Avrupa Birliği standartları, şu şehrin kriterleri, şu şehrin yazarları, şu şehrin diyalogları diyeceğimize bir de kendi ülkemize bakmamız gerekmez mi?
Gezsen Anadolu’yu neler neler var.
Anadolu’yu karış karış gezmeyelim; Konya-Sille ile Kayseri-Tavlusun’a bir gidelim bakalım orada neler olmuş. Dinleri ayrı, dilleri ayrı hatta ırkları ayrı olan insanlarımız birlikte kardeşçe dostça hoşgörü içinde asırlarca yaşamışlar bu kentlerimizde.
Konya-Sille’yi bildiğime inanırım. Kayseri-Tavlusun’u da bilmeye çalışırım. Bu yaz en az 30 gün Kayseri-Tavlusun’da kalıp orayı enine boyuna incelemek istiyorum. Şimdiden bu programımı da yapmaya çalışmaktayım.
Konya-Sille ve Kayseri-Tavlusun’un bir çok özellikleri bir birlerine benzer. Her ikisi de şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta bir vadi içinde kurulmuştur. Bu vadi kültürlerin birleştiği bir ‘Kültür Vadisi’ olmuştur.
Biz bunları bırakalım bir kenara asıl Sille ile ilgili konumuza gelelim.
Sille’yi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği (ben kısa olarak Sille Kültür Derneği derim) Silleliler bu dernek çatısı altında toplanmışlar ve her ayın son Cuma akşamı Sille Kültür Evi’nde bir araya gelirler, Sille Kültürü üzerine konuşmalar olur. Geçtiğimiz Şubat ayının toplantısı (26 Şubat 2010) günü yine Sille Kültür Evi’nde yapıldı. Bu kez konuşmacı anne ve baba tarafından özbeöz Silleli olan Hasan Basri Sayı idi. Hasan Basri Sayı dedesinden, ninesinden, eş-dostundan dinlediği ve sözlü kültürünün yanı sıra okuduğu eserlerle bir derya gibidir. Hasan Basri Sayı, bir ırmak değil, bir deniz değil, bir okyanustur adeta Sille için.
Hasan Basri Sayı’nın konuşmasının konu başlığı ‘Sille’de Müslim ve Gayrimüslim İlişkileri’ yani Sille’de sosyal hayat.
Çok geniş bir konu. Sille’de 18-20 bin nüfus yaşamakta, iki ayrı dine mensup insanların yaşadığı çok büyük bir yerleşim alanı. Bu günkü tabirle uydu bir kent. Ticareti çok gelişmiş 300’ün üzerinde esnaf ve sanatkâr bulunmakta. Hatta Konya’dan yurtdışına ihraç yapılmazken Silleli tüccarlar İstanbul’da ki tüccarlar aracılığı ile yurt dışına Sille’de dokunan o nadide halıları ihraç etme imkânları yaratmışlardır. Kültürel, sosyal ve ekonomik yönden gelişmiş olan Sille’de bir de Müslüman ve Müslüman olmayan (Gayrimüslim) aileler bulunmakta, yaşamlarını sürdürmektedirler. Hasan Basri Sayı’da konuyu ikiye bölmüş Şubat ayı konuşmasını Müslüman olmayan ailelerinin yaşantılarına ayırmış, bir birinden güzel ve çok anlamlı bilgiler verdi. Sayı, dünya’nın tanıdığı Sille’yi bize birkaç saat içinde anlattı. Zaman el vermediği için de pek çok konuyu yüzeysel geçti. Ben, bu sütunlarda Hasan Basri Sayı’nın anlattıklarını tekrarlamak istemediğim için onun sözlerinden tuttuğum notları buraya aktarmayacağım. Dileğim Selçuklu Belediye Başkanlığı’nın düzenleyeceği bir başka toplantıya da ilgili ve yetkili bürokratlar da katılırlar.
Hasan Basri Sayı, Mart ayının son Cuma akşamı yine Sille’de Kültür Evi’nde Müslümanların yaşantısını anlatacaktır.
