Mîraç, Arapça bir kelime olup “urûc” kökünden geliyor. Kubbealtı Lügatı’nda “Merdiven, süllem. Yükselecek yer. En yüksek makam. Huzur-u İlâhî” olarak tanımlanıyor. Süllem basamak ve derece demek. Merdiven, “âlemlere rahmet” olarak gönderilen Peygamber Efendimizin miraca çıkışını sağlayan bir yükseliş motifidir. İslâm inancına göre Hz. Muhammed’in Cenâb-ı Hakk’ın dâveti üzerine yedi kat semâyı aşıp Allah’ın huzuruna yükselerek O’nunla görüşmesi mucizesi.
Merdiven mecazen başarıya ulaşmayı, hedefe varmayı temsil etmektedir. Merdiven, aynı zamanda insanın çabalarının, başarılarının, başarısızlıklarının ya da hayatta karşılaştığı engellerin bir simgesi olarak da değerlendirilir. Mevlâna Celâleddin Rûmî, “Bu cihanda göğe kadar basamak basamak yol bulan gizli merdivenler vardır. Her güruhun merdiveni başka ve her gidişin asumanı başkadır.” diyor. Mesnevî’de yer alan “His merdivenleri” adlı hikâyesinde ise, “Din ve irfan ile ilgili his göklerin merdivenidir. Bu merdiven bizi gerçek hayata, insanlığa yükseltir. Manevi hissin sağlığını dosttan, gerçek sevgiliden isteyiniz.” buyuruyor.
“Mîraç” deyince, benim aklıma hemen “namaz (salât-dua), ilk kıblemiz Mescid-i Aksâ, Beytülmakdis (Kudüs), tayy-ı mekân, ahlâk-ı Muhammedî” geliyor. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (S.A.V.) Efendimizin, Recep ayının 27.gecesinde Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna ruhen, cisme, hâlen çıkması mucizesi ki; en büyük mucizelerden birisidir. Semâvat ahalisine, mi’rac mucizesini göstermiştir. İsra “gece seferi yapmak” demek. Mescid-i Aksâ ise, “Kudüs’te peygamberlerlerin yaptırdıkları mâbed”dir. İlk kıblemizdir. İstikâmetimizi bulmamız için ilk işaret noktasıdır. İsra, zamanın durdurulduğu bir vakti ifade eder. Zaman içinde zaman yaratan Allah’a iman etmek ne güzel. İsra, aynı zamanda ümitsizliği de ortadan kaldıran bir şey.
Namazın merkez üssü Kudüs ve Mescid-i Aksâ, 109 yıldan beri işgal altında! Mîraç gecen kutlu olsun ey âlem-i İslâm.
Şair Fuzûlî, Su Kasidesi’nde “Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi’rac’da/ Şebnem-i feyzün yetürmüş sabit ü seyyâre su” diyor. Günümüz Türkçesiyle:
“Sen o kerâmet denizisin ki Mîraç Gecesinde
Feyzinin çiy tanesi yıldız ve gezegenlere su ulaştırmıştır.”
Şerh: “Şaire göre Hz. Muhammed’in feyz ve bereketi, yâni şebnemi(çiy tanesi) su buharı hem yıldızları hem gezegenleri doldurmuş durumdadır. Peygamber Efendimizin mucizelerinin sınırı yoktur. O, kerâmet denizidir. Burada Efendimizin mîraç mucizesine telmihte bulunulmaktadır.”
Hicretten bir buçuk yıl önce gerçekleşen mîraç olayında Hz. Peygamber, Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya bir gece Burak sırtında gitmiş (tayy-ı mekân) oradan da mi’raca yükselmiştir.
Mîraç hadisesinin çok büyük getirileri vardır. Onlardan birisi ve en önemlisi ‘namaz’dır. Namaz, vahiysiz ümmeti Muhammed’e farz kılınan bir ibadettir. Namaz sıradan bir ibadet değildir.. Namaz sadece vazifeden de ibaret değildir. Namaz kişinin Allah’ın huzuruna varmayı kutladığı bir ilham kaynağıdır.
