Bazen öyle anlar oluyor ki kaçıp kurtulmak istiyor insan içinde bulunduğu durumlardan. Herkesi ve her şeyi geride bırakıp yüreğinin onu götürdüğü yerlere kanat açmak istiyor. Bazen ağır geliyor yaşananlar. Duydukları, gördükler, hayal kırıklıkları yoruyor insanı. Hatta bazen güçsüz, savunmasız, çaresiz hissediyor kendini. Tam da böyle zamanlarda hayallerinde kurduğu uzaklara gitmek, kaçıp kurtulmak istiyor.
Eminim herkesin gözlerinde çizdiği, hayallerinde yaşattığı “çok uzakları” vardır. Benim uzağımı bilmek ister misiniz? Ne vakit kendimi güçsüz hissetsem, hayat ne vakit acımasızlığını gösterse, ne vakit üzülsem, kırılsam, umudumu yitirsem kaçıp gitmek isterim içimdeki uzaklara. Yemyeşil çimenlerin üzerine uzanabileceğim, sosuz gökyüzünü seyredebileceğim, esen rüzgârı yalnızca uçurtma uçurmak için kullanabileceğim uzaklarım var benim. Peki ya mümkün olsaydı? Sabır taşımızın çatladığı, hayatın kirli oyunlarıyla başa çıkamadığımız zamanlarda hayallerimizdeki uzaklara kaçıp gidebilseydik eğer daha mutlu olabilir miydik? Belki evet ama geçici mutluluklar
Zorluklarla mücadele etmek yerine onlardan kaçarsak hiçbir zaman kazanan taraf biz olmayız. Hayat üzerimize geliyorsa biz de aynı hızla yürümeliyiz ona karşı. Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde kabullenmek yerine hesabını sormalıyız. Sizi kırıyorsa birileri onları sizsizlikle cezalandırmalısınız. Hayal kırıklığına uğramak pes etmek için değil, yeniden hayal kurmak için bir sebeptir. Diyeceğim şu ki; hayallerimizdeki uzaklar, bizim zorluklardan kaçıp saklandığımız değil, zaferleri kutladığımız yerler olmalıdır.zorluklardan kaçmak korkaklık, kalıp mücadele etmek cesarettir.
İçimizdeki uzaklar
.
Yorum Yap
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.