Hayatın İçinden Kısa Kısa - 80

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 80

HZ. PEYGAMBER (SAV) SAHABELERİYLE NASIL HELALLEŞTİ

Sahabi Efendilerimiz anlatıyor: Medine Münevverede Peygamber Efendimiz (sav) rahatsız. Hane-i Saadetlerinden, iki Sahabinin kolunda, yanımıza çıktı. Bizler de kenarda oturuyorduk. Minbere çıktı. 3 defa “Bende hakkı olan, gelsin alsın.” Dedi. Arka sıralarda oturan Ükkaşe (ra) ayağa kalktı ve dedi ki “Hudeybiye’de siz, devenize binerken kırbacınız bana isabet etti. Kul hakkı olur mu? Peygamberimiz (sav) cevaben “olur” dedi. Ükkaşe (ra) o zaman, hakkımı istiyorum. Hz. Peygamber (sav) minberden indi. “Gel sen de, benim sırtıma vur.” Dedi.

Ükkaşe (ra) “Ya Resul Allah, sizin asanız bana değdiğinde, tenim açıktı. Hz. Peygamber (sav) ridasını çıkardı. Sırtını açtı. O kırbaç Fatıma-i Zehra’nın (ra) evinde idi. Evinden kırbaç getirildi. Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) “Sen Peygamber (sav) yerine bizden birine vur.” Dediler. Peygamberimizin (sav) kızı Fatıma-i Zehra (ra) “Babam hastadır. Bu cezayı biriniz üstlenseniz olmaz mı?” Ükkaşe (ra) hiçbir teklifi kabul etmedi. İsteğinde ısrar ediyordu. Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra) geldiler. “Dedemiz yerine, bize vur.” Ükkaşe (ra) “Hayır, size kıyamam.” Sonuçta Ükkaşe (ra) kamçıyı aldı. Peygamber Efendimiz (sav) sırtını açtı. Ükkaşe (ra) Peygamberimizin (sav) sırtında mührü görünce, öptü ve ağlamaya başladı. Sahabiler de ağladı. Ükkaşe (ra) “Anam babam canım sana feda olsun Ya Resul Allah. Maksadım, Peygamberlik mührünü öpmekti. Sizin, bizim üzerimizde hakkınız çoktur. Siz bize hakkınızı helal edin.” Manzara müthiş. Sahabi sevinç gözyaşları döküyor. Peygamber Efendimiz (sav) mahzun olarak Hane-i Saadetlerine döndü.

FATİH SULTAN MUHAMMED HANIN VASİYETİNDEN KISA BİR BÖLÜM

Allah’ın (cc) aciz kulu, Sultan Muhammed Hanın alın teriyle maliki bulunduğu (sahibi) 136 dükkân aşağıdaki şartlar dahilinde vakfedilmiştir:
Yaptırdığım aşhane de şehitlerin hanımları, yetim çocukları, İstanbul fukarası için yemek yapılsın. Yemek yemeğe veya almaya gelemeyenlere, hava karardıktan sonra, kapalı kaplar içinde, gözlerden ırak olarak evlerine götürülsün.

Ecdadımızın şehitlere, yetimlere ve fukaralara ne kadar sahip çıktığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yardım alanların rencide olmaması için, yardım için akşamı beklemeleri ayrıca bir güzelliktir.
Ümit ederiz ki, günümüz vakıfları da bu hususlara dikkat eder.

KUR'AN-I KERİMDEN BAZI AYETLER BİZE NE SÖYLÜYOR

El-Müminün suresi 115. ayette mealen; “Bizim, sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?"
El-Kıyam suresi 36. ayette mealen; "İnsanoğlunun, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor?”
Bu iki ayet özetle bize: Sizi boş yere yaratmadık. Öldükten sonra, dirilteceğiz. Yaptıklarınızın hesabını soracağız.

Bunda şüphesi olan var mı? Biz Müslümanlar olarak hakkel yakin, aynel yakin inandık ve iman ettik. Burada esas olan soru şu, inanıp ve iman ettikten sonra, amel olarak neler yaptık? Kitap ve Sünnete tam olarak uyduk mu? Nefsimizi muhasebeye çekerek, dinimizdeki durumumuzun ne olduğuna baktık mı?
Bu sorulara cevabımız evet mi hayır mı, Hesabı kolay verenler ve cevap veremeyenler. Bütün kitap ve Sünnet bize şunu anlatıyor. Mahşerde zorlu ve uzun süren bir hesaba tabi tutulacağız. Dünya dershanemizin adı, tefekkür. Laboratuvarın adı, iman. Bunlardan uzak olmak, akıllı bir Müslümana yakışmaz. Madem ki dirileceğiz, madem ki hesap vereceğiz, o zaman hazırlıklı olmalıyız.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri