VEDA HUTBESİ (4. BÖLÜM)
Peygamberimiz (sav) veda hutbesinde devamla;” Müminler, sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Bir Müslüman kardeşinin kanı da malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile verirse o başkadır.
Ey İnsanlar, Cenabı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hakkını ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır. “
Bu bölümde Peygamberimiz (sav) siyah beyaz fark etmeden bütün Müslümanların kardeş olduğunu ifade etmişler. Dolayısıyla kardeşinin malı da kanı da helal olmaz buyurdular. Miras konusunu da ele alarak, Kuranı Kerimde mirasın nasıl bölüşeceğini Ayetlerle hükme bağlamıştır. Zina yasaklanmış. Zina eden kimse, Allah (cc) yanında ağır suçludur. Peygamberimizin (sav) veda hutbesindeki emirleri ve yasakları bizim için de geçerlidir. Peygamberimizin (sav) bu verdiği ölçüler içinde, durumuzu bir değerlendirmeye tabi tutarsak, geçer not almadığımız aşikardır. Müslümanlık iddiasında bulunan bizlerin, bu vasiyete uymadığımız takdirde iddiamız boşadır. Peygamberimizin (sav) bu vasiyetini dikkatlice, tekrar tekrar okuyup, kendimize çeki düzen vermeliyiz. Biz burada uzun uzadıya günümüzün yanlışlarını yazacak değiliz. Allah (cc) bizlere feraset, izan versin. Âmin.
SADAKA MALI EKSİLTMEZ
Peygamber Efendimiz (sav) bir Hadisi Şeriflerinde;” Sadaka, malı eksiltmez. “Buyurdular. (Müslim)
Hz. Mevlâna da (ra) buyurdular ki; “İnfak ile yoksullara ihsanda bulunmakla, bereket artar. Gelir çoğalır. Bu sebepledir ki Peygamberimiz (sav); “Ey zenginler, ey himmet sahibi olanlar biliniz ki cömertlik kardır. Kazançtır. “Buyurmuşlardır. Bu iki rivayet edilen Hadisi Şerifler, bize zekât ve hayır vermekle, malın bereketleneceğini, eksiltmeyeceğini anlatmaktadır. Diğer Hadisi Şeriflerde de bela ve musibetleri savmanın en kısa yolu, sadaka vermek olduğu işaret edilmiştir. Zekât ve sadaka, fakirin hakkı olup onlardan kısıntıya gitmek veya cimrilik yapmak fakirin hakkına tecavüzdür.
Peygamber Efendimiz (sav) hayatında açları doyuruyordu. Muhtaçlara ikram ediyordu. Ona açlığını unutturuyordu. Ümmeti Muhammed olarak bizlerin cömert ve kerem sahibi olmalıyız.
Peygamber Efendimizin (sav) hane-i saadetlerine, ganimetler ve hediyeler gelirdi. Onları hemen infak eder, O mübarek hanelerinde 3 gün üst üste buğday ekmeği piştiği, ondan yenilip doyulduğu görülmezdi. Bir gün Hz. Aişe (ra) Validemizin evinde bir koyun kesilmişti. Onların hepsini tasadduk etmiş, bir parçası kendine kalmıştı. Peygamber Efendimiz (sav) akşam gelince sordu. O’na olanı anlattı. Peygamberimizin (sav) cevabı;” Verdiklerin, bizim için ahiret hayrı, kalan ise dünyalıktır.” Bu olaydan çok memnun olduğunu belirtti.
HİCRET YOLUNDA HZ. EBU BEKİR (RA)
Bir hatırasını da şöyle anlattı;” Medine’ye doğru yola koyulduk ve arkamızda Süraka B. Malik peşimize takılmıştı. Ben onu görünce, Ey Allah’ın Elçisi, bize yetiştiler dedim. Peygamberimiz (sav) “Üzülme, Allah (cc) bizimle beraberdir.” buyurdu. Süraka bize iyice yaklaşınca, ben ağlamaya başladım. Peygamberimiz (sav) “Niye ağlıyorsun?” diye sordu. Vallahi, kendim için değil. Senin için ağlıyorum dedim. Peygamberimiz (sav) “ Allahım, bizi ondan koru. “Deyince Süraka’nın atının ayakları, karnına kadar yere gömüldü. Süraka atından yere atladı. Bana beddua ettin, bu yüzden atımın ayakları yere gömüldü. Şimdi bana dua et kurtulayım. Size, söz veriyorum arkadan gelen adamlara sizi gördüğümü söylemeyeceğim. Aramızda böyle konuşma devam ederken, Peygamber Efendimiz (sav) dua etti. Süraka gömüldüğü yerden kurtuldu. Geri dönüp gitti. Süraka verdiği sözü tutmuş, gelenleri geri çevirmişti.
Hicretten bu sahne, Hz. Ebu Bekir’in (ra) ne kadar güzel bir yol arkadaşı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Peygamberimizin (sav) dua mucizesi görülmektedir. İnananlar, daraldığı zaman Peygamberimizi (sav) vesile ederek, Cenabı Haktan yardım istemeleri haktır ve gerçektir.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.