HAK DOSTLARINDAN REBİ B. HEYSEM
1-) Peygamber Efendimizin (sav) döneminde yaşadı ama O’nu göremedi. Sahabenin alimlerinden Abdullah B. Mesud’dan ders aldı. Tefsir Kıraat Hadis ve edebi bilgiler okudu. H. 65 yılında vefat etti. Kimseyle tartışmaz. Kimseye kötülük etmez zahidi bir hayat yaşardı. Nesebi Peygamberimizin (sav) dedesi Adnan’da birleşirdi.
Hayatından şöyle bir hatıra nakledilir: Evin bahçesine mezar yaptırdı. Kalbi katılaştığını hissedince kabre girer. Orada bir müddet yatar. Bir gün öleceğim. Sadakaya muhtaç olacağım derdi.
El-Müminün suresi 99-100. Ayetleri okurdu. Mealen bu Ayetler;” Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında Rabbim beni geri gönder. Ta ki dünyada boşa geçirdiğim zaman için yerine ameller işleyeyim. “
Daha sonra kendi kendine Ey Rebii bak geri gelmeyecek güne ahirete hazırlığını yap. Sonra ahirette musibetlere maruz kalmayasın.
Hak dostu Rebii bize ahireti hatırlatıyor. Delil olarak ta ayetleri gösteriyor. Kaynak sağlam. Kitap ve Sünnet.
Bu güzel örnek davranışını Ayetle teyit ederek diyor ki öldükten sonra geri dönmek istesen de dönemezsin. Zamanı boş geçirme. Ameli artır. Zikri artır. Tesbihatı artır. Çünkü geri dönüş yok. Dünyada amel var. Ahirette hesap var. Ya Rabbi tabiinden Rebii bize güzel bir örnek oldu. Okuduğu Ayetlere inandık ve iman ettik. Sayılı ömrümüzü zayi etmeyelim. Zayi ettiklerimize de pişman olduk.
Bize son nefesimize kadar Kitap ve Sünnetten ayırma. Rebii ve onun yolunda olanlara da rahmet et. Âmin.
2-) Kitaplarımızda şöyle bir olay anlatılır: Hasan Basri (ra) yolda giderken çok neşeli bir adam gördü. Ona ey kardeşim sıratı geçtin mi? Adamın cevabı hayır. Hasan Basri (ra) devam etti. Cennete mi Cehenneme mi gideceğini biliyor musun? Adam hayır. O halde niye gülüyorsun?
Hak Dostu Hasan Basri (ra) yoldaki adama söyledikleri bizim için de geçerlidir.
Peygamberimiz (sav);” Benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler çok ağlardınız. “Buyurdu. Fani alemde neşeli günler az. Hüzün ve üzüntü çok. Atamız Hz. Âdem (as) çamurdan yaratıldığında ruh üflenmeden önce üzerine 900 yıl hüzün yağmurları yağdı. 100 yılda meserret yağmurları yağdı. Yani insanın hayatında hüzün ve elem çok. Neşeli günler azdır.
Hasan Basri (ra) Hz.lerinin adama sorduğunu biz kendimize soralım. Hakikaten sıratı geçecek gücümüz var mı? Cennete mi Cehenneme mi gideceğiz bilmiyoruz. Cevabımız elbette hayır. O zaman Peygamber Efendimizin (sav) buyurduğu gibi az gülüp çok ağlayalım.
Hasan Basri (ra) temsilen anlatıyor: Ölüm meleği bir eve geldi. Evden birinin ruhunu aldı. Herkes üzüntüyle ağlıyor. Feryad-ü figan ediyor. Melek onlara lisanı haliyle niye ağlıyorsunuz? Bu kulun sayılı günleri vardı bitti. Emir Allah’tan (cc). Ben emri ifa ediyorum. Bu eve tekrar tekrar gelmeye devam edeceğim. Hepsini alıp götüreceğim. Çok güzel bir temsil. Hakikat öyle değil mi? Neneler dedeler babalar anneler kardeşler bir bir gidiyor. Yerine yenileri geliyor. Yani kâinat dolup boşalıyor. Peki giden geliyor mu? Hayır. O zaman dikkat. Gelecek misafire (Azrail (as)) ne diyeceksen şimdiden hazırla.
Hak dostu İmam Gazali (ra) Hz.leri İmam Rabbani’den (ra) naklen şöyle anlatıyor: İnsan günlük muhasebesini yapmalı. Sabah işe başlamadan nefisle pazarlık yapıp bir antlaşma yap. De ki helal kazanacağım. Yalan yok. Namazlarımı dikkatle kılacağım. Allah (cc) adına kendine söz ver.
Ey oğul düşün ki öldün ve geri gönderildin. O zaman günaha yaklaşma. Zamanını da boşa harcama.
Hak dostları her şeyi güzel anlattılar. Onların sözleri üzerine yazı yazmak zâittir. Bütün mesele buraya kadar anlatılanlardan ders çıkarmak. Dersimiz hayırlı olsun. Yolumuz sıratı müstakim olsun. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.