Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol...
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.
Mehmet Akif ERSOY
İnsan, hayatın karmaşası içinde çoğu zaman yönünü kaybeder. Günlük telaşlar, beklentiler, hayal kırıklıkları ve içsel çatışmalar; bireyin ruhunda ağır bir yük oluşturur. Bu yük bazen öylesine büyür ki, kişi ne ileri gidebilir ne de geriye dönebilir.
İşte tam da bu noktada insan, varoluşunun en temel sorularıyla yüzleşir: “Ben kimim, neden buradayım ve hayatın anlamı nedir?”
Bununla birlikte modern yaşam, bireye sayısız imkân sunarken aynı zamanda onu derin bir yalnızlığa sürüklemiştir. Kalabalıklar içinde kaybolan insan, çoğu zaman en çok kendisine yabancılaşır. Oysa insanın en büyük ihtiyacı; anlaşılmak, ait olmak ve anlam bulmaktır. Bu anlam arayışı ise çoğu zaman maddi dünyada değil, manevi derinlikte karşılık bulur. Bu derinlikte en kıymetli şey anlaşılmaktır.
İşte bu noktada insan, yaratıcısını hatırlar. Çünkü insanın kalbi, ancak onu var edenle temas ettiğinde sükûnete erer. Yaratıcıyı sevmek; yalnızca sözle değil, zikirle onu her an hatırlamakla, onunla bir bağ kurmakla mümkündür. Bu bağ, insanın en zor anlarında dahi ona bir çıkış yolu sunar. Çünkü insan, kendisini aşan ulu bir güce yaslandığında yalnız olmadığını hisseder.
Hikmete ram olmaktaki “hikmet”, yalnızca aklın değil; ilahi düzenin ve kaderin ardındaki büyük anlamın ifadesidir. Mehmet Akif, insana direnmek yerine teslim olmayı değil, anlamayı ve kabullenmeyi önerir. Çünkü hayatın her yönü, insan aklının ötesinde bir hikmet barındırır.
Bu bakış açısı, insana pasif bir yaşam yerine aksine daha bilinçli ve sabırlı bir yaşama yönlendirir. Kişi, yaşadığı zorlukları bir ceza olarak değil, bir imtihan ve öğrenme süreci olarak görmeye başlar. Bu da onun ruhsal dayanıklılığını artırır ve hayata karşı daha güçlü bir duruş sergilemesini sağlar.
Unutulmamalıdır ki insan, hayatın karmaşasında kaybolduğunu hissettiğinde aslında bir çağrı ile karşı karşıyadır: Kendi özüne dönme çağrısı. Bu dönüş, dış dünyadan iç dünyaya, maddeden manaya doğru bir yolculuktur.
Ve bu yolculukta en sağlam rehber, hikmete teslim olmuş bir kalptir. Çünkü bazen en doğru yol, anlamaya çalışmak ve teslim olmaktan geçer.
Hâkim olan Allah’ın emir ve yasaklarını gözetme hassasiyetinde ve onun yolunda bir ömür dileğiyle…