CESEDİNİN YAKILMASINI İSTEYEN ADAMIN SONU
Ebu Hüreyre (ra) Peygamberimizden (sav) naklen şunları anlattı; “Dünyada hiç iyilik yapmamış bir adam, ölünce cesedinin yakılmasını, külünün yarısını karaya, diğer yarısının da denize atılmasını vasiyet etti. Adam ölünce varisleri, aynen öyle yaptılar. Allah (cc) karalara ve denizlere emretti. Küller toplandı. Kişi yeniden yaratıldı. Rabbinin huzuruna getirildi. Rabbimiz, adama bunu neden yaptın? Her halükârda Allah’ın (cc) seni yaratacağını bilmiyor muydun? Adam, Ya Rabbi, sen daha iyi bilirsin. Ben senin azabından, korktum. Korkumdan yaptım deyince, Allah (cc) adamı affetti.”
Burada Peygamberimizin (sav) anlattığı açık ve net. Kişi nerede ne zaman ne şekilde ölürse ölsün, vücudu parçalansa, yansa kül olsa da Allah’ın (cc) azamet ve kudreti o kadar büyüktür ki, O tekrar Bas’ü Badel Mevt (öldükten sonra diriltecek) ve hesap soracaktır. Bize düşen Allah’ın (cc) azamet ve kudretini idrak ederek, Kitap ve Sünnete dünyada iken uymaktır.
İNSANLAR ÖLÜNCE KABİRDE ONLARA NE GÖSTERİLİR
Abdullah B. Ömer (ra) Peygamber Efendimizden (sav) rivayet etti, Peygamberimiz (sav) buyurdular ki; “Sizden biri ölünce, sabah akşam kıyametteki makamı kendine gösterilir. Eğer cennet ehli ise cennet, cehennem ehli ise kendisine şöyle denir: Kalacağın yer işte burasıdır.”
Peygamber Efendimiz (sav) başka bir Hadisi Şerifinde de; “Kabir, insanlar için cennet bahçelerinden bir bahçe, cehennem çukurlarından bir çukur.” Bu iki Hadisi Şerifte, kabirdeki azaba, ahiretteki hesaba, cennet ve cehenneme inanmayanlara, açık bir uyarı niteliğindedir. Biz ehli sünnet müntesipleri olarak, Kitap ve Sünnete uymaya çalışan Müslümanlar olarak, Allah’ın (cc) mağfiretini dileyerek, kabirlerimizin cennet bahçesi olacağını ümit ederiz. Çünkü Cenabı Hak, bize iman edin, Salih Müslüman olun, o zaman korkmayın buyurmuştur.
İslam akaidi ölçüyü koydu: İnsan hayatı boyunca, Havf (korku) – Reca (ümit) arasında olun buyurdular. Biz de buna inandık ve iman ettik.
BAŞIMIZA GELEN MUSİBETLER BİR İMTİHANDIR
Abdurrahman B. Kasım (ra) Peygamberimizden (sav) şöyle rivayet etti; “Müslümanlar, benim başıma gelen musibetlere bakarak, kendi karşılaştıkları musibetlere karşı, güç bulsunlar."
Yani özetle, benim başıma gelen güçlüklere bakın. Kendinize gelen güçlüklere karşı, Allah’tan (cc) dayanma gücü isteyin ve sabredin.
Hakikaten Peygamberimizin (sav) hayatını incelendiğimizde, iki defa zehirlendiğini, bir defa suikast tertip edildiğini, Taif’ten taşlanarak ayaklarının kanlar içinde kaldığını, en yakını olan amcası Ebu Lehebin Peygamberimizi (sav) inkâr ettiğini, Uhut’ta mübarek dişlerinin kırıldığını, mübarek yanağına mızrak saplandığını, 10 yıllık Mekke tebliğ devrinde ablukalara maruz kaldığını ve daha birçok sıkıntılar çektiğini biliyoruz. Peygamberimiz (sav) bir seferinde; "Peygamberler içinde, en fazla cefaya maruz kalan benim.” Buyurdular. O halde Peygamberimizin (sav) başına gelen her bir musibette, her bir ümmetinin başına gelecektir.
Acı ve ızdırap, ne kadar büyük olursa olsun, ona karşı Rabbimizden dayanma gücü istemeliyiz.
Bu konuyla ilgili geniş malumat, fıkıh ve siyer kitaplarımızda anlatılmaktadır. Okunmasında fayda var.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.