ÖLÜMÜN RENGİ OLUR MU? OLUR;
Hz. Mevlana (ra) “ Herkesin ölümü, kendi rengindedir. Ölümden korkup kaçan kişi, işin aslını ve doğrusunu istersen, sen aslında ölümden korkmuyorsun. Sen kendi hal ve amellerinden korkuyorsun. Çünkü ölüm aynasında gördüğün ve korktuğun ölüm değil. Kendi iç dünyanın, çirkin yüzü.”
Yılar önce Hz. Mevlana’nın (ra) teşhisi, bugün için de geçerlidir. Hiç ölümü isteyenimiz var mı? Yok. Ahiret endişemiz var mı? Çoğu zaman, o da yok. Rabbimiz, Kuranı Kerimi sadece okumayı değil, üzerinde derin düşünmemizi emrediyor. Birçok ayetlerde, siz ders alasınız (ibret alasınız) diye, bizi ikaz ediyor. Hal böyle iken, ölümden korkalım. Ancak amellerimizin eksikliğinden daha çok korkalım.
Bir kez daha hatırlayalım ki bâki olanı (ahireti), fâni ile (dünya) değiştirmeyelim. Aldanmayalım.
Duamız hep şu olmalı: Ya Rabbi, bize dünyada da, ahirette de iyilik ver. Cehennem azabından koru. Beni, anamı-babamı ve müminleri hesap gününde affet.
Her namazda tahiyyatta bu duayı okuyoruz. İnşallah, bundan sonra, yukarıda yazdığımız manayı düşünerek okuyalım.
GELEN ADAM HZ SÜLEYMAN’DAN (AS) NE İSTEDİ?;
Hz. Mevlana (ra) mesnevisinde anlatıyor; “Korku ve telaş içinde gelen adam, Azrail (as) karşıma çıktı ve bana çok ters baktı. (Rivayet o ki, Peygamberimizden (sav) önce, ölüm meleği, insanlara görünürdü. Peygamberimize (sav) rahmet olarak, ümmetinden bu korku kaldırıldı.)
Rüzgâra emret, beni Hindistan’a götürsün. Belki beni, orada bulamaz.
Hz. Süleyman (as) rüzgâra emretti. (Kuranı Kerimde, rüzgârın Hz. Süleyman (as) emrine verildiği yazılıdır.) Hindistan’a götürdü. Bir süre sonra, Azrail (as) geldi. Peygamber (as) sordu, adama neden hışımla baktın? Ölüm meleği, hışımla değil, hayretle baktım. Rabbim, bana, onun canını Hindistan’da almamı emretti. Bu adam, nasıl olup ta bu saatte Hindistan’a ulaşacak diye, hayret ettim. Netice, Hindistan’da ruhunu aldım.
Demek ki, ecel yeri ve zamanı önceden programlanmış. Bu programda da son söz, Rabbimizin. İnsanların itirazı ve bahanesi boşuna.
Hz. Mevlana (ra) ne güzel söylemiş. “ Dünyada ebedilik isteme, kendinde yok ki sana versin. “İstek boşuna.
Bize düşen, hayırlı yer ve zamanda, mesela kıyamda, rükûda, secdede Yücelerden gelen emre itaat. Bu emre uyanlara ne mutlu.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.