Konya Teknik Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen uluslararası bir araştırma, İç Anadolu Bölgesi’nin jeodinamik yapısına ilişkin önemli bulgular ortaya koydu. Çalışmada, Tuz Gölü Fayı’nın yılda yaklaşık 1,3 milimetre dikey yönde hareket ettiği bilimsel olarak kanıtlandı.
Araştırma sonuçları, İç Anadolu’nun doğu-batı yönünde genişlediğini gösterirken, bölgedeki aktif fay–volkan etkileşiminin olası deprem risklerini artırabileceğine dikkat çekiyor.
TUZ GÖLÜ FAYI’NIN HAREKETİ İLK KEZ BU YÖNTEMLE KANITLANDI
Konya Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğretim üyesi Gülin Gençoğlu Korkmaz’ın baş araştırmacı olarak yer aldığı çalışmada, literatürde ilk kez zirkon çift yaşlandırma (zircon double dating) tekniği fay yüzeylerine-fay ile kesilmis lavlara uygulanarak Tuz Gölü Fayı’nın geometrisi ve hareket tipi net biçimde belirlendi.
Araştırma kapsamında elde edilen veriler, fayın daha önceden belirtilenin aksine dogrultu atımlı bir fay degil de normal fay karakteri taşıdığını ve yılda yaklaşık 1,3 mm’lik dikey bir düşme hareketi sergilediğini ortaya koydu.
FAY TİPİNE İLİŞKİN TARTIŞMALAR SONA ERDİ
Tuz Gölü Fayı’nın jeolojik karakteri, bugüne kadar bilim dünyasında farklı görüşlerle ele alınıyordu. Fayın normal mi yoksa doğrultu atımlı mı olduğu konusunda literatürde görüş ayrılıkları bulunuyordu. Gerçekleştirilen bu çalışma ile birlikte, fayın geometrisi, tipi ve hareket hızı yüksek hassasiyetli yöntemlerle belirlenerek söz konusu bilimsel belirsizlikler giderildi.
HASANDAĞI VOLKANI VURGUSU: OLASI RİSKLERE DİKKAT
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer boyutu ise fay hattının Hasandağı gibi aktif bir volkan ile ile komşu olması. Uzmanlara göre, aktif fay ve aktif volkanların bir arada bulunması, birbirini etkilemesi ve streslerini arttırması nedeniyle deprem riskini ve oluşacak deprem büyüklüğünü artırabiliyor. Bununla birlikte volkanik püskürme riskleri de artabiliyor. Bu nedenle bu tür bölgelerin detaylı çalışılması, volkan gözlem evlerinin kurulması, ülkemizdeki volkanların da sıklıkla ve sürekli olarak incelenmesi gerekiyor. Bu tür jeodinamik etkileşimlerin, bölgedeki gerilme birikimini ve sismik tehlike potansiyelini yükseltebileceği vurgulanıyor.
YÜKSEK HASSASİYETLİ YENİ YÖNTEM DİĞER FAYLARDA DA KULLANILACAK
Çalışmada kullanılan zirkon çift yaşlandırma yöntemi, uranyum-kurşun ile uranyum-toryum-helyum yaşlandırmalarının birlikte değerlendirilmesine olanak tanıyan, yüksek doğruluk ve kesinlik sunan ileri bir teknik olarak öne çıkıyor.
Bu yöntemin, başta Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı olmak üzere Türkiye’deki ve dünyadaki diğer aktif fay zonlarında da uygulanabileceği belirtiliyor.
BİLİMSEL VE TOPLUMSAL KATKI
Konya Teknik Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bu çalışma, yalnızca bölgesel jeolojiye değil; deprem tehlikesi değerlendirmeleri, afet risk yönetimi ve bilimsel yöntemlerin geliştirilmesi açısından da önemli bir katkı sunuyor.
Araştırma, Türkiye’nin aktif tektonik yapısının daha iyi anlaşılmasına yönelik bilimsel çalışmalara yeni bir perspektif kazandırıyor.