M’iraç “ahlâk-ı Muhammedî” ile ahlâklanmak demek. Allah (C.C.) bizi o şerefe nâil olan kullardan eylesin.
Günümüzde “namaz mü’minin mi’racıdır” şuuruna hayatımızı taşıyabiliyor muyuz? Hz. Mevlâna diyor ki: “Sen diyorsun ki, ‘Gece-gündüz namaz kılıyorum.’ Öyleyse ağzından daima çıkanlar nasıl olur da namazdan hariç olur” buyurmaktadır. Namaz konusunda bir başka misâl de Hacıveyiszâde Mustafa Hocaefendi’nden vermek gerekirse, onun en büyük zevki, namazı büyük bir vecd ve hûşuyla kılmaktı, deriz. Şahitlere göre Hacıveyiszâde Mustafa Efendi, imam olarak namaza durduktan sonra kendinden geçer, ruhuyla yükseliyormuşçasına dış dünyayla irtibatı kesilirmiş. Ahlâk-ı Muhammedî’yi taklit böyle olmalı değil mi? İbadetlerin en ulvîsi namazdır. Demek oluyor ki namaz ruhen yükselmek ve Allah’la mülâkat yapıyor mesabesinde olmakmış.
Bizim dinimiz aşk dinidir. Aşkın eyleme dönüşmüş hâli ise namazdır. Allah’a olan aşkın ispatı secdedir. Dolayısıyla, hakikî namaz kılmak için Hak Teâlâ’ya ve Habibi olan Hazret-i Muhammed’e âşık olmak zorundayız. Namaz, Allah’ın insanlık için bahşettiği en yüce ibadet şeklidir.
Namaz, müminlerin miracını ifade eder. Namaz dinin direğidir. Namaz bütün ibadetlerin piridir. Namaz başımızın tacıdır. Namaz hikmet nurudur. Namaz en büyük zikirdir.
Namaz Fatiha’nın uygulanışıdır. Namazda okuduğumuz âyet ve duaların mânalarını bilmemiz ve anlamamız gerekir. Namaz aslında bütünüyle Fatiha’yı yaşama faaliyetidir. Fâtiha-ı Şerife ise namazı yorumlayan ilâhî bir kelâmdır. Karakterimizi çizen en büyük etken namazdır. Namazı ahlâkın vazgeçilmez bir yaşantısı olarak tanımak gerekir.
Allah hepimize Peygamber Efendimizin bizden beklediği gibi bir namaz kılmayı nasip etsin.
Allah’a duyduğu hasret dolayısıyla Hz. Âdem’e Kâbe verildi. Ümmet-i Muhammed’in Allah’a duyduğu hasret dolayısıyla mîraç verildi. Bütün insanoğluna Mîraç mirasını vermek bir mucizedir.
Muhammed ümmeti mîraç ile büyük ayrıcalıklar kazanmıştır. Mîraç bizi insan-ı kâmile ulaştıran merdivendir. Mi’rac his merdivenlerini basamak basamak çıkmaktır. Mîraç, Allah’ın huzuruna varmak için hangi mertebelerden geçilmesi gerektiğini gösteren bir haritadır.
Hakikat iner ve kalbe yerleşir. Kişi miraca yükselir. Peki, his merdivenlerini çıkmak nedir? “Sana şah damarından daha yakınım.”(Kaf, 16) bilincine varmaktır.
Salât “dua” anlamına gelir. Sadece Kurân-ı Kerim’de kullanılmıştır. Namazda okunan Fatiha duadır. Namaz Farsçadır. Eğilmek demektir. Namaz dinin direği Allah’a yaklaşmanın merdivenidir.
Bu dünyada nice başlar eğilmiştir. Kıtalara hükmeden İskender’in başı bugün nerede? Trump’ın başı da Netanyahu’nun başı da zamanı gelince eğilecektir.
Mîraç Kandiliniz ve Cumanız mübarek olsun.