İSLAM'DA ADİL YARGILAMA NASIL OLUR İŞTE ÖRNEĞİ
Hz. Ali (ra) Efendimizin zırhı kayboldu. Pazarda zırhını, bir yahudide gördü, istedi. yahudi vermedi. Hz. Ali (ra) Efendimiz kadıya gitti. Kadı Şüreyh tarafları dinledi ve Hz. Ali (ra) Efendimize sordu, şahidin var mı? Hz. Ali (ra) Efendimiz, var oğlum Hasan. Kadı Şüreyh, oğul babaya şahit olamaz. İslam hukuku böyle söyler. Zırhı yahudiye verdi. Döndü Hz. Ali (ra) Efendimize, Ya Ali, zırhın senin olduğunu biliyorum, doğru söylediğine de inanıyorum. Ancak İslam bize, şahit şartı koydu. Onun için zırhı sana veremedim. Bu konuşmaya şahit olan yahudi, İslam’ın bu adaletine çok hayran oldu ve Müslüman oldu. Hz. Ali (ra) Efendimiz zırhı da bir atı da yahudiye hediye etti.
Ya Rabbi, Hz. Ali (ra) Efendimiz gibi Sahabelere, Kadı Şüreyh gibi yargıçlara ne kadar ihtiyacımız var. Herhalde onu Siz bizden daha iyi biliyorsunuz.
Hz. Ömer (ra) Efendimiz, adalet mülkün temelidir derken bunu işaret ediyordu. Onun için zalimler, şeddatlar, firavunlar yok oldu gitti. İsimleri, cisimleri harap oldu. Ama adaletle hükmeden Hz. Ömer (ra) Efendimiz hala dillere destan rahmetle anılmaktadır. Ya Rabbi, şahit ol ki biz Senin Kitabını, Peygamberlerini ve özellikle Peygamberimizi (sav), Sahabe, tabiin, Ehli Sünnet Mezhep İmamlarımızı seviyoruz. Onlara muhabbetimiz var. Bu muhabbetimizi artır, eksiltme.
HURMA ÇALAN KÖLEYE PEYGAMBERİMİZİN (SAV) SÖYLEDİKLERİ
Peygamberimiz (sav) Medine’de. Şehirde kıtlık var. Bir hizmetli, birinin hurma bahçesine girmişti. Bahçe sahibi, hırsızı yakalayıp Peygamberimize (sav) getirdi, cezalandırılmasını istedi. Hz. Peygamber (sav) bahçeye girene sordu, “Neden yaptın? “ Ya Resul Allah, çok acıktım. Peygamberimiz (sav) bahçe sahibine dönerek; “Bu adamın karnını niye doyurmadın? Hırsızlığın yasak olduğunu niye öğretmedin? “Peygamberimizin (sav) merhameti ve adaleti, hırsıza nasihat ederken, mal sahibini de ikaz ediyordu. Şuna dikkat edelim, yanımızda çalışan hizmetlilere merhametli davranalım. Yediğimizden yedirelim, giydiğimizden giydirelim. Aksi halde toplumda gelir dağılımı bozulduğu zaman hırsızlığın, yolsuzluğun artması kaçınılmazdır. Bugün toplumdaki manzaralar buna işaret etmektedir.
AMBARDAN BİR PARÇA EKMEK ÇALAN HİZMETLİNİN HATIRASI
Bir adamın hizmetlisi, ambarından ekmek çalmıştı. Ambar sahibi, hizmetliyi Halife Hz. Ömer (ra) Efendimize getirdi. Had cezası uygulanmasını, yani kolunun kesilmesini istedi. Hz. Ömer (ra) hizmetliye sordu, anlatılanlar doğru mu? Adam, doğru efendim, bu adam bana 3 gündür hiç yemek vermedi. Çok acıktım. Hz. Ömer (ra) Efendimiz, kesilecek el hizmetlinin değil, senin elin.
Bilmem izaha lüzum var mı. 3 gün aç kalan adamın, bir parça ekmek için düştüğü durum, burada biz şunu anlıyoruz ki sağımızda, solumuzda, yakınımızda halini belli edemeyen fakir, kimsesizler bize zimmetlidir. Onun için Peygamberimiz (sav);” Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir.” Buyurdu.
MOLLA FENARİ YILDIRIM BEYAZİTİN ŞAHİTLİĞİNİ NEDEN KABUL ETMEDİ
Molla Fenari Bursa’da kadı. Yani adaletin başı. Bir davada davacı, Yıldırım Beyazit’i şahit gösterdi. Molla Fenari, Yıldırım Beyazit’in şahitliğini kabul etmedi. Sultan sorunca, cevabında, sen sabah ve yatsı namazlarına cemaate gelmiyorsun. Onun için şahitliğin kabul edilmez. Halbuki bilindiği üzere, Bursa Ulu Camiini, Yıldırım Beyazit yaptırdı. Demek oluyor ki, camiyi yaptırmakla beraber, sabah ve akşam namazlarında cemaate devam etmeyenin, Sultan da olsa şahitliği kabul edilmiyor. İslami hassasiyeti olan ecdadımız büyük bir medeniyet kurdu. Dünya varoluşundan bu tarafa 628 yıl devam eden bir imparatorluk olmadı. Şimdi Osmanlıyı neden seviyorsunuz sorusuna cevap vermek zamanı. Çünkü ecdat, Kitap ve Sünnete bağlı, adil, her işinde İslam’ı gözeten bir düşünceye sahiptiler. Onun için biz Molla Güranileri, Molla Camileri ve Ebussudları, Zenbilli Ali Efendileri, onların fetvalarına uyan Sultanlarımızı severiz. Rahmetle anarız. Bu sebeple hepsinin ruhuna, bir Fatiha-i Şerif, 3 İhlası Şerif okuyalım.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.