İNFAK  VE  YARDIM BİZE  CENNETİ  AÇAR

Nurten Selma Çevikoğlu

İnsanın mala-mülke düşkünlüğü ve bu hususta zâfiyeti olduğu bilinen bir husustur. Bu konu Kur’ân’ı Hakîm’de şöylece belirtilir: “Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayâtının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.”(Âli İmran, 14) Hayat boyu hep sâde ve mütevâzî bir yaşam sürdüren Peygamber aleyhisselam’da; ‘Dünyânın insan çekici ve cezp edici olduğunu’, dile getirerek ‘insanın zayıf yönüne’ vurgu yapmıştır. (Buhârî, Rikak 11)  

Kur’ân’ı Azûmüşşân’da namaz âyetlerinin hemen ardından ‘zekat’ husûsu işâret edilmiştir. Şerefli Kur’an’da tam 26 âyette namazdan sonra ‘zekat’ konusu geçer. Halbuki iki emir aynı anda emredilmemiştir. Namaz Mekke’de, ‘zekat’ Medine’de farz kılınmıştır. Zekat’ın bir anlamı ‘arınmak’tır. Namazda da bir arınma hâli söz konusudur. Namaz ile müminlerin ruhları mânen arınır. Zekat ile madden müminin malı temizlenmiş olur. Yâni iki önemli farz ibâdette bir arınma vardır. Şimdi bu âyetlere bakalım:

 “Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.” (Bakara, 110) (Bakara; 43-83-177-277…)

“Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allâh'a ve âhiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.” (Nisa, 162) (Nisa: 77)

“Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.”(Mâide, 55) (Mâide; 12)

“Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için âyetleri uzun uzâdıya açıklıyoruz.” (Tevbe, 11) (Tevbe; 5-18-71)

Ve yine diğer sûrelerde de meselâ; Meryem sûresi, Enbiya sûresi, Hac ve diğerlerinde aynı konuya temas edilir. Bu kadar çok tekrar demek ki, iki konunun arınma ikliminde birleşmelerindendir. (Âllâhuâlem)

Toplumda fakir-fukaranın hakkına ve hukûna sâhip çıkılması onların ihtiyaçlarının gözetilmemesi pek çok menfîliğe yol açar. Bunun giderilmemesi mânen toplumda ilâhî rahmetin çekilmesi anlamına gelir. Toplumsal bünyenin sapasağlam ayakta durması zekat, sadaka ve infak gibi yardımlarla sağlanır. Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm’ın bu hususta tam nokta atış yapan muhteşem bir hadisi vardır ki pek çok şeyi bir arada özetler mâhiyettedir. Buyuruyorlar ki, Kâinâtın Efendisi aleyhissalâtu vesselam;

 ‘Müslüman Müslüman’ın din kardeşidir. Ona haksızlık edip zulmetmez. Her kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyâcını giderirse, Allah Teâlâ’da onun ihtiyâcını giderir. Her kim de bir Müslüman’ın bir sıkıntısını kaldırırsa Allah Teâlâ’da onun kıyâmette bir sıkıntısını giderir. Her kim dünyâda, biir Müslüman’ın ayıp ve hatâsını örterse, Allah Teâlâ’da onun bir hata ve kusurunu kıyâmette örter, görmezden gelir.’(Tirmîzî, Hudud 3) Hakikaten bu mükemmel hadis toplumda pek çok problemlerinin giderilmesine en güzel cevap mâhiyetindedir. 

Hatâlı, yanlışlı, günahlı ortamlarda yaşayan insanoğlunun ahret gerçeği gün gibi açık, ayan-beyan gözünün önündeyken; ‘Ne yapsam da kendimi Rabb’ime affettirsem’ telâşında olmalı. Hem de mübârek Ramazan ayının ortası mağfiret olan sürecine girdiğimiz şu günlerde Cenâbı Mevlâ’mızdan bağışlanma dileyebilmek, O’nun rahmetini kazanabilmek çok ehemmiyetli. Bunu gerçekleştirmenin gâyet basit ve sâde yolu infaktan geçer.

Bu hususta şu değerli hadislere bir bakalım; 

‘Sizden her bir kimseyle kıyâmet günü Rabb’i mutlaka konuşacaktır ve arada tercüman da bulunmayacaktır. O kişi sağ yanına bakacak, göndermiş olduğu amelleri görecektir. Sonra sol yanına bakacak yine yapıp ettiği şeyleri görecek, karşısına bakınca da cehennemi görecektir. Kim, yarım hurmayla bile olsa yüzünü ateşten koruyabiliyorsa bunu hemen yapsın.’ (Tirmîzî, Sıfatu’l-Kıyâme 1) Yine bu hususta başka mükemmel bir hadis;

‘Hangi Müslüman elbise ihtiyâcı olan başka bir Müslüman’a elbise giydirirse, Allah Teâlâ’da ona cennetin yeşil elbiselerinden giydirir. Hangi Müslüman aç bir Müslüman’ı doyurursa Allah Teâlâ’da onu cennet meyvelerinden doyurur. Hangi Müslüman susamış bir Müslüman’a su verirse, Allah Teâlâ’da ona (kabı) mühürlü hâlis cennet şarabı içirir.’(Ebû Dâvud, Zekat 41) 

Bu kadar müjdeli hadisler bilhassa içinde bulunduğumuz hayırların bolca ve çokça yapıldığı mübârek Ramazan ayında bizi din kardeşlerimize yardıma teşvik ediyor. Zâten Allah Rasûlü aleyhissalâtu vesselâm’ın Ramazan ayındaki cömertliği zirvedeydi. (Buhârî, Bedu’l-Halk 6) Sahabe de bu güzel ayda infak ve yardım hususlarında birbirleriyle âdeta yarışırlardı. Onlardan bahsedemeyeceğim çünkü yerim kalmadı yazımda. O zaman bu birbirinden kıymetli hadisler yolumuza ışık olsun. Bol hayırlı, yardımlı günler dilerim efendim. 

Cumânız mübârek olsun. Selam ve duâ ile…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.