İkigai

Mervenur Dalbudak

Yaşamanın kıymetini, huzurla nefes almanın nekadarcönemkli olduğunu anladığımız, hayata dört elle tutunduğumuz, bazılarımızın yenik düşüp yaşamını yitirtdiği, bazılarımızın ikinci bir şansala hayata döndüğü, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı zor ve sıkıntılı günler aştık. Aşmaya da devam ediyoruz. Tehlike şiddeti azalmış giçi görünse de ne yazık ki varlığını sürdürüyor.sağlığın her şeyden önemli olduğu, hayata pamuk ipliği ile bağlı olduğumuz bilncini enn üst seviye de kavradığımıız düşünüyorum. Tünelin ucu göründü fakat yol henüz bitmedi.

Bu aralar erkesin içi dünyasında yolculuğa çıktığuna, aklında mahkemeler kurduğuna bahse girebilirim. Yaşamayı bu kadar çok sevdiğimizegöre yaşamak için birveya birden fazla nedenimiz olmalı. Peki yaşamak için bir neden arayıp bulma sürecinin ikigaiyi oluşturduğunu biliyır muydunuz? Kulağa yabancı gelen aynı zamanda uzak doğu ülkelerini çağırşıtıran bu kelime Japonlara özgüdür. Hemen parantaez açmak istiyorum. Bu aralar uzak doğu ülkerinden Çin’e karşı, dünyaya yaydığı salgından dolayı öfkeliyiz. Bu öfke İkigaiye karşı, hatta Baponlara ve yazmakta olduğum yazıya karşı bir önyargı oluşturmasın zira İkigai her kültürde var olan fakat farklı adlandırıla yaşama gayemizi tanımlayan masumm bir kelimeden ibarettir. O zaman nedir bu ikigai?

İkigai, “varoluş sebebi”olrak tanımlanmıştır. Japonlara göre herkesin bir ikigaisi vardır ve olmalıdır. Yaşama arzusunu her şeyin üstünde tuttuğumuza göre bizi hayata bağlayan nedenlerimiz olmalı. Şimdi diyorsunuz ki “Allah hiçbir şeyi boşa yaratmamıştır. Muhakk ki sebebimizvardır.” Bekleyin varış noktam orası olacak. İkigai  insanın yaşamak için bir nedeni olmalısı gerektiğini söylüyor ve devamında ekliyor. Ömrünüzübn sonuna kadar emekli olmayın. Kendinize sürekli nedenler bulun ve o uğurda yaşayın. Dinimizde bize bir işi bitirdiğimizde başka bir işe başlamayı buyurur. Bir ortak nokta daha. 

Yaşam koşullarımıza göre ve karakteristik özelliklerimize göre yaşama gayelerimşz farklıdır. Öğrenciler okullarını bitirmek için mücadle eder. Bir anne evladı için yaşar. Alnnının terini döken birbabanın gayesi akşam evine ekmek götürebilmek için yaşar. Kimizi baharı görmekiçin kimimiz sevdiğne kavuşmak için… Örneklerimizi çoğaltabiliriz. Japonlar bazılarımızın ikigaimizi bulduğumuzu bazılarımzın is ala aradığını söyler. Onlara göre ikigai zaten içimizdedir bizim onu keşfetmemizi bekler. İkigai felsefesine göre yaşayanlar yalnızca amaçlarına odaklıdırlar. Kendilerini daima ileriye götürecek işlerle ilgilenirler. Çoş konuşmazlar. Kimsenin ayatına karışmazlar. Uykuları altı yedi saati aşmaz. Bir günleri diğer günleri ile aynı değildir. Bunu kayıp olarak görürler. İslam dinimizin bize söyledikleri arasında da iki günümüz bir biri ile aynı ise ziyanda olduğumuzu söylemez mi? Evet sona yaklaşıyorum.

Japonlar çaşlışkanlıklarıile bilinen bir millettir. Ve inanın bu da İkigai ile ilgilidir. Tarihi dünyanın yaratışı kadar eski olmayan bu kavram Japonları ayakta  tutan ve daima koydukaları kurallara uyarak yaşarlar. Dinimizin bize asırlar önce emir buyutduğu kurallar, gösterdiği yollar karşımızda apaçık bir şekilde duruken biz hala farkına varamıyoruz. Biz bu gün İslamiyeti tammanası ile yaşasak karşımızda durabilecek hiçbir güç olabilebiceğini sanmıyorum. İslamiyet yalnızca namaza kılmak, oruç tutmak, birkaç kez umre ziyareti yapmakla bitmiyor. İslamiyet iyi bir insan olmakla başlıyor. Önce kendimize sonra başkalarına saygı duymakla, çalışkan olmakla, hayatın kıymetini bilmekle, ahlaklı olmakla, Allah’ın bizi uğrunda yaşamakla ödüllendirdiği amaca bağlı kalmakla başlar. Ne yazık ki yabacı milletlerin İslama inanmadan bizden daha İslami yaşadığının farkında bile değiliz. O zaman hepimize bir İkigai teklifim var. İslamı; kendine kılıf yapan kirli ellerden, inançlarımızı yozlaştıran, ibadetlerimizi sahtekarlıkla kirleten, Allah’ın adını anarak düşmalık büyüten kötü zihniyetlerden bir kez daha kurtarmak bizim yaşamagayemiz olsun. İnsan ne için yaşar? İnsan dini için, vatanı için, inancı için, namusu ve şerefi için yaşar. Müslümanların ikigaisi budur. MONAROZA