CAN PAZARINDA SAHABE EFENDİLERİMİZ
Kur'an-ı Kerim'i kolay anlamak için iniş sebeplerine yani esbabı nüzule bakmak gerekir. Bazı olaylar üzerine Ayeti Kerimeler inmiş. Peygamber Efendimiz hemen sahabelerini bilgilendirmiştir.
Bakara suresi 207. Ayeti Kerime buna en güzel örneklerden biridir. Ayeti Kerimenin meali;” İnsanlardan öyleleri var ki Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah kullarına karşı çok merhametlidir. “
Bu ayeti kerimenin iniş sebebi Sahabe Kiramın ileri gelenlerinden Suheybi Rumi. Bu zat Mekke’ye dışarıdan hicret etmiş. Ticaretle uğraşır. Bir miktar malı mülkü de vardı. Peygamber Efendimize Müslümanların Medine’ye hicretine izin verilince, Suheybi Rumi de Medine’ye hicret etmek istedi. Bu tarihlerde Peygamber Efendimiz de Medine’ye hicret etmişti. Hazırlıklarını yaptı. Medine’ye yola düştü. Mekke çıkışında müşrikler önünü kestiler. Kendisine sen parayı malı mülkü Mekke’de kazandın. Şimdi Medine’ye gidemezsin dediler. Suheybi Rumi onlara ben de iyi bir savaşçıyım. Eğer mâni olursanız sizinle savaşırım. Ancak sizin isteğiniz para ve mal ise Mekke’deki yerini söyleyeyim. Gidin alın. Malım mülküm sizin olsun. Müşrikler razı oldular. Suheybi Rumi Hz. leri de Medine’ye hicret etti. Yukarıdaki Ayeti Kerime onun Medine’ye girmesinden hemen önce nazil oldu. Ayeti Kerimede ifade edildiği üzere Allah rızasını kazanmak için malını hem canını ortaya koymuştu. Onun bu hali Ayetin inişine sebep oldu. Medine’ye girince Hz. Ebu Bekir Efendimizle karşılaştı. Ona inen Ayeti müjdeledi. Suheyb çok memnun oldu.
Bu ve benzeri Ayeti Kerimelerden anlaşılıyor ki Allah rızası için ölümü göze almak, cihat etmek canından ve malında vazgeçmek rıza-ı ilahiye sebeptir. Biz de bütün yaptığımız işleri bu ve benzeri Ayetleri gözeterek amel etmeliyiz. Geniş bilgi tefsir kitaplarımızdan okunabilir.
PEYGAMBERİMİZİ SEVMEK NASIL OLUR
Peygamber Efendimizin hayatı uygulamaları bizim için güzel bir örnektir. Rabbimizin tarifiyle Üsve-i Hasenedir. (Güzel örnek) Peygamber Efendimiz bütün hayatı boyunca çok mütevazi bir hayat yaşadı. İslam civar kabilelere yayılınca Müslümanların hazineleri de zenginleşti. Buna rağmen Peygamberimiz yaşadığı mütevazi hayattan hiç vazgeçmedi.
Hz. Hafsa Validemiz (Hz. Ömer’in kızı) anlatıyor;” Evimizde bir kilim vardı. İki kat yapar üzerinde yatardık. Bir gün Peygamberimiz rahat etsin diye 4’e katladım. Allah Resulü rahatsız oldu. Eski haline getir dedi. Ben de öyle yaptım. “
Yine şöyle bir rivayet anlatılır ki: Bir gün Hz. Ömer Efendimiz, Peygamber Efendimizi ziyarete geldi. İzin istedi. İçeri girdi. Peygamber Efendimiz hurma lifinden bir yatak bir yastık üzerinde istirahat ediyorlardı. Lifler Hz. Peygamberimizin mübarek vücudunda iz yapmıştı. Bu hali gören Hz. Ömer Efendimiz ağlamaya başladı. Peygamber Efendimiz;” Ya Ömer niye ağlıyorsun?” Ya Resulullah kayserler kisralar saraylarda yaşıyor. Senin halin beni ağlattı. Peygamberimizin cevabı bizlere ışık tutuyor. Peygamberimiz şöyle buyurdular;” Ya Ömer dünya onların olsun ahiret bizim olmasını istemez misin?”
Yukarıdaki iki olay bize hayatımızın yol haritasını çizdi. Peygamberimizi sevdiğini iddia eden bizlerin uygulamalarda ona hiç uymadığımız görülmektedir. Bugün yaşantımızda israf lüks aldı başını gidiyor. Aileler birbiriyle israf yarışında. Halbuki bunun nereden kazanılıp nerede harcayacağımızın sorulacağını unutmuş görünüyoruz. İçtiğimiz sudan ayrı bir sual suyun soğukluğundan da ayrı bir sual edileceği Hadislerde ifade edilmiştir. Allah için doğruyu yazmak gerekirse hepimizin hali çok zor ve perişan. Ne mutlu israfa girmeyen Peygamberin hayatını örnek alan zengin olduğu halde tevazu yaşayan Müslümanlara. Halimizdeki sıkıntıları uzun uzun anlatamaya gerek yok. Yazan da okuyan da sıkıntıda. Allahım sen bizi affet. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.