BİR ANNENİN EVLADINA MERHAMETİ NASIL OLUR?
Allah (cc) kullarına zulüm etmez. İnsanlar kendi elleriyle yaptıklarıyla, kendine zulüm eder. Rivayet edilir ki, günahkâr biri yolda yürürken, gördüğü bir olay uyanışına sebep oldu.
Bir kadın, kendini kızdıran çocuğunu dışarı atıp, kapıyı örttü. Çocuk dışarıda bir müddet dolaştı, kapıya geldi. Kapı kapalı. Çocuk başını eşiğe koyup, beklerken uyudu. Bir müddet sonra, annesi kapıyı açtı. Çocuğu o halde görünce, üzerine kapanıp ağlamaya başladı ve diyordu ki, yavrucuğum neden beni kızdırıyorsun? evinden ve annenden başka sığınacak bir yer olmadığını bilmiyor musun? Bana isyan etme. Senin için şefkat ve merhamet besliyorum. Beni aksi iş yapmaya zorlama. Yolda giden adam bu manzarayı görünce, ağlayarak tövbe etti.
Ders alınacak hoş ve güzel bir olay. Annenin çocuğa merhametinden, çok fazlası Allah’ın (cc) kullarına merhametidir. Allah (cc) merhamet duygusunun yüzde biri bütün mahlukata, doksan dokuzuda Rabbin kendindedir. İşte o, yüzde bir merhametle, insanlar birbirine acır. Hayvanlar yavrularını emzirir. O biricik Rabbimiz merhamet sahibidir. Kullarının tövbe etmesinden de razı olur.
ŞEYHÜLİSLAM KEMALPAŞAZADE’NİN BİZLERE İKAZI
Tövbe edin. -- Tövbeyi tehir etmek, haramdır. -- Tövbeyi geciktirmeye de ayrıca, tövbe etmek gerekir. Çünkü ölüm meleği, aldığı emri bir saniye bile geciktirmez. Tövbeyi erteleyenler için, şöyle söylenmiştir; Yarın yaparım, ederim diyenler helak oldu. Zira öyle bir gün gelecek ki, yarını yok. Ecel gelmeden, ecele hazırlık, bir tavsiye değil emirdir. Gözyaşları içinde tövbe edip Rabbimize sığınanlara ne mutlu.
Kısa not Kemalpaşa zade kimdir? 1469-1534 yılları arasında yaşadı. Edirne’de doğdu. İstanbul’da vefat etti. Arapça, Farsça dillerini çok iyi bilirdi. Kanuni döneminde, Şeyhül İslamlık yaptı. Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Kelam ilmiyle meşgul oldu. Edip ve şairdir. Müderrislik yaparak, birçok talebe yetiştirdi. Geniş malumat Osmanlı tarih kitaplarında mevcuttur.
20 YIL ZÜHD VE TAKVA İLE YAŞADI. 20 YIL DA GÜNAHLAR İŞLEDİM. ŞİMDİ TEVBE ETSEM NE OLUR?
Rivayet edildi ki, eski kavimlerden bir kişi, 20 yıl zühd ve takva ile, sonra 20 yıl günahkâr yaşadı. Yanlışlar yaptı ve bir gün aynada yüzünü gördü. Saç ve sakalları bembeyaz ağarmıştı. Elini Rabbine açtı ve şöyle söyledi, Ya Rabbi, sence malum yirmi yıl zühd ve takva ile yaşadım. Yirmi yılda günahlar işledim. Şimdi tekrar sana dönsem, tövbe etsem olur mu?
Rabbimizin cevabı kısa öz ve net: “20 yıl sen bizi sevdin. Biz de seni sevdik. Sonra sen bizi terk ettin. Biz de sana mühlet verdik. Bize dönersen kabul ederiz.“ Yaşanan olay bu. Bazen insan, aynaya bakmadan dünyayı terk edebilir. Onun için, tövbeye imkân, zaman bulamaz. Onun için, bizlere düşen görev, Rabbimizin kapısının eşiğine başımızı koymak, devamlı tövbe halinde olmak en iyisi. Saçımızın sakalımızın ağarmasına kadar beklemek, belki çok geç olabilir.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.