Hayatın İçinden Kısa Kısa - 42

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 42

GÖNÜLLERE SULTAN OLMAK NASIL BİR GÜZELLİK?;

Telemsan Sultanı Yahya, maiyetiyle çarşıda. Herkes ayakta, onu alkışlıyordu. Kenarda duran bir derviş hiç ilgilenmedi. Sultan, bu kim? diye sordu. Tunuslu bir şeyh, mağarada yaşıyor. Sultan, şeyhe yaklaştı. Üzerindeki ipekli elbiseyi göstererek, bununla namaz olur mu? diye sordu. Şeyh Efendi, sarayındaki ulemaya sor, dediyse de, Sultan ısrar edince Şeyh, Bir köpek düşününüz. Bir leş buldu. Tıka basa yedi. Bevl ederken kirlenmemek için ayağını kaldırır. Sultan kızdı, ne demek istiyorsun? Şeyh, Sizin mideniz haramlarla dolu. Zulüm ile kul hakları üzerinizde. Böyleyken ipekli elbiseden soruyorsun. Sultan çok etkilendi. Halka hitaben, ben sultanlığı bıraktım. Kendinize bir sultan bulun. Şeyhe talebe oldu. Halkın birçoğu, şeyhten dua istediler. Şeyh onlara, Sultan Yahya’dan dua isteyin. Ben olsam, onun yaptığını yapamazdım. Devamla, halk da Yahya’nın aldığı zevki alsalardı, onlar da Yahya’nın yaptığını yaparlardı.
İslam tarihinde, Belh sultanlığını terk eden İbrahim B. Edhem (ra) yine Horsan sultanlığını terk eden Seyit Harun Veli (ra) Hz.leri gibi, daha birçok büyük zatlar, ahiret saltanatını dünya saltanatına tercih etmişlerdir.

Bu kıssada esas anlatılmak istenen şey, esas sultanlığın manevi sultanlık olduğu ve bu amaca ulaşmak için çalışmak lazım geldiği anlatılır.

EL KÂRDA, GÖNÜL YÂRDA OLUR MU? OLUR, İŞTE ÖRNEĞİ;

Muhammed Parisa (ra) anlatıyor; “ Hac için, yola çıktık. Bağdat’ta nur yüzlü bir gence rastladım. Altın alıp satıyordu. Başı çok kalabalıktı. Başı telaş içindeydi. Haline üzüldüm. Tam ibadet yapacak çağda idi. Kalbine nazar ettim. Allah (cc) diyordu. Anladım ki, el kârda, gönül yârda idi. Hicaza vardım. Kâbe’deyim. Bir ihtiyar Kâbe örtüsüne sarılmış, ağlıyordu. İçimden, ben de bu ihtiyar gibi, ağlayabilsem dedim ve gıpta ettim. Kalbine döndüm, baktım. İhtiyar dünyalık istiyordu. Üzüldüm.”
Bu kıssa bize, dünya ile meşgul olurken, kalbi gafletten korumalıyız. Dindarlık dünyadan el çekmek değil, halk içinde Hâk’la beraber olmaktır.

HZ. ÂDEM PEYGAMBERİMİZ (AS) ALLAHTAN (CC) NE İSTEDİ? NE ALDI?;

Âdem Peygamberimiz (as) “ Ya Rabbi, iblis bana musallat oldu. Onun sataşmasına, seninle engel olabiliyorum. Bana ve evlatlarıma çare sen olursun.”
Allah (cc); ”Soyundan gelen her çocuğa, koruyucu bir melek vereceğim. Onları, şeytanın ve kötü insanların şerrinden koruyacak.”

Hz. Âdem Peygamberimiz (as), daha ver Ya Rabbi.

Allah (cc); ” Bir iyilik yapana 10 sevap, bir günah işleyene bir günah yazacağım. Hatta onu da affederim.”
Âdem Peygamberimiz (as) daha ver Ya Rabbi
Allah (cc); ”Ruh, cesedinde bulunduğu sürece, tövbesini kabul ederim.”

Âdem Peygamberimiz (as) artır Ya Rabbi,
Allah (cc); “ De ki, ey nefislerini boşa harcayan kullarım, benim rahmetimden ümidinizi kesmeyin. Ben bütün günahları bağışlarım. Çünkü ben çok bağışlayan ve merhamet sahibiyim.”

Âdem Peygamberimiz (as) istedi de, istedi. Rabbimiz ver de verdi.

Özetle; Bu konuşmadan anladığımız, meleklerle korunuyoruz, çok sevap işleyip, bire on misli almaya çalışalım. Her an tövbe halinde olalım. Allah’tan (cc) ümidimizi kesmeyelim.

Kuran-ı Kerim’de başka ayetlerde de “ Allah’tan (cc) ancak kâfirler, ümidini keser.” Bizler ümit içinde yaşamalıyız. Ancak şeytanın da, Allah (cc) günahlarınız affeder, iğfaline kapılmamamız lazım. Bu yazıyı yazan ve okuyanlar için Allah (cc) huzurunda delil olsun ki, biz Rabbimizden hiç ümidimizi kesmedik. Bu ümitle Rabbimizin huzuruna çıkmak, en büyük dileğimizdir.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri