Trafik cezalarında fahiş oranlarda artış yaşanması vatandaşların huzurunu kaçırdı. Artan ceza tutarları özellikle sürücüler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Birçok vatandaş ise kararın trafik güvenliğini sağlamak yerine bir ‘gelir kapısına’ dönüştüğünü dile getiriyor. HYAP Genel Başkanı Hukukçu Özkan Öztürk, Merhaba Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, artan ceza fiyatlarıyla ilgili değerlendirme yaptı.
‘BİR CEZA BELİRLENİRKEN DENGELİ BİR BELİRLEME YAPILMALI’
Öztürk, özellikle yüksek enflasyonun yaşandığı Türkiye’de vatandaşın ekonomik durumu dikkate alınarak trafik cezalarının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu durumun vicdani ve hukuki alanda doğru olmadığını dile getiren Öztürk, “Bu denli fahiş oranlı trafik cezaları aynı zamanda hukukilik noktasında da tartışmalıdır. Zira hem Anayasa hem de 5237 Sayılı TCK’nın genel hükümlerine, çerçeve belirlemelerine bu fahiş miktarlı trafik cezaları açık aykırılık hali vardır. Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur genel hükmü ortadadır. Bir ceza belirlenirken makul, ölçülü ve dengeli bir belirleme yapmak esastır. Anayasanın 2. Maddesi ise Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir hukuk devleti olduğundan bahseder. Hukuk Devletinde bu şekilde fahiş, ölçüsüz trafik cezası mı olur? Hukuk devletinin gereği: cezaların makul, öngörülebilir, orantılı olmasıdır. Eğer ceza: ihlalin ağırlığıyla uyumsuzsa ekonomik gerçeklikten kopuksa hukuk devleti ilkesi zedelenebilir” diye konuştu.
‘AKLA, MANTIĞA VE VİCDANA UYGUN DEĞİL’
Anayasanın 13.maddesine değinen Özkan Öztürk, “Ölçülülük İlkesi: Türk anayasa hukukunda temel bir prensip vardır: Kamu gücü tarafından getirilen sınırlamalar ölçülü olmalıdır. Ben yaptım oldu, biz yaptık oldu şeklinde bir trafik ceza düzenlemesi olsa olsa hukuk ilkelerinin yerle yeksan edildiği ülkelerde olur. Bu trafik kanunundan kaynaklı trafik cezalarının akla, mantığa ve vicdana uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Asgari ücretin, emekli maaşlarının rakamları bellidir. Enflasyon rakamları da bellidir. Vatandaşa verirken asgari, vatandaştan alırken azamiyi esas alan anlayışı, zihniyeti doğru bulmuyorum. Buradan TBMM’ye ve siyasi karar vericilere ve iktidara çağrıdan bulunuyorum. Ülkede asgari ücretliye, emekliye uygulanan cezai müeyyideler ile zengin insanlara uygulanan trafik cezaları Anayasa 10.Madde’ye de aykırıdır” ifadelerini kullandı.
‘ZENGİN İÇİN ÖNEMSİZ, FAKİR İÇİN YIKICI’
Sabit para cezalarının zengin için önemsiz, fakir için yıkıcı olduğuna dikkat çeken Öztürk, şunları söyledi: “Anayasanın 10. maddesi Eşitlik İlkesi: Sabit para cezaları şu sorunu doğurur: Zengin için önemsiz, fakir için yıkıcı olabilir. Sabit para cezası sistemi eşitlik ilkesini fiilen ihlal etmektedir. Cezanın ağırlığından çok yakalanma ihtimali caydırıcıdır. Yani: radar, denetim, kamera yetersizse yüksek ceza tek başına çözüm değildir. Dolayısı ile trafikte güvenliği sağlamanın olmazsa olmaz koşulu trafik cezalarını artırmak değildir. Söz konusu düzenleme Anayasa Hukuku ve Anayasa yargısı açısından da hatalıdır. Zira konu soyut norm yahut somut norm denetimi ile AYM önüne geldiğinde AYM’nin İdari yaptırımın Ceza Hukukuna dönüşmesinden dolayı bu yasayı ya da bazı maddelerini iptal etme durumu gündeme gelecektir. Para cezası, ehliyet iptali, araç bağlama gibi çok ağır kombinasyonlar içeren bu maddeler idari cezadan çok ceza hukuku kurallarının yerini almıştır. Hatta Ceza yargılamasında adli para cezasında bile belirlenmeyen verilmeyen cezalar idari yaptırımın ceza hukukun dönüştüğünün ispatıdır.”
‘FAHİŞ CEZALAR DEVLET-VATANDAŞ BAĞINI ZEDELİYOR’
“Bu trafik idari para cezaları ile ne trafik düzeni ve güvenliği sağlanır ne de kamu düzeni sağlanır” diyen HYAP Genel Başkanı Hukukçu Özkan Öztürk, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “AYM yeni trafik cezalarının fahiş parasal miktarlarını orantısızlık ve ölçüsüz olmamasından dolayı iptal edecektir. Neticeten ortada ağır ve vatandaşın ekonomik varlığını zedeleyecek, hasar verecek ve ortadan kaldırabilecek düzeyde fahiş idari trafik para cezaları hukukilikten uzak keyfiyet arz eden düzenlemelerdir. Yasa koyucunun idari düzeni sağlama gayesi ile çıkarmış olduğu yasalar bireysel düzeni ve huzuru bozuyorsa bu toplumsal barış, vatandaş ile devlet arasında ki aidiyet bağlarını zedeleyecektir. Tüm bunların dışında diğer bir husus da fahri trafik müfettişliği sorunudur. İdari para cezalarının azami seviyelere ulaştığı ülkemiz de artık bunu uygulamaya da son verilmelidir. Fahri trafik müfettiş mağdurlarında da oransal olarak bir artış söz konusudur. Özellikle idarenin görev tanımında olan bir durumun 21.yüzyılda hizmet organizasyonuna ve idari yönetim ilkelerini yerle yeksan edecek bir düzenleme ile fahri trafik müfettişliği gibi bir alana da verilmiş olması kabul edilemez. 21. yüzyılda teknolojik gelişmeler dikkate de alındığında bu uygulamaya bir son verilmesi artık gerekir.”