Sadi Eriş, Türkiye Kamu-Sen olarak 8 yıldır memurların ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmek için aralıksız olarak toplu görüşme masasına oturduklarını ancak son süreçte kendilerine verilen sözlerin hiç birisinin yerine getirilmediğini söyledi. Eriş, “Her zaman olduğu gibi bu süreçte masadan kalkmadık, müzakereden kaçmadık. Yasaların bize verdiği yetkiyi sonuna kadar bütün yasal yolları ve kurumları kullanarak zorladık. Bizler 8 yıl boyunca diyaloga, hoş görüye ve uzlaşmaya bir şans verilmesi gerektiğini düşünerek sorumluluk içinde davrandık. İyi niyetimizi ve samimiyetimizi ortaya koymak ve kamu işveren tarafından da aynı iyi niyet ve samimiyeti görmek, toplu görüşme masasına bir anlam kazandırmak adına uğraş verdik. Ancak bugüne kadar mutabakat metni hükümlerinin birçoğunun hayata geçirilmemiş olması ve bu yılki süreçte de bu konuda bizlere tatminkâr bir cevap verilmemesi, hükümete ve kamu işveren kuruluna güvenimizi kaybetmemize neden olmuştur” dedi.
Başbakanın, ‘Size toplu sözleşmeli, grevli sendikal haklar vereceğiz’ sözünü de hatırlatan Eriş, “Ne yazık ki, Başbakanımız verdiği sözün arkasında durmamıştır. Bugüne kadar toplu görüşmelere başkanlık yapan sayın bakanlar attıkları imzalara sahip çıkmamışlardır. Verdiği söze, attığı imzaya saygı duymayanlar, hukuka da saygısızlık etmektedir. Gayret ve iyi niyetimize kamu işveren heyeti tarafından aynı samimiyetle karşılık verilmemektedir. Bizler kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerini korumak ve ilerletmek için mücadele ettikçe, karşımızdaki irade buna karşı, sorunları çözümsüz hale getirmek için uğraş vermiştir” diye konuştu.
8 yıldır Uzlaştırma Kurulu kararlarının taraflarca mutabakat metni hükmünde kabul edilmesini talep etmek zorunda bırakıldıklarını da aktaran Eriş, “Ancak hükümet, her konuda olduğu gibi Uzlaştırma Kurulu’nu da yok saymaktadır. Buna rağmen bizler bugüne kadar toplu görüşme masasını anlamlı kılmak, toplu görüşme masasını sonuç alma masası haline getirmek için bütün iyi niyetimizle, uzlaşma arayan taraf olduk. Bugüne kadar kamu görevlilerinin sorunlarının çözümü için gösterdiğimiz samimiyet ve gayretlerimize, karşılık bulamadığımız gibi keyfi uygulamalar ve ayrıcalıklı yasalarla, var olan sorunların da arttığını görmekteyiz. Bu dönemde kamu görevlilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tek engel siyasi irade olmuştur. Hükümet, kamu görevlilerinin sesini duymak zorundadır” dedi.
Konuşmasının sonunda Türkiye Kamu-Sen olarak grev ve toplu sözleşme hakkını elde edinceye kadar mücadelelerine devam edeceklerini de belirten Eriş, “Bu hususta tüm sendikaları ve memurları eylem birlikteliğini sağlamaya davet ediyoruz. Bugüne kadar kamu görevlilerini görmezden gelen siyasi iradeye sesimizi duyurmak için verdiğimiz mücadelede artık sözün bittiği yere gelinmiştir. Türkiye Kamu-Sen, eylemlilik sürecini başlatmıştır. Bundan sonra bütün kamu kurumlarının önü eylem alanıdır. Yaşanacakların tek sorumlusu, yıllardır kamu görevlilerini görmezden gelen, toplu görüşme masasını etkisizleştirmeye çalışan ve bizleri eylem yapmaya zorlayan siyasi iradedir. İlk eylemimizi ise 16 Eylül Çarşamba günü iftar saatinde belirle yerlerde simit ve ayran yiyerek gerçekleştireceğiz” derken tüm sendika üyelerinin eylemlerine katılmalarını istedi.
ALİ SAİT ÖGE
Başbakanın, ‘Size toplu sözleşmeli, grevli sendikal haklar vereceğiz’ sözünü de hatırlatan Eriş, “Ne yazık ki, Başbakanımız verdiği sözün arkasında durmamıştır. Bugüne kadar toplu görüşmelere başkanlık yapan sayın bakanlar attıkları imzalara sahip çıkmamışlardır. Verdiği söze, attığı imzaya saygı duymayanlar, hukuka da saygısızlık etmektedir. Gayret ve iyi niyetimize kamu işveren heyeti tarafından aynı samimiyetle karşılık verilmemektedir. Bizler kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerini korumak ve ilerletmek için mücadele ettikçe, karşımızdaki irade buna karşı, sorunları çözümsüz hale getirmek için uğraş vermiştir” diye konuştu.
8 yıldır Uzlaştırma Kurulu kararlarının taraflarca mutabakat metni hükmünde kabul edilmesini talep etmek zorunda bırakıldıklarını da aktaran Eriş, “Ancak hükümet, her konuda olduğu gibi Uzlaştırma Kurulu’nu da yok saymaktadır. Buna rağmen bizler bugüne kadar toplu görüşme masasını anlamlı kılmak, toplu görüşme masasını sonuç alma masası haline getirmek için bütün iyi niyetimizle, uzlaşma arayan taraf olduk. Bugüne kadar kamu görevlilerinin sorunlarının çözümü için gösterdiğimiz samimiyet ve gayretlerimize, karşılık bulamadığımız gibi keyfi uygulamalar ve ayrıcalıklı yasalarla, var olan sorunların da arttığını görmekteyiz. Bu dönemde kamu görevlilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tek engel siyasi irade olmuştur. Hükümet, kamu görevlilerinin sesini duymak zorundadır” dedi.
Konuşmasının sonunda Türkiye Kamu-Sen olarak grev ve toplu sözleşme hakkını elde edinceye kadar mücadelelerine devam edeceklerini de belirten Eriş, “Bu hususta tüm sendikaları ve memurları eylem birlikteliğini sağlamaya davet ediyoruz. Bugüne kadar kamu görevlilerini görmezden gelen siyasi iradeye sesimizi duyurmak için verdiğimiz mücadelede artık sözün bittiği yere gelinmiştir. Türkiye Kamu-Sen, eylemlilik sürecini başlatmıştır. Bundan sonra bütün kamu kurumlarının önü eylem alanıdır. Yaşanacakların tek sorumlusu, yıllardır kamu görevlilerini görmezden gelen, toplu görüşme masasını etkisizleştirmeye çalışan ve bizleri eylem yapmaya zorlayan siyasi iradedir. İlk eylemimizi ise 16 Eylül Çarşamba günü iftar saatinde belirle yerlerde simit ve ayran yiyerek gerçekleştireceğiz” derken tüm sendika üyelerinin eylemlerine katılmalarını istedi.
ALİ SAİT ÖGE