Hayvancılık krizde! Konya'da kapanan işletme sayısı alarm veriyor

ESAM Konya Şubesi'nin programında konuşan Prof. Dr. Ali Akmaz, "Son 10 yılda Konya’da 4 bin 10 büyükbaş hayvancılık işletmesi kapandı" dedi.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Konya Şubesi, "Konya’da Hayvancılığın Güncel Durumu, Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu program düzenledi. Programda konuşmacı Prof. Dr. Ali Akmaz, “Yerli ırk bitiyor, yeraltı suyuyla hayvancılık sürdürülemez” dedi

Konya tarımının ve hayvancılığının dünü, bugünü ve geleceği düzenlenen panelle mercek altına alındı. Programın açılış konuşmalarını Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Konya Şube Başkanı Doç. Dr. Ahmet Tarık Türkmenoğlu gerçekleştirdi. Konya’da ki hayvancılığın esas alındığını program Bera Otel’de düzenlendi. Konya’nın bitkisel ve hayvansal üretimdeki devasa potansiyeline dikkat çeken Prof. Dr. Ali Akman, yanlış su politikaları, ekolojiye aykırı üretim modelleri ve amacına ulaşmayan teşvik sistemleri nedeniyle üreticinin karşı karşıya kaldığı yapısal krizleri de değerlendirdi.

‘KONYA’NIN ÜRETİMİ TAM 7 KATINA ÇIKACAKTI’

Konya’nın tarımsal hasılasının yüzde 10.4’ünü tek başına karşıladığını ifade eden Prof. Dr. Ali Akman, “Planlama hatası yüzünden milyarlık yatırımlar 'Onlar Konya'ya bakar, Konya onlara bakar' durumuna geldi. Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamındaki altyapı ve baraj yatırımlarının mevcut durumu iyi değil. Bu barajlar bitti ama hiçbirinin suyu toprakla buluşmadı. Döşenecek kanalletler yolların kenarında çürüdü, görmüşsünüzdür. Çoğu baraj da bittikten sonra su sızdırmaya başladı. Neredeyse 30 sene geçmiş, KOP projesinden toprakla buluşacak bir damla su devreye girmedi. Eğer bu proje doğru dürüst devreye girse, Türkiye’nin onda bir tarımsal üretimini sağlayan Konya’nın üretimi tam 7 katına çıkacak" ifadelerini kullandı.

BÜYÜKBAŞTA İŞLETME SAYISI AZALIYOR, YERLİ IRKLAR ALARM VERİYOR

Konya’nın hayvancılık verilerindeki son 10 yıllık değişimi TÜİK verileri üzerinden kıyaslayan Akman, çarpıcı bir çelişkiye dikkat çekti. Konya’da büyükbaş hayvan sayısının 739 binden 944 bine yükselerek Türkiye’de ilk sırada yer aldığını belirten Akman, buna karşın üretici boyutunda kan kaybı yaşandığını ifade etti. Ali Akman sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: "Son 10 yılda Konya’da 4 bin 10 büyükbaş hayvancılık işletmesi kapandı. İşletme sayısı yüzde 26 azalırken, ayakta kalan işletmelerin büyüklüğü 14 baştan 24 başa yükseldi. Yani küçük üretici sektörden çekiliyor, üretim büyük işletmelerde toplanıyor. Konya'nın kültür ırkı oranının yüzde 76 ile Türkiye ortalaması olan yüzde 49'un çok üzerindedir. Yerli ırk büyükbaş hayvan varlığımız yüzde 65 azalarak yüzde 2’lere düştü. Yerli ırk neredeyse bitecek durumda, acilen korumaya alınması lazım."

‘MALİYETİN SEBEBİ YANLIŞ COĞRAFYADA BÜYÜKBAŞ ISRARIDIR’

Konya Ovası'nın iklim ve coğrafya yapısı gereği küçükbaş hayvancılığa çok daha uygun olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Akman, küçükbaş hayvancılığı "geri kalmışlık göstergesi" olarak niteleyenleri eleştirdi. Günümüzde mutfakta et fiyatlarının fahiş seviyelere ulaşmasının temel nedeninin yüksek maliyetler olduğunu söyleyen Akman, şöyle devam etti: "Hayvan ahıra girdikçe maliyeti artar. Şu an günlük sadece yem masrafı hayvan başına 500 lirayı buluyor; diğer giderlerle 625 lira. Üretilen sütün yüzde 80-90'ı yeme gidiyor. Oysa koyun, mayıstan kasıma kadar dışarıda bir gram yem istemez. Karasınır köyünde eskiden 2 bin nüfusa 28 bin koyun düşerdi. Tarlaya 1 gram suni gübre atmazdık, hayvanın gübresi yeterdi. Köylünün alım gücü o dönem masrafsız üretimden dolayı çok yüksekti. Yeraltı suyuyla büyükbaş hayvancılık sürdürülemez. Yüzeysel suyun olmadığı kurak bölgelerde tahıl ve küçükbaş ağırlıklı üretim yapılmalıdır."

‘ÇİFTÇİ ÖNÜNÜ GÖRMELİDİR’

Ekonomist ve Türkiye Cumhuriyeti Eski Ekonomi Bakan Kemal Derviş döneminde getirilen ve arazi beyanına ya da kelle başına verilen doğrudan gelir desteklerinin "tembel ve sahtekâr çiftçi" modelini beslediğini iddia eden Akman, tarımda köklü bir reform çağrısı yaptı. Desteklerin toprağa değil, doğrudan "ürüne" verilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ali Akman, Konya’nın kurtuluş reçetesi olarak 3 farklı havza modelini önerdi: 1. Havza (Ilgın, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Ereğli vb.): Yüzeysel su kaynaklarının olduğu, sulu tarım, meyve ve büyükbaş hayvancılığa uygun alanlar. 2. Havza (Hadim, Taşkent, Bozkır vb.): Dağlık ve yüksek arazi yapısıyla bağcılık, meyvecilik ve keçi-koyun yetiştiriciliğine uygun alanlar. 3. Havza (Çumra, Karapınar, Karatay, Cihanbeyli, Kulu vb.): Yeraltı suyunun yetersiz olduğu, tamamen tahıl üretimi ve koyunculuk yapılması gereken kurak tarım havzası. Akman, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Çiftçi önünü görmeli. Arpa, buğday eken adam harman sonunda ürünü kaçtan satacağını önceden bilmeli. Alım ve fiyat garantisi verilmeden, coğrafi havza planlaması yapılmadan Konya tarımını da hayvancılığını da sürdürülebilir kılmak mümkün değildir."


Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Konya Haberleri