HUDER'den 'İsrail'in esirleri idam kararına' tepki

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) adına açıklama yapan Birleşmiş Milletler Hukuk Derneği Başkanı ve HUDER yönetim kurulu üyesi Avukat Muhammet Taha Doğan, "Uluslararası hukuk ayaklar altında" dedi.

Konyalı Avukat Muhammet Taha Doğan, İsrail Meclisi’nin 2026 yılında kabul ettiği idam yasasına ilişkin hazırladığı teknik raporu kamuoyuna duyurdu. Konya Gazeteciler Cemiyeti'nden basın toplantısı düzenleyen Doğan, yasayı sadece siyasi bir hamle değil, uluslararası hukuku sistemli bir şekilde yok sayan bir "hukuk katliamı" olarak nitelendirdi.

"CENEVRE SÖZLEŞMESİ’NİN 68. MADDESİ DOĞRUDAN İHLAL EDİLİYOR"

Basın toplantısında konuşan Avukat Doğan, dünya kamuoyunun gözünden kaçan çok kritik bir hukuki ayrıntıya dikkat çekti. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 68. maddesinin işgalci güçlerin kendi hukuklarını işgal altındaki topraklarda uygulamasını yasakladığını hatırlatan Doğan, şu ifadeleri kullandı:

"İşgalci güç, işgalden önce o topraklarda yürürlükte olmayan bir cezayı, yani idamı, işgal altındaki halka dayatamaz. Bu madde yoruma kapalıdır. İsrail, Batı Şeria’da bu yasayı uygulayarak uluslararası hukukun en temel kazanımlarından birini doğrudan çiğnemektedir."

8 AYRI BAŞLIKTA HUKUKSUZLUK TESPİTİ

Hazırlanan teknik raporda, söz konusu yasanın sadece insani değil, somut hukuki metinlerle de çeliştiği vurgulandı. Avukat Doğan, Filistinli sanıkların askeri mahkemelerde zorunlu idama mahkûm edilirken, İsrail vatandaşlarının sivil mahkemelerde yargılanmasının Roma Statüsü’ne göre açıkça "Apartheid" suçu teşkil ettiğinin altını çizdi. Mahkumiyet oranlarının yüzde 96'yı bulduğu askeri mahkemelerde oy birliği şartı ve savunma hakkı gibi temel adalet ilkelerinin yok sayıldığını ifade eden Doğan; yasanın, geçmişe dönük cezalandırma riskiyle de evrensel hukuk ilkelerini yerle bir ettiğini belirtti.

ACİL ÇAĞRI YAPILACAK

Eleştirilerin ötesine geçerek somut bir mücadele planı sunan Doğan, üç aşamalı yol haritasını paylaştı. Buna göre ilk adımda Birleşmiş Milletler Özel Raportörlerine acil çağrı yapılarak İnsan Hakları Konseyi’ne kapsamlı "gölge raporlar" sunulacak. Mücadelenin ikinci ayağında ise Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Savcılığına, bu yasanın bir savaş suçu ve apartheid aracı olduğuna dair Madde 15 bildirimi yapılacak. Son olarak stratejik bir hamleyle, Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) devam eden mevcut soykırım davasına bu yasanın bir delil olarak eklenmesi için diplomatik ve hukuki girişimlerin başlatılması hedefleniyor.

Konuşmasını kararlılıkla sürdüren Doğan, hazırlanan raporun bir hukuk mücadelesinin fitilini ateşlediğini söyledi. "Bugün bir halkın başına gelen, yarın tüm insanlığın başına gelebilir," diyen Doğan, tüm vicdan sahibi hukukçuları ve uluslararası toplumu bu "hukuk darbesine" karşı durmaya davet etti.

Önümüzdeki haftalarda BM ve ICC nezdindeki resmi başvuruların detaylarının paylaşılmaya devam edeceği bildirildi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Konya Haberleri