Değişimden en fazla etkilenen kesimi ise çocuklar ve gençler oluşturuyor. Aileler eskisi gibi çocuklarıyla ilgilenmiyor, kendi hallerine bırakılan çocuklarda kötü alışkanlıklar başlayabiliyor, büyüklere saygı, küçüklere sevgi kalmıyor. Kısacası gelenek ve görenekler yok oluyor, büyükler de ‘nerede o eski günler’ diyerek hayıflanıyor. Toplumsal değerlerle ilgili duyarlılık taşıyan insanlar ve kurumlar ise, yozlaşma sorununa çeşitli yöntemlerle dikkat çekiyor. Selçuk Otel’in son dönemde verdiği ‘sosyal sorumluluk ilanları’ da bunun güzel örneklerinden birisi. Selçuk Otel Genel Müdürü Ahmet Erdem, toplumda görülen yanlışları gazeteye ilan vererek değerlere dikkat çekmeye çalıştıklarını belirterek, çok hızlı gelişmeyle birlikte değerlerden uzaklaşıldığını ifade etti. Yüzyıllardır bizi biz yapan, diğer toplumlardan farklı kılan değerlerin olduğunu belirten Erdem, “Hızlı gelişmeyle birlikte toplumdaki bireyler günü kurtarma peşine düşüyorlar ve bunu yaparken değerlerimizi unutuyorlar. Özellikle gençler üzerinde bunu daha net bir şekilde görüyoruz. Bazı değer yargılarımızı onlara aktaramadığımız veya anlatmakta yetersiz kaldığımız için gençlerde saygı bitiyor. Bazen toplu taşıma araçlarında görüyorum gençler yanındaki yaşlı bir teyzeye ya da amcaya yer vermiyor, onu görmezlikten geliyor. Hep birlikte bu şehirde yaşıyoruz. Bu şehirde en mutlu nasıl yaşarız, birbirimize saygı göstererek, toplumsal hoşgörüyü yaratarak” dedi.
“SAYGIYI VE DUYARLI OLMAYI ÖĞRETMELİYİZ”
“Bir milletin en büyük değerlerinden olan örf, adet ve geleneklerimizi gençlerimize öğretilim” diyen Erdem şunları söyledi: “Bu bizim geçmişimizden geleceğimize iletmek üzere devraldığımız bir borçtur. Trafikte sık sık karşılaşıyoruz. Araçtan insanlar kül tablalarını pencereyi açarak döküyor. Çevreyi kirletiyoruz. Hepimiz insanız ve hata yaparız. Bunun içinde hataları şikâyet etmek için çeşitli numaralar vardır. Fakat ben şikâyet etmeye karşıyım. Bunun yerine insanlara toplum için saygılı ve duyarlı bir şekilde yaşamak öğretilmelidir. Birey önce saygıyı hissetmelidir. Dolayısıyla gelecekte toplumuzun daha da kirlenmemesi için bize önemli görevler düşüyor. Çocuklarımızı geleceğe yönelik saygılı ve hoşgörülü bir birey olarak yetiştirmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Yoksa ileride yanlıştan dönmede çok geçe kalabiliriz. Bizi biz yapan değerlerin biran önce farkına varmalıyız.”
HASAN AYHAN