HZ. HALİT B. VELİDİN (RA) GÜZELLİĞİ NASIL OLDU
Halit B. Velid (ra) İslam ordularının baş komutanı idi ve Allah’ın (cc) yardımıyla zaferden zafere koşuyordu. Ancak halk arasında, başımızda Halit olduğu için kazanıyoruz, şeklinde yanlış bir anlayış meydana geldi. Bu düşünceyi çok mahzurlu bulan Halife Hz. Ömer (ra) bir mektup ile kumandanlığa Ebu Ubeyde B. Cerrah’ı (ra) getirdi ve Hz. Halid’i (ra) onun yardımcısı yaptı. Halit B. Velid (ra) mektubu alınca, hiçbir menfi hisse kapılmadan, başım gözüm üzerine dedi ve Ebu Ubeyde’nin (ra) kumandasında hizmete devam etti.
Bu değişiklik bize şunu anlatıyor: Allah (cc) rızası için cihat edenlerin, nefsi bir endişeleri olmaz. Onun için başkomutanlığı bıraktı. Ebu Ubeyde’nin (ra) hizmetine girdi.
Halit B. Velid (ra) vefatına yakın ağlıyordu. Sebebini sordular. Birçok muharebelere katıldım. Üzerimde kılıç ve ok yaraları vardı. Ama bugün, ben yatağımda ölüyorum, buna üzülüyorum. Beni kaldırın dedi. İki Sahabi kaldırdılar. Üzerinde kılıç ve ok yaraları görünüyordu. Kelime-i Şehadet getirdi ve ruhunu teslim etti.
Peygamber Efendimizin (sav) “Ashabımın her biri yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, o sizi kurtuluşa götürür.” İfadesi tecelli ediyordu. Hz. Halid (ra) ve benzeri şehitlerimizin gayretiyle dinimiz bütün dünyaya yayıldı. Biz onlara çok şey borçluyuz.
Unutmayalım ki, şehitlerin efendisi Hz. Hamza (ra), şehitlerin bayrağını mahşerde taşıyacak Hz. Halit (ra) ve benzeri ile yan yana yürüyecektir. Bizler de inşallah onlarla mahşerde görüşüp, tekrar tanışacağız. Ümitsizlik yok. Son söz Rabbimize aittir.
MEDAYİN VALİSİ HZ. SELMANDAN (RA) TEVAZU ÖRNEĞİ
Ashabtan Hz. Selman (ra) Medayin şehrinde vali idi. Halktan biri, onu hamal zannedip, şu yükü yüklen dedi. O da sırtına alıp, istediği yere kadar taşıdı. Etraftan görenler ikaz edip, O şehrimizin valisidir deyince, adam mahcup olup, yükü indirmek istedi. Lakin Hz. Selman (ra) istenen yere kadar, adamın yükünü taşıdı ve ona şöyle nasihat etti: “Tevazu sahibi ol. Hiç kimseyi hakir görme “ diye tavsiyede bulundu.
Yine başka bir gün, Selman Farisi’ye (ra) iki kişi selam vererek, sen Resul Alllahın Sahabisimin diye sordular. O da tevazu ile;” Bilmiyorum” dedi. Gelenler, acaba yanlış birine mi geldik diye tereddüt ettiler. Selman Farisi (ra) sözlerine şöyle açıklık getirdi; “Ben Resul Allah’ı gördüm. O’nun meclisinde bulundum. Ancak Allah Resulünün (sav) asıl Sahabisi, onunla birlikte cennete girebilen kişidir.” (Heysemi-Zehebi)
İşte Peygamberimizin (sav) yetiştirdiği valilerin hali bu. Bu yazıyı okuyup ta biri şöyle demesin, o zaman öyleydi. Şimdi valiler de mi böyle yapsın? Evet aynen onlar gibi yapsın. Zamanın değişmesi temel umdelerimizi değiştirmez. O zamanın valisi de, zamanın valisi de halkına merhametle muamele etmek, onların dertlerini dinlemek, sıkıntılarını gidermek onlar üzeri vecibedir. Okullarımızda hikâye ve romanlar okutmak yerine, Peygamberimiz (sav) ve onun talebeleri Ashabını okutmak en iyisi. Şimdi hep gençlerden şikâyet ediyoruz. Onlara ne verdik ki, ne bekliyoