Türkiye’nin son on yılına damga vuran slogandır...
“Hepimiz şu’yuz hepimiz bu’yuz”.
Şimdi hepimiz kısa bir süreliğine Aykut Kocaman olalım…
Sosyal medyada, forumlarda, tribünde, gazete köşelerinde, analizlerde, televizyon programlarında kendi penceremizden kimi zaman makul ve mantıklı, kimi zaman ise acımasızca eleştiriler yapıyoruz.
Ama hiç birimiz bu eleştirileri dile getirirken, futbolcularımızın form durumlarını, moral motivasyonlarını, hafta içindeki çalışmalarda gösterdikleri performansı bilmiyoruz ve bu bilinmezlik üzerine 90+ dakikalar için yorum yapıyoruz.
Kaçımız maç oynanırken, an itibariyle o karşılaşma için istatistiklerin kulübede takip edildiğini ve kimi zaman bu istatistiklere göre oyun planında değişiklikler yapıldığını biliyoruz. Takımı yönetenleri hafife almamak gerektiğinin altını çizmek için bu örneği verdim. Benzer bir dolu şey daha yazılabilir...
Elbette durum güllük gülistanlık değil.
Alınan puanlar sevindirici ama ortaya konulan futbol bugün için idare edebilir fakat yarın için kafalarda soru işareti bırakıyor.
Hoca'nın olur olmaz yerlerde eleştirilmesinin ana nedeni bu.
Değilse puan hanemiz şimdilik problemli gibi durmuyor.
Kısacası eleştirilerin odağındaki Aykut Kocaman’ın ilk onbir seçimleri konusunda biraz daha insaflı olmakta fayda var.
Hiç kimse kendi bindiği dalı kesmez ve formayı hak etmeyen birine bu emaneti gönül rahatlığıyla vermez.
Ama tribünlerdeki binlerce Aykut Kocaman’ın,onlarca farklı onbirinden ve sisteminden, doğal olarak sadece biri gerçekleştiği için, saf dışı kalan alternatiflerin sahipleri sahada mücadele eden takıma burun kıvırabiliyor hatta “ben bu işi hocadan daha iyi biliyorum” diyebiliyor.
Esasında futbolu daha yakından takip eden, sistemler üzerine yorumlar yapabilen taraftarların olduğu gerçeğini de kabul etmek gerekiyor.
Artık kuru gürültüyle sesi çok çıkanın haklı olduğu dönemler geride geldi.
Futbol izleyicisi kimi zaman taraftar kimliğini bir tarafa bırakarak objektif yorumlar yapabiliyor.
Yani tamamıyla bu işten anlamayan bir topluluktan bahsetmek büyük hata olur.
İşte bu yüzden, zaman zaman tribünlerden yükselen serzenişlere kulak vermek gerekiyor.
Özellikle sistem ile ilgili şikayetlere...
Nitekim mecburen oynamak zorunda kaldığımız ve Dossa'nın atılmasıyla sadece 20 dakika farklı bir sistemde izlediğimiz Torku Konyaspor'dan nasıl keyif almıştık.
Sözün özü; hepimiz 90 dakika içinde Aykut Kocaman olabiliriz ama hoca, 7/24 Aykut Kocaman olmak zorunda.
Bizler de hocanın tercihlerine saygı duyarak sahaya çıkan takımı skor ne olursa olsun maç bitimine kadar desteklemek durumundayız.
Elbette hocanın tercihleri konusunda bizlerin de olumlu/olumsuz fikirlerimiz olacak.
Yaptığımız işin doğasında var. Ama hem yönetimin icraatlarını, hem de hocanın seçimlerini kimi zaman neredeyse vatan hainleriymiş gibi değerlendirmek futbolun ruhu ile bağdaşmıyor.
Süper lig’de bir takımın hocası ya da yöneticisi olmak kolay değil.
Bugün yıllarca yöneticilik yapmış Konyalı sanayici ve işadamlarının stadyum caddesinden bile geçmek istememelerinin sebeplerinden biri iyi niyetle yola çıktıkları halde yemedikleri hakaret, küfür kalmamasıdır.
O yüzden biraz sabır. Daha yolun başındayız. Köprünün altından çok suların akacağı bir ligin ilk karşılaşmalarını izliyoruz.
Her ne kadar gönlümüzden ligin ilk maçlarında daha çok puan almak geçse de bugünlerde hanemiza yazdırdığımız puanların ne kadar kıymetli olduğunu ilerleyen zamanda çok daha iyi anlayacağız.
Hepimiz Aykut Kocaman'ız
.
Yorum Yap
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.