Hasan Basri Sayı’yı dinlemek dileğiyle başarılar, sağlıklar ve mutluluklar dilerim.
Gezsen Anadolu’yu neler neler var.
Anadolu’yu karış karış gezmeyelim; Konya-Sille ile Kayseri-Tavlusun’a bir gidelim bakalım orada neler olmuş. Dinleri ayrı, dilleri ayrı hatta ırkları ayrı olan insanlarımız birlikte kardeşçe dostça hoşgörü içinde asırlarca yaşamışlar bu kentlerimizde.
Konya-Sille’yi bildiğime inanırım. Kayseri-Tavlusun’u da bilmeye çalışırım. Bu yaz en az 30 gün Kayseri-Tavlusun’da kalıp orayı enine boyuna incelemek istiyorum. Şimdiden bu programımı da yapmaya çalışmaktayım.
Konya-Sille ve Kayseri-Tavlusun’un bir çok özellikleri bir birlerine benzer. Her ikisi de şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta bir vadi içinde kurulmuştur. Bu vadi kültürlerin birleştiği bir ‘Kültür Vadisi’ olmuştur.
Biz bunları bırakalım bir kenara asıl Sille ile ilgili konumuza gelelim.
Sille’yi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği (ben kısa olarak Sille Kültür Derneği derim) Silleliler bu dernek çatısı altında toplanmışlar ve her ayın son Cuma akşamı Sille Kültür Evi’nde bir araya gelirler, Sille Kültürü üzerine konuşmalar olur. Geçtiğimiz Şubat ayının toplantısı (26 Şubat 2010) günü yine Sille Kültür Evi’nde yapıldı. Bu kez konuşmacı anne ve baba tarafından özbeöz Silleli olan Hasan Basri Sayı idi. Hasan Basri Sayı dedesinden, ninesinden, eş-dostundan dinlediği ve sözlü kültürünün yanı sıra okuduğu eserlerle bir derya gibidir. Hasan Basri Sayı, bir ırmak değil, bir deniz değil, bir okyanustur adeta Sille için.
Hasan Basri Sayı’nın konuşmasının konu başlığı ‘Sille’de Müslim ve Gayrimüslim İlişkileri’ yani Sille’de sosyal hayat.
Çok geniş bir konu. Sille’de 18-20 bin nüfus yaşamakta, iki ayrı dine mensup insanların yaşadığı çok büyük bir yerleşim alanı. Bu günkü tabirle uydu bir kent. Ticareti çok gelişmiş 300’ün üzerinde esnaf ve sanatkâr bulunmakta. Hatta Konya’dan yurtdışına ihraç yapılmazken Silleli tüccarlar İstanbul’da ki tüccarlar aracılığı ile yurt dışına Sille’de dokunan o nadide halıları ihraç etme imkânları yaratmışlardır. Kültürel, sosyal ve ekonomik yönden gelişmiş olan Sille’de bir de Müslüman ve Müslüman olmayan (Gayrimüslim) aileler bulunmakta, yaşamlarını sürdürmektedirler. Hasan Basri Sayı’da konuyu ikiye bölmüş Şubat ayı konuşmasını Müslüman olmayan ailelerinin yaşantılarına ayırmış, bir birinden güzel ve çok anlamlı bilgiler verdi. Sayı, dünya’nın tanıdığı Sille’yi bize birkaç saat içinde anlattı. Zaman el vermediği için de pek çok konuyu yüzeysel geçti. Ben, bu sütunlarda Hasan Basri Sayı’nın anlattıklarını tekrarlamak istemediğim için onun sözlerinden tuttuğum notları buraya aktarmayacağım. Dileğim Selçuklu Belediye Başkanlığı’nın düzenleyeceği bir başka toplantıya da ilgili ve yetkili bürokratlar da katılırlar.
Hasan Basri Sayı, Mart ayının son Cuma akşamı yine Sille’de Kültür Evi’nde Müslümanların yaşantısını anlatacaktır.
Hasan Basri Sayı’yı dinlemek dileğiyle başarılar, sağlıklar ve mutluluklar dilerim.