu engellerini kaldırsın ki, dünya rahat bir nefes alsın...

Tabi ki kalpleri  “münafık”lıklarla dolu olanların da,  bu engellerini kaldırsın ki, namustan, şereften, insanlıktan nasiplerini almamışlar da, biraz olsun insanlıktan nasiplensinler...

xxx

ANNESİZ İLK BAYRAM

Yazarların çoğu, “Ah nerede o eski bayramlar” diyerek başlarlar bayram yazılarına...

Benim de zaman zaman aynı duygularla yazdığım olmuştur...

Özellikle çocukluğumdaki bayramların, çok farklı bir tadı olduğunu, kokusu olduğunu ve çok daha içten olduğunu yazardım...

Gerçekten öyleydi...

Ne yazık ki, şimdi öyle değil...

Üstüne üstlük elini yüzünü öpeceğim annem de yok artık...

Annesiz ilk bayramımız olacak...

“Allah’ım elden ayaktan düşürmeden, yatırmadan beni al yanına” derdi rahmetli annem...

Allah dualarını kabul etti ve kuş gibi uçtu gitti...

Hem de gülümseyerek...

Hem de nur gibi bembeyaz...

Ama, selamsız sabahsız gitmedi...

Son nefesini vermeden iki saat öncesi konuşmuş ve gülüşmüştük...

Ben “Allah'a emanet ol annem” diyerek,  o ise, “İşiniz gücünüz rastgelsin, Allah İmandan Kur’an’dan ayırmasın” diyerek telefonları kapattık...

Yani selamlaştık, dualaştık ve ayrıldık...

Ve...

O bizsiz, biz onsuz ilk bayramı geçireceğiz...

Hayırlı bayramlar.