İnançta diyalog olmaz

Aydınlar Ocağı'nda konuşan Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, “Diyalog ve tolerans işleri kültürde olur, inançta olmaz. Onu yapacağınıza bir mazlumun derdini almak için yardımlaşın” dedi

Konya Aydınlar Ocağı’nda “Sûfîzm’in Entelektüel Boyutu” adlı bir konferans veren Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, “Tasavvufun aslı ve özü Kur’an ve Sünnet’tir” dedi. Sille Kültür Evi’ndeki sohbette, Allah’a ulaşmada felsefi bir akım olan sûfîzmin unutulan entellektüel boyutuyla ilgili açıklamalar yapan NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, konunun geniş, teferruatlı ve problemli bir mevzu olduğunu belirterek “İslâm medeniyetinin metafiziğinin şekillendiği en büyük, en önemli ve en orijinal alan tasavvuftur. Tasavvufun aslı ve özü Kur’an ve sünnettir” dedi. Tasavvufu “Tevhid inancını, yani hakikatı, evreni (kâinatı) ve eşyayı müşahade ederek algılamak, hakikatı kavramak” şeklinde tanımlayan Prof. Dr. Kuşpınar, tasavvufun gelişme devirleriyle ilgili kronolojik bilgiler de verdi.

TEVHİD, İKİLİKLERİ ORTADAN KALDIRMAKTIR
Tasavvufun, İslâm’ın iman, ihlâs ve ihsan boyutundan üçüncüsü olan “ihsan” hususuyla ilgili olarak “Allah’a, O’na görüyormuşcasına ibadet et! Her ne kadar sen O’nu göremezsen de, O seni görmektedir” hadisini hatırlatarak tasavvufun asıl kaynağını ‘ihsan’ın teşkil ettiğini söyleyen Kuşpınar, hakikatı, evreni ve eşyayı kavramanın tasavvufî yollarından “vahdet-i vûcud” ve “vahdet-i şûûd” hakkında da kısa bilgiler verdi. Hakikati kavramak konusunda “hak” kelimesinin önemine değinerek hakkı 'denge, uyum, gerçeklik ve bir şeyi yerli yerine koymak' olarak tarif eden Kuşpınar, tasavvuf ehlinin “bütün bilgi ve mânâ Allah’tan gelir” dediğini, filozofların ise bunu demediklerine dikkati çekti. Tasavvufta kalp, akıl, nefis ve ruhun önemine de değinen Kuşpınar, “İmam-ı Gazali bu dört kavramı bize gayet güzel açıklamıştır. Dünyada iki kitap vardır. İlki ilahî kitap olan Kur’ân-ı Kerîm, diğeri de kâinattır. Her iki kitabı da iyi okumak gerekmektedir” dedi. Akılsız tasavvufun olmayacağına işaret eden Kuşpınar,  tasavvufta şirk denilen şeyle ilgili olarak da “Tasavvuf ehlinin şirk dediği şey, algı açısından “bende varım” dediğin zaman işte o şirktir. Tevhid, tasavvuf ehlinde bütün ikilikleri ortadan kaldırmak. Ontolojik anlamda değil” şeklinde açıklama yaptı.

DİYALOG KÜLTÜRDE OLUR
Sufizm, kuru insan sevgisine dayanan hümanizm ve her şeyi hoşgörüyle karşılama ile ilgili sorulan bir soruyu Kuşpınar, şöyle cevap verdi: “Sufizme Batı’da üç türlü yaklaşanlar var. Bir, meraktan dolayı yaklaşanlar var. Bir arayış içerisinde ve burada her türlü mistizmi okuyor. Hayatı okuyor sadece İslam’ı değil. Yahudi’nin Kabala’sını okuyor, Hıristiyanların İncil’ini okuyor, Budizm ve Taoizm hepsini okuyor. Meraktan ellerine ne gelirse okuyor. İkinci gurup, Müslümanlar içerisinde de var maalesef. Yâni sözde dediğimiz. Diyalog ve tolerans dediğimiz şeyi de basit bir şekilde alıp, sanki bu İslâm’dan gayrı bir şeymiş gibi ortaya koyup her şeyi sevmek, her şeyi hoş görmek, her şeyi tolere etmek babında bunun bir ekstrem boyutu da şu; “bütün dinler birdir” anlamıyla yüklemek ki bu tamamen sakıncalı bir şey. Ona Arapça olarak Vahdet-i ehyân diyorlar. Diyalog ve tolerans işleri kültürde olur, inançta olmaz. Onu yapacağınıza bir mazlumun derdini almak için yardımlaşın. Bazı Müslümanlar zorla İslâm’ı, kendi anlayışları içerisindeki sufizme katıp öyle sunuyorlar ki, bunu da “tolerans adı altında yapıyorlar. İngilizce bir kelime var: ‘Size tahammül ediyorum.’ Bu ne demek? ‘Fazla gelme üzerime’ diyor. Toleransın kökü budur. Bu tamamen yanlış bir şeydir. Bilimsel açıdan da bunun ve diyalogun da yanlış olduğu ortaya kondu.
Üçüncü bir şey var ki; hakikaten tasavvufu İslâm’dan ayırmayan, İslâm’ın bir açılımı, bir yorumu olarak yapılan yâni İslâm’a uygun bir anlayış. Bunun cazibesi de var. Bu cazibeli anlayışa sahip İslâmiyet’in yükselişini önlemek adına Batı’da; 'cihad' kelimesini politize ettikleri için, onu militerize ettikleri için buradaki ‘cihad’ kelimesini kullanarak 'sufizm farklı bir şeydir' gibi yorumluyorlar. Peki bunun aslı nedir? Cihadın dereceleri vardır ve İslâm’ın bir parçasıdır. Kalemî, fizikî, vicdanî ve edebî boyutları da var.”
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri