Dost, sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı demektir. Kadim dost, can dostu, aile dostu gibi kelimeleri gündelik yaşamımızda çok kullanırız. Hayatımızda, yakın ve uzakta, dostlarımız, kardeşlerimiz, sevdiklerimiz vardır.
**
Bizleri ve kâinatı yaratan Rabbimiz (c.c.) kitaplar ve Peygamberler göndererek iki cihan saadetinin yolunu göstermiştir. Yüce Mevla’mız (c.c.) Peygamberlere bazı lakaplar vermiştir. Misal olarak; Hz. İbrahim (a.s.)’e “Halilullah (Allah’ın dostu)” lakabını, Efendimiz (s.a.v.)’e “Habibullah (Allah’ın sevgilisi)” lakaplarını vermiştir. İşte bu sebeplerden dolayıdır ki ‘dost, yar, yarenlik’ çok önemlidir.
**
Dostlukların da büyüklük ve mertebeleri vardır. Hiç şüphesiz ki, en büyük dostumuz bize bizden daha yakın olan, her han ve her yerde bizimle olan, Mevla’mızdır (c.c.). Sonra ümmetine çok düşkün Peygamberimiz (s.a.v.) gelir elbette ki… Peygamberler (a.s.)’den sonrada, Efendimiz (s.a.v.)’in ashabı, eşleri, ehli beyti bizlerin en baştaki dostlarıdır.
Hiç şüphesiz ki, dünya tarihinin Peygamberler (a.s.)’den sonra, en büyük; dostluk, vefa, sadakat ve sevgi örneği, Peygamberimizin (s.a.v.) dostu, Hz. Ebubekir (r.a.)’dir. Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki; “Ebubekir’i sevmek ümmetimin üzerine vaciptir” (Deylemi). Hz. Ebubekir (r.a.)’in özelliği; sadakati, Allah (c.c.) ve Resulüne (s.a.v.) teslimiyeti, bağlılığı, şeksiz ve şüphesiz teslimiyetidir. ‘O diyorsa doğrudur’ demesidir, hiç düşünmeden!
O dostlardan birisi de; Hulafa-i Raşidin’in, Ömer Bin Abdülaziz’in, Selçukluların, Osmanlının, Yavuz Sultan Selim’in, Kanuni Sultan Süleyman’ın, Sultan Abdülhamit’in izinden giden; onlar gibi olan, onların misyonunu temsil eden ‘Erbakan Hoca’mızdır. Büyüklerin tabiriyle, Cennet Mekân Necmeddin Erbakan, çağımızın Abdülhamit’i yani Çağımızın ‘Ceylanın Kalbidir.’
**
Merhum Liderimiz, “Malıyla ve canıyla Allah (c.c.) için yaşayan bir Müslümandı”. “Milli Görüş, ‘Osmanlının devamıdır.’ Milli Görüş, ‘İslam’ı asrı saadetteki gibi yaşmaktır.’” dedi. Bu sözler ilk değildi, son da değil! Kıyamete kadar da dillerden dökülecektir. Erbakan Hocamız İslam’ın yüce yolunun bir kandilidir. O yüce dinimiz İslam’ın bir parçasını temsil etmiştir, bu temsile Milli Görüş denilmiştir. İslam’ın en büyük parçası şüphesiz Cihad’dır. Cihadın da Namaz gibi ilmihali, farzları, şartları vardır. Efendimiz (s.a.v.) son nefesinde şehadet parmağını kaldırarak, ‘İle'r-Refik-il a'la’ dedi. Güzel dostlar son nefesini hep ‘en yüce dostun’ ismi olan; Allah (c.c.) ile, Kelimei Şehadet ile vermiştir. Erbakan Hocamızda son nefesini; Şehadet parmağını kaldırarak, ‘Hoca! (Lütfi Doğan’a hitap ederek) Hakk’a gidiyoruz!’ diyerek vermiş, en yüce dosta gitmiştir, Rabbimize (c.c.) kavuşmuştur.
**
Erbakan Hoca gibi nice kandiller, kandillerden önce de yıldızlar hep en yüce dosta gittiler ve en yüce dost yani Mevla’mız c.c. için yaşadılar O’nun rızasını gaye edinerek…
Allah (c.c.) bizleri de Efendimiz (s.a.v.)’i örnek alan, onun gibi olan, ona ancak benzeyen kullarından eylesin. Ahirette ona komşu kılsın.
Yüce Mevla’mızdan iki cihan saadetleri dua ve niyazıyla…
Not: * İle'r-Refik-il a'la; En yüce dosta demektir, başka manalarda da kullanılır. Tüm şehitlerimizi ve Tahir BÜYÜKKÖRÜKÇÜ Hocamızı da rahmetle anıyoruz. Erbakan Hocamızın kadim dostu, Mahmut Efendi Hazretlerinin anlattığına göre, son devrin Osmanlı Alimlerinden, Dört mezhep müftüsü, Ali Haydar Efendinin kendisi hakkında çok iltifatları ve çok duaları vardır. Bütün bunlar tek bir gerçeği gösteriyor ki gittiği yol Haktır ve davası kıyamete kadar sürecek İslam’dır. Selametle kalın.