HZ. PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV) HZ. EBU BEKİR (RA) EFENDİMİZ İÇİN NE BUYURDU
Peygamberimiz (sav) buyurdular ki; “ Cebrail (as) benim kalbime, ilahi nurdan bir katre (damla) damlattı. Bende onu Ebu Bekir’e, O da kendinden sonrakilere aktardı.” Böylece bu günümüze kadar geldi. Altın Silsile olarak adlandırdığımız silsile budur. Burada çok büyük Allah (cc) Dostu zatlar vardır. Günümüzde hala bu silsile devam etmektedir. Zaman zaman Nakşi, Kadiri, Sühreverdi, Şazeli gibi isimler altında devam ede gelmiştir. Kıyamete kadar da devam edecektir.
ŞEYH TAHA EL-HAKKARİ (KS) KİMDİ EVİNE GELEN HIRSIZA NE YAPTI
Yukarıda yazdığımız Altın Silsileden Allah (cc) Dostu olan Taha el-Hakkari’nin (ks) kilerine hırsız girdi. Un çuvalını alıp gidecek ama kaldıramadı. Unu biraz boşalttı. Yine kaldıramadı. Bu sırada Şeyh Efendinin haberi oldu. Geldi, hırsıza, evladım yardım edeyim mi? Herhalde çuvalı kaldıramadın. Yardım etti. Çuvalı sırtına yükledi. Hırsıza, bizim adamlar görmesin. Bir daha ihtiyacın olunca, bize gel yardımcı olalım.
İşte büyüklerin hali böyle. Kitap ve Sünnetten kıl kadar ayrılmazlar. Biz onları çok seviyoruz. Ya Rabbi, bizi, kendine dost kıldığın Peygambere muhabbet eyleyen kullarınla haşret. Biliyoruz, yüzümüz yok, günahımız çok, isyanımız var, verdiğin nimetlere nankörlük ediyoruz. Tüm bunlara rağmen, Sen bizim Rabbimizsin, biz senin kulunuz. Gidecek başka kapımız da yok.
NAKŞİ ŞEYHİ MUSA TOPBAŞ (KS) EFENDİNİN HIRSIZA MERHAMETİ
Musa Efendi’nin Bursa Uludağ yolunda, bahçeli bir evi vardı. Zaman zaman gelir, orada istirahat ederdi. Yanında da talebeleri, evde nöbet tutarlardı. Talebesi anlatıyor; Bir gece, birisi bahçe duvarından atladı. Kapı pencereyi yoklamaya başladı. Adamı yakalayıp, Efendimize haber verdik. Zile bastım. Kapı açıldı. Bize bakınca, durumu anladı. Beraber bahçede, kamelyaya geçtik. Adama niye böyle bir yola tevessül ettin diye sordu. İçeri gitti. Bir tepside yemek getirdi. Bir zarfta da para vardı. Hırsıza yemeği yedirdi. Zarftaki parayı da verdi. Bana da arabayla evine bırak diye emretti. Devamla, bu kardeşimize iş bulalım, haftalık sohbetlere devam etsin. Bu hal de aramızda kalsın. O kardeşimiz tövbe etti. Salih bir Müslüman oldu.
Bu olay, yukarıda anlattığımız Taha El-Hakkari’nin (ks) hali aynıdır. Birbirine çok benzer. Hiç merak ettiniz mi, neden benzerlik var. Her ikisi de Altın Silsilesin aynı yolundan gelmekte. Hz. Ebu Bekir’e (ra) ve Peygambere (sav) dayanmaktadır da ondan.
HZ. ÖMER (RA) ÇOCUKLARLA NASIL SOHBET ETTİ
Enfal Suresi 24. Ayette mealen Cenabı Hak buyurdu ki; “Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere çağırdıklarında, Allah (cc) ve Resulünün (sav) çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki Allah (cc) kişi ile kalbi arasına girer. Muhakkak ki O’nun huzuruna götürüleceksiniz.”
Bu Ayeti kerimenin nüzulünden sonra Müslümanlar daha dikkatli olmaya başladılar. Hz. Ömer (ra) Efendimiz halife. Kendisine bir çocuk geldi, sordu. Allah (cc) kişi ile kalbi arasına girer mi? Hz. Ömer (ra) evet girer. Çocuk, Ya Emirul Müminin, o zaman sen dua et. Benim zatım ile kalbim arasına girsin de günahlara bulaşmayayım.
Çok zeki ve akıllı çocuğun bu ifadesini, Hz. Ömer (ra) Efendimiz çok beğendi. Çocuğun isteği üzerine, çocuğa dua etti.
Yine bir gün, bir çocuk hızlı hızlı mescide gidiyordu. Hz. Ömer (ra) Efendimiz sordu, ne acele ediyorsun? Daha çocuksun. Çocuk cevap verdi, Ey Halife, Azrail (as) gelince, çocuk büyük dinlemiyor. Rabbimizin emrini yerine getiriyor. Ben de istedim ki abdest alıp Rabbimin huzuruna durayım.
Asrı Saadetin halifesi böyle. Çocukları böyleydi. Şimdi şu soruyu kendimize soralım. Bizim çocukların hali nice? İyi olanlara sözümüz yok. Eksik olanları, önce kendimize sonra okuyanları uyarıyoruz. Ümit ederiz ki yukarıdaki konuşmalardan ders alırız.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.