KONYALI VELİ BİR DOST KAŞIKCI ALİ RIZA EFENDİ
1884 Hadim Balcılarda doğdu. Konya’da büyük alim, Yalvaçlı Ömer Efendi’den icazet aldı. Bir gün rüyasında Peygamber Efendimizi (sav) gördü. Peygamberimiz (sav) “3 gün sabret. Kurtulacaksın” buyurdular. 3 gün sonra köylerine bir kaşıkçı ustası geldi. Odun verenlere kaşık yapıyordu. Ondan kaşık yapmayı öğrendi. Kaşık yapıp sattığı içinde lakabı ‘kaşıkçı’ olarak kaldı. Konya’da uzun yıllar din görevlisi olarak çalıştı. Kelâmî dergâhı Nakşibendi şeyhi Muhammed Esad Erbili’ye (ks) intisap etti. 1934’de Peygamberimizin (sav) davetlisi olarak Medine’ye hicret etti.
Burada bir hatırasını anlatalım: Hicaza giderken (o tarihte Suriye fransız işgali altında) Şam’a uğradı. Pasaport süresi bitmişti. Şam valisine gidildi. O zaman Şam valisi daha sonra cumhurbaşkanı olan fransız dögol idi. Kendisine, muhterem bir zattır, pasaportunun süresini uzatın dendi. Dögol de, madem aziz bir zattır, annem hasta, okusun dedi. Hastayı okudu. Pasaportu uzatıldı. Yolculukta Medine’ye ulaştı. Yaşı 60 idi. Hafızlık yapmaya başladı. Eviyle, Ravza arasında okuyarak hafız oldu. 1969’da Medine’de vefat etti. Cennet’ül Bakiye defnedildi. Peygamber (sav) ve Sahabi komşusu oldu. 2 oğlu vardı. Biri Mustafa Runyun. Diğeri Abdullah Rıza. Mustafa Runyun, küçük yaşta hafızlığını tamamladı. Mısırda El-Ezheri bitirdi. Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi oldu. 1957’de Demokrat parti Konya milletvekili oldu. İstanbul Şişli camiinde vaizlik yaptı. 1970’de Yüksek İslam Enstitüsünde Arapça hocalığı yaptı. 1988’de İstanbul’da vefat etti. Erenköy Sahray-ı Cedid mezarlığına defnedildi. 2. oğlu Abdullah Rıza Efendi, babasından kaşıkçılık sanatını öğrendi. Ayrıca saatçilik öğrendi. Küçük yaşlarda, şiir ve hat sanatına ilgi duydu. Mescidi Nebevinin dış cephe tevhitlerini yazdı. Mescidi Nebevinin iç duvarlarına büyük imamların isimlerini yazdı. Mekke’de Harem-i Şerifin bütün kapılarının üzerine sülüs yazı ile, mermer üzerine yazmak nasip oldu. Halen mevcut yazılar Abdullah Rıza Efendiye aittir. Ravzada ve Haremde yazıların bulunması ne büyük nimet.
Büyük bir Allah (cc) Dostu, veli ve iki oğlunun hayatını kısaca anlattık. Neden yazdınız diye sorarsanız, Hadim Toroslarından böyle büyük zatların, Konya’nın manevi havasına etkili olduğunu hatırlatmak için. Ayrıca ahde vefa olarak, onları analım ki biz de darı bekaya irtihal edince, birileri de bizi ansın.
PEYGAMBER EFENDİMİZDE (SAV) MERHAMET
Allah (cc) Enbiya suresi 107. Ayetinde mealen;” Biz, seni alemlere rahmet olarak gönderdik. “Buyurdu. Peygamber Efendimiz (sav) bütün dualarında Allah’a (cc) iltica etmiş. Ümmeti için af dilemiştir. Peygamberimizin (sav) bu merhameti, yalnız ümmeti için değil bütün mahlukata geçerlidir.
Abdullah B. Abbas anlatıyor;” Peygamberimiz (sav), koyunu yere yatırıp, ayağıyla yüzüne basan, hayvancağız kendine bakarken, bıçağını bileyip duran bir adamın yanından geçti ve onu şöyle ikaz etti;” Bıçağını daha önce bileseydin olmaz mıydı? Hayvanı iki defamı öldürmek istiyorsun? “Peygamber Efendimizin (sav) bu uyarısı bizlere de geçerlidir.
Yine rivayet edilir ki, bir seyahat esnasında bir deve ağlayarak Resullahın (sav) huzuruna geldi. O’na bir şeyler anlattı. Peygamber Efendimiz (sav) devenin sahibini çağırdı ve ona deveyi aç bıraktığını, çok yük yüklediğini ve çok çalıştırdığını söylediğini anlattı. Peygamberimiz (sav) deve sahibine; “Yiyeceğini iyi ver, az yük yükle, ona acı ve merhamet et” diye nasihat etti. (Taberâni)
Peygamberimizin (sav) hayatında benzer daha çok örnek rivayetler vardır.
Allah (cc) bize, insanlara ve hayvanlar merhamet edenlerden eylesin. Âmin.
DÜNYADA İMTİHANI AĞIR OLAN KİMLERDİR
Sad B. Ebi Vakkas (ra) anlatıyor; ”Bir gün Resulü Ekrem’e (sav) Ey Allah’ın elçisi, en büyük sıkıntılar kimlerin başına gelir diye sordum. Şöyle buyurdular;” Belaların en ağırı, Peygamberlere gelir. Sonra en yakını olanlardan başlayarak, derece derece aşağıya doğru iner. İnsan dindarlığı derecesinde, sıkıntıya uğrar. Çok dindarsa sıkıntısı da çok olur. Dindarlığı gevşekse, sıkıntısı hafif olur. Bir kul günahlardan arınmış olarak yürüyüp gidene kadar, sıkıntılar onun peşini bırakmaz.”
Burada dikkat edilecek husus, imtihanın nasıl ve ne şekilde, güçlü geçtiğini anlatmak içindir. Bizler dünyaya imtihan için geldiğimize göre, Hak dostu bir veli zat, dünyaya imtihan için geldiğimize iman eden birinin bela ve musibetlere uğrayınca, itiraz edişine şaşarım. İmtihan büyük, derece büyük. Bizim gibi zayıf insanların yapacağı, imtihan için gelen bela ve musibetlere sabretmek. Sabır için de Allah’tan (cc) yardım istemektir.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.