İnanan ve inanmayanlar

Erdal Özel

Her konuda, inananlar ve inanmayanlar olarak ikiye ayrılıyoruz. 

Geçtiğimiz günlerde TÜİK ( TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU ) Eylül ayı enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK tarafından açıklanan oranlara göre;

Eylül ayı tüketici enflasyonu, ağustos ayına göre %0,97, yıllık ortalamaya göre de %11,47 olarak artış gerçekleştirdi.

Bu açıklamaların ardından piyasaların ve vatandaşların tepkisi gelmeye başladı. Piyasalardaki tepkiyi, döviz kurlarına bakarak görebiliyoruz ancak vatandaşın tepkisi ne yazık ki, sosyal çevrelerindeki sohbetlerinde kalıyor. 

Anket şirketlerinin çalışmalarında, sosyal medya ya da medyada birkaç cümle ile kendisini ifade etme şansı bulan vatandaşlara göre bu açıklanan rakamlar hiç te inandırıcı değil. 

Gerçekten bir hatamı var?

Açıklanan rakamlar gerçeği yansıtmıyor mu?

Önce enflasyonun, kısa bir tanımlamasını yapalım: 

‘’ Dolaşımda bulunan para miktarı ile arz edilen mal ve hizmetler arasındaki farktan kaynaklanan fiyat artışlarının toplamı ’’

Temelinde, ekonomideki arz – talep dengesi olan bu teknik kavram, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu için biraz daha detaylandırmak ve anlaşılabilir hale getirmek gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle ‘’enflasyon‘’ kavramını anlayabilmek için paranın da bir mal olduğunu bilmek lazım. 

Merkez Bankası her ihtiyacı olduğunda para basamaz. 

Basacağı para miktarının bir karşılığı olması gerekir. 

Bu karşılık ekonomi de her ne kadar ‘’altın’’ olsa da, döviz miktarı da karşılık olarak kullanılıyor.

İlk tanımıza yeniden yapacak olursak; 

‘’Enflasyon, dolaşımdaki para miktarının, karşılığı olması gereken altın ve dolardan daha fazla olması sebebi ile fiyatlar genel seviyesindeki yükseliştir‘’ dersek daha açıklayıcı olacaktır.

Halk arasında, TÜİK’ e karşı olan bu güvensizliğin temelinde yatan şey nedir?

Enflasyonun tanımı gibi, hesaplanma yöntemleri ve türleri de çok fazladır. 

TÜİK’ in kullandığı hesaplama yöntemi ve mevcut enflasyon sepeti içerindeki mal ve hizmetler, dar gelirli vatandaşın harcama yoğunluğuna göre değil, genel olarak belirlendiği için açıklanan oranlar ile vatandaşın hissettiği enflasyon arasında da fark oluşuyor. 

Ekonominin olmazsa olmazı güven faktörünün yeniden oluşması ve halkta mağduriyet oluşturmaması adına enflasyon sepeti ve hesaplama yöntemlerinin değiştirilmesi yerinde bir karar olacaktır. 

Gözden kaçmaması gereken ÜFE ( Üretici Fiyat Endeksi)

Eylül ayında, ağustos ayına göre % 2.65 olarak artış gerçekleştiren üretici fiyat endeksine bakınca, üretim maliyetleri artan üreticinin, maliyetlerini halka tam olarak yansıtamadığını da göz ardı etmeyelim. 

Saygılarımla…