SEVR MAĞARASINDA NELER OLDU
Lütfi Erarslan anlatıyor; “Erenköy’de Mehmet Öztürk amcanın evindeyiz. Üstad Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz.leri sohbetini, kendi yazdığı notlardan okurdu. Bir ara kesti. İrticalen (doğrudan) şöyle söyledi; ”Hz. Peygamber (sav), Ebu Bekir Efendimizle, Mekke’den Medine’ye hicretinde Sevr mağarasında 3 gün kaldılar. Hz. Peygamberin kalbinden Ebu Bekir’in kalbine aktarılan fuyuzat, hala eksiksiz devam ediyor. Bu feyzi ilahiden istifade etmek için, iki şart vardır. Biri teslimiyet, iki söylenene itirazsız bir kalp. Hz. Ebu Bekir Efendimiz, hicret yolculuğu boyunca Peygamber Efendimize çok hizmet etti. müşrikler, mağaranın ağzına kadar gelmişlerdi. Hz. Ebu Bekir Efendimiz çok üzüldü. Peygamberimiz kendisine, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir.” Yukarıdaki ifadeden anlaşıldığı üzere, Cebrail’in Peygamberimizin gönlüne indirdiği bütün manevi ilim (ledün ilimi ), Ebu Bekir Efendimizin kalbine aktardığı anlaşılmaktadır. Bu ifadelerden anlaşılıyor ki; 1-Allah (cc) Müslümanlara zor zamanlarında imdadına yetişir 2- Ledün ilmi diye bir ilim vardır. Allah (cc) istediği kulun kalbine, onu manen yükler ve bu ilim belli bir silsile dahlinde kıyamete kadar devam eder. Onun için Peygamber Efendimiz “Her zaman Salihlerle beraber olun, onlardan ayrılmayın.” Buyurmuştur. Dünyada bundan daha güzel bir tavsiye olamaz. İslamiyet kelimesi silm kökünden, teslimiyet anlamına gelir. Kuran ve Sünnete teslim olmak ne büyük bir şereftir. Ya Rabbi, bizi bu yoldan ayırma.
Not: Peygamber Efendimizin hicretini, kaynak kitaplarımızdan okumalı, çocuklarımıza öğretmeliyiz. Ahirette çıkacak sorulardan biri de budur. Allah (cc) ve Resulune teslim oldun mu? Olmadın mı ? Cevabımız, evet Ya Rabbi teslim olduk.
ÜSTADIMIZ MAHMUD SAMİ RAMAZANOĞLU BİR SOHBETİNDE BUYURDULAR
Cemalettin Perek Bey anlatıyor; “ Üstadımız bir sohbetinde, kalp bir yanda, kalıp bir yanda olmamalı. Öyle olursa, o insan duvardaki resim mesabesindedir. “Yine bir sohbetlerinde, “İnsan, 40 yaşına gelirde, Kitap ve Sünnet üzere yaşamazsa ya kibrinden ya da gafletindendir.” Özetle: Bütün ibadetlerimizde, hal ve hareketlerimizde, kalbimizle kalıbımız bir olmalıdır. Aksi halde yapılan ibadetlerden istenen feyzi, almak mümkün değildir. 40 yaş Müslümanların, gençliğin bitip, olgunluğa geçme yaşıdır. Bir Müslüman için bu yaş çok önemlidir. Eğer kibir eder, Kitap ve Sünnetten gafil yaşarsak, Allah korusun, yolculuk hazin bir sonuçla bitebilir. Uyarı ve ikazlar hepsi Müslümanlar için. Bizler için. İkazlara uyarak, Rabbimizin istediği yolda gitmek, mahşerde mahcup olmamak birinci görevimiz olmalıdır.
ADANALI AHMET FATİH AMCA NE ANLATTI
Ben 15 yaşlarındayım. Üstadımızı (Sami Efendi Hz.lerini) evinde ziyaret ettim. Abdest alıyordu. Havluyu verdim ve şunu sordum. Efendim, çalışsam evliya olur muyum? Cevap, evladım evliya olmak için çalışırsan olamazsın. Ama Allah için çalışırsan, o zaman Allah dilerse, size evliyalığı verir. Özetle buyuruyor ki; Niyet önemlidir. Her şeyin başı Allah rızasındadır. Bizler, o rızaya uygun hareket edersek, Allah dilediğini, dilediğine verir. Üstadımıza sordular. Bahtiyar insan kim? Cevap, Bahtiyar insan, dünya okyanusunda (deryada) gönül gemisini hasara uğratmadan, salimen sahile ulaştıran insandır.
Gönülden gelen sözler, kalbe işler. Dudaktan olanlar, kulağa gider. Ama biz gönülden geleni tercih ederiz. Üstadımız bu teşbihte, dünya büyük denizlere benzer. Dalgalıdır. Gelgitleri vardır. Bütün mesele, bu zorlu hayat imtihanında, dalgalara, nefis ve şeytana uymadan, hayat yolculuğunu tamamlamaktır. Hepimizin duası, sahile sağ salim ulaşanlardan olmak dileğiyle.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.