YÖK’ün üniversiteye giriş sınavında öğrenciler arasındaki katsayı farkını kaldıran kararıyla ilgili olarak Danıştay’ın yürütmeyi durdurmasına tepkiler sürüyor. MAZLUMDER Konya Şube Başkanı Derviş Argun, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenleyerek, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını sert bir şekilde eleştirdi.
İMAM HATİP LİSESİ ÖĞRENCİLERİNE
2. SINIF VATANDAŞ MUAMELESİ YAPILIYOR
Katsayı adaletsizliğinin 28 Şubat sürecinin hukuku hiçe sayan en can yakıcı örneklerinden olduğunu vurgulayan Derviş Argun, bu karar ile genelde tüm meslek lisesi öğrencilerine özelde de imam hatip lisesi öğrencilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığını belirterek, 28 Şubat sürecinin hukukun çiğnendiği, yargının etkilendiği ve siyasallaştırıldığı bir dönem olduğunu ve bu dönemin bitmesi gerektiğini söyledi.
Bu sürecin uygulaması olan katsayı adaletsizliğini sonlandırmak için geç bile kalındığına dikkat çeken Derviş Argun, “Ama geç bile kalmış düzenleme hakkında Danıştay’ın verdiği karar, Türkiye’de temel hak ve özgürlükler konusunda alınması gereken daha çok mesafe olduğunu bir kere daha göstermiştir. Bu karar hukuku hiçe saymış, halkta oluşan mutabakatı görmezden gelmiştir” değerlendirmesini yaptı. Danıştay’ın yanlışların devamı için hukuka aykırı, tartışmalı karar verdiğini dile getiren Argun, “Bu tartışmalı kararlar yargıya olan güveni yok etmekte ve en büyük zararı da yine kendileri görmektedir. Arkasında yargı desteği olsa dahi hiçbir baskı ve dayatmanın sürekli olması mümkün değildir. Kimliğine ve iradesine sahip çıkanlar bu karara boyun eğmeyecektir. Yargıya rağmen hukukun galip geleceğine, hak ihlallerinin mutlaka son bulacağına, tüm öğrencilerin mezun oldukları okula değil aldıkları puana göre yerleştirmeye tabi tutulacaklarına inancımız artarak devam etmektedir” diye konuştu.
DARBECİ VE ZORBA ANLAYIŞLAR
MEŞRU YOLLARLA TASFİYE EDİLMELİDİR
Bir tarafta hukuka rağmen meslek lisesi öğrencilerinin yargı eliyle mağdur edilmeye ç alışılırken diğer taraftan halkın oyları ile seçilmiş idarecilerin ‘Sarıkız’, ‘Ay ışığı’ ve ‘Kafes’ adı verilen darbe planları ile kıskaç altına alınmaya çalışıldığının altını çizen Derviş Argun, sivil idarenin her 10 yılda bir askeri müdahaleye uğradığına atıfta bulundu. Sivil idareye karşı direnen yargının ise halkın geleceğine kasteden darbeler ve darbeci girişimlere karşı oldukça müsamahakar olduğunu belirten Derviş Argun, “Bu güne kadar gerçekleşen darbe ve darbe teşebbüslerinden dolayı kimsenin yakasına yapışılmamıştır. Darbecilerin yargılanması için dava açan Cumhuriyet Savcısı görevden el çektirilmiş, hazırladığı iddianame kayıtlardan çıkartılmıştır. Şimdilerde ortaya çıkan ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ adlı belgenin, yaşadığımız bunca darbe sürecinin bir devamı olduğu açıktır. Konuyla ilgili isimlere gösterilen yakın ilgi ve özel ihtimam, kurumsal bir çalışmayı göstermektedir. Bu belgede, planlandığı üzere yapılan eylemler de ortaya çıkmıştır. Bu durum darbeci zihniyetin pusu da beklediğinin ve darbe için uygun zemin aradığının açık göstergesidir. İnsanlığın geleceğine kasteden tüm darbeci ve zorba anlayışlar meşru yollarla tasfiye edilmelidir. Unutulmamalıdır ki; inançlara, düşüncelere, insan onuruna ve özgürlüklere karşı mücadele edenler tarihin çöplüğüne atılmaktan kurtulamayacaklardır” dedi.