Aslına baktığımızda, F.Bahçe gibi, hem kadro zenginliği, hem de "Şike ve teşvik" olayları nedeni ile daha başka kenetlenmiş bir takım karşısına çıkmak o kadar kolay bir iş değildi...
Dahası da var; aynı haftada zirveye oynayan tüm takımların da puan kaybettiği düşünülürse, istim üzerindeki sarı-lacivertlilerle başa çıkabilmek Torku Konyaspor'un amacını, daha maça çıkmadan zorlaştıran sebeplerdi...
Ama hakemin başlama düdüğü ile birlikte, cesur, futbolu çirkinleştirmemek adına hep olumlu işlere adım atan bir Torku Konyaspor'u gördüğümüzde, bu defa, F.Bahçe'nin işinin hiç de kolay olmayacağına kanaat getirdik...
Nitekim, golü bulan, golden sonra çok net bir pozisyonu da heba eden Konyaspor, rakibin en güçlü ve şanslı olduğu "Duran top" olaylarında çoğu zaman büyük sarsıntı ve panik içine girdi...
Hele devre biterken F.Bahçe'nin bulduğu golle, soyunma odasına büyük moral ve ümitle gitmesi, ikinci yarıda Konya Torkuspor'un işinin ne kadar güç olacağının da bir işaretiydi...
+++
Selim'in, Tolga'nın ve Kokalovic'in telaşsız ve korkusuz futbolları, Konyaspor'un ikinci yarıya daha da özgüven içinde başlamasını sağladı...
Bu defa panik içindeki takım, ev sahibi F.Bahçe'ydi...
Bazen direk, bazen Volkan'ın kurtarışları sarı-lacivertlileri ipten aldı...
Djalma'nın harika oyunu, mücadelesi; Gekas'ın her topu ayağına aldığında, karşısındaki Alves'in Egemen'in, Gökhan'ın telaşa kapılmaları, futbolu güzelleştiren sebeplerdi...
O koskoca; tribünlerinden büyük destek alan F.Bahçe, sahada ne yaptığını iyi bilen bir rakip karşısında adeta çözüldü...
Büyüklüğünü kenara bıraktı, can derdine düştü...
Medyanın genelde, adeta, şike olaylarında kalkan olduğu; başkanının kesinleşen cezasına rağmen üstüne toz kondurulmaz yapıldığı; Federasyon'un, Kulupler Birliği'nin, Tahkim Kurulu'nun bile kol kanat gerdiği bir takım, ikinci yarının ilk maçında galip gelmek zorunda olduğunu biliyordu...
Yönetimi inanmıştı...
Taraftarı inanmıştı...
Futbolcusu inanmıştı...
Ama sadece inanmak yetiyor muydu ki?
Biraz da şans gerekiyordu...
Ve o şans da F.Bahçe'nin yanındaydı işte...
+++
Türk futbolunda bugüne kadar, Anadolu takımları, her zaman İstanbul büyükleri karşısında piyon olmuştur...
Arada bir parlayışlarıyla koca bir seneyi idare etmeye çalışıp, etliye sütlüye pek karışmayan bir kimlik içinde süre gelen yıllar, bu sezon yerini artık "Demir leblebiye" bırakmıştır...
Şimdi, o İstanbul'un "3 büyüğü" eğer, Anadolu köprülerinden geçemezse, işlerinin çok zor olduğunu bilmektedir...
Torku Konyaspor, F.Bahçe'ye yenilmesine rağmen, esas alkışlanan takımdır Pazartesi gecesinin...
Kalecisinden, yedek kulübesindeki her futbolcusu ve onlara "Cesaret köstümü" giydiren teknik digrektörleri Mesut Bakkal ile, Torku Konyaspor'u yürekten kutluyoruz...
Süper Lig'de önlerine mutluka zorlu engeller çıkacaktır...
Ama bu takım görünen o ki, asla sıradan bir takım değildir...
Aksine "Torku" her rakibinin "Korkulu" rüyasıdır artık...
Hem Torku'lu hem korkulu!
.
İlk yorum yazan siz olun