MUHTEREM HOCAMIZ ALİ ULVİ KURUCU ANLATIYOR
Ali Ulvi Kurucu (ra) hocamız anlatıyor: Yıl 1944. Nuri ve Hulusi Topbaş hocalar hacca geldiler. Dönüşte Mısır’a uğradılar. Ben de o zaman Ezher’de okuyordum. Mısır’a gelince Yozgatlı İhsan Efendi ile görüştüler. İhsan Efendi o zaman Türk talebelerini okutuyordu. Bu hali görünce çok sevindiler. Hocaya yardım etmek istediler. Hoca Efendi benim ihtiyacım yok. Eğer yardım edilecekse muhtaç talebeler var onlara yardım edelim. Memnuniyetle kabul ettiler. Muhtaç talebelere aylık bağladılar.
Zenginlik ancak hakkı verildiği zaman güzeldir. Nuri ve Hulusi Topbaş’ın bu davranışı hepimize güzel bir örnektir. Allah bu ailenin hepsinin mekânı cennet olsun. Hep İslam’ın emr-i bil maruf nehy-i anil münker ile uğraşmışlar servetlerini bu yolda harcamışlardır. Yaşadıkları devirde İslami eğitimin yasaklandığı bir zamandı. Buna rağmen gayret ettiler emek verdiler. Bugün bile günümüzde bir çok insanın ilim adamının yetişmesine sebep olmuşlardır.
HAK DOSTLARINDAN ÖRNEK DAVRANIŞ
Altın silsilede ismi geçen Ali Ramiteni hz. leri Harezm’de yerleşti. Sohbet ehli idi. İnsanları bir araya getirir onlara İslam’ı anlatırdı. Her sabah amele pazarına gider. Birkaç amele kiralar. İşiniz abdest alıp ikindi vaktine kadar burada bizimle sohbette hazır bulunacaksınız. Giderken de günlük ücretlerini öderdi. Böylece birçok insanın İslam’ı öğrenmesine sebep oldular. Bugünkü şartlarda imkânı olanların bu yolu takip etmeleri bazı insanların kurutuluşuna sebep olmaları mümkündür. O kadar çok günahın işlendiği günümüzde belki de birkaç kişinin ıslahına sebep olmak bize kurtuluş sebebi olabilir.
HAFIZ KURRA ABDURRAHMAN GÜRSES HOCA EFENDİ
Kadir Mısıroğlu anlatıyor: Ben çok Osmanlı bereketi almış hoca tanıdım. Bunlardan biri Abdurrahman Gürses idi. Musa Topbaş’ın evinde bir sohbet meclisindeyiz. Toplantı Kuranı Kerim okunarak açılacak. Abdurrahman Gürses hocadan okuması istendi. Hoca Efendi besmeleyi çekmişti. Biri kulağına hocam biraz kısa kesersen sonra üstad Necip Fazıl Kısakürek konuşacak. Hoca besmeleden sonra sadakallahül azim dedi ve okumadı. Neden okumadığı sorulunca cevaben: Kul kelamının Allah kelamına tercih edildiği yerde Kuranı Kerim okunmaz.
Bu muhterem değerli hocamızı hem İstanbul’da hem Konya’da tanışıp sohbet etme imkânımız oldu. Hayatta gördüğüm en güzel simalardan biri idi. Eli yüzü nur gibi. Yüzüne baktığınız zaman size elektrik veren edep timsali nazar ber kadem (devamlı ayak ucuna bakan) müstesna bir insandı. Kuranı Kerim okurken manaya da vakıf olduğu için Rabbimizle konuşur gibiydi. Sadaka-i Cariye olarak birçok talebe yetiştirdi. Şahit ol Ya Rabbi biz senin kitabının okuyan, okutan onunla amel edenleri çok seviyoruz. Ve tek duamız Peygamberimizle birlikte mahşerde onlarla beraber olmak.
Bu büyük zatları yazmamızın sebebi yazı doldurmak için değil. Onların hayatlarından kendimize örnekler almak içindir. Daha sonraki yazılarımızda bu hocama tekrar döneceğiz.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.