ABDULLAH B. MÜBAREK (ra) KİMDİ? O’NU ANARKEN;
Merv’de doğdu. Bağdat’ta vefat etti. Tabiinden, hadis, fıkıh âlimi, dünyalığa itibar etmedi. Emeviler devrinde yaşadı. Türk asıllı. (Mekânı cennet olsun.)
Yaşadığı bir hatırası ile onu anlamaya çalışalım; “ Talebeleri ile hacca niyet etti. Yolculuk esnasında, çöplükte bir çocuk gördü. Ne arıyorsun diye sordu? Evde iki kardeşim var. Yiyeceğimiz yok, açız. Bunu duyunca, üzüntüsünden gözyaşları içinde, yanındakilerle birlikte hac paralarını, çocuğa verip geri döndüler. Bu seneki haccımız, bu olsun dediler. “
Özetle: “ Komşu aç iken, tok olan bizden değildir.” diyen bir Peygamberin (sav) ümmetiyiz. Günümüzde, obezite (şişmanlık) için harcanan paralara bakarak, halimizi anlamak mümkün.
Olay açık ve net. Acaba bizler aç, açık, yoksul kaç kişiyle ilgileniyoruz? Yaptığımız israfları durdurup, yoksulları sevindirsek, kapıya gelenden çok, halini kimseye söyleyemeyenleri arayıp bulsak, bunları yapmadığımız zaman, vebalimiz artıp ahirette hesaba çekileceğiz. Mazeretler, sorumluluğumuzu azaltmaz.
SADRETTİN KONEVİ’Yİ (ra) KİM YETİŞTİRDİ BİLİYORMUSUNUZ?;
Büyük veli Muhyiddin Arabi (ra) (1165-1240) yılları arasında Endülüs’te doğdu ve yaşadı.
Tefsir, hadis, fıkıh sahasında derya. Kıraat iminde uzman. Büyük sufi. Hac dönüşü, Malatya’da 7 yıl, Konya’da 3 yıl kaldı. Sadrettin Konevi’yi (ra) yetiştirdi. 800 civarında eser yazdı. Şam’da vefat etti.
Sadrettin Konevi (ra) şöyle diyor; ” İki kanaldan zahiri ve batıni ilimleri aldım. Bir Muhyiddin Arabi (ra), diğeri ‘ musalla mezarlığında metfun ’ Evhaüddin Kirmani’dir(ra).”
Konya’nın yer altı, üstünden çok zengin. Peygamberler, veliler ve âlimlerle dolu. Şunu hemen sormak lazım, toprak altındakiler, üstündekilerden memnun mu? Bana kalırsa, hayır. Lütfen o büyük insanları kabirlerinde incitmeyelim.
CİHATTA FEDAKÂRLIK ÖRNEĞİ;
Bir gazi anlatıyor; “ İstiklal savaşında, cephedeyiz. Yanımdaki arkadaşım yaralandı. Bir süre, geri çekilmek zorunda kaldık. Arkadaşım hat ortasında kaldı. Kurşunlar üzerimize yağıyordu. Komutanıma arkadaşıma gidip, onu buraya getireceğim.
Komutan, gidemezsin çok tehlikeli. Sürünerek gittim, vardım. Çok ağır yaralı idi. Bana kısık gözlerle baktı. Senin geleceğini biliyordum dedi. Kucakladım, sürünerek birliğe getirdim. Kucağımda şehit oldu. Çok ama çok ağladım. Allah (cc) rahmet etsin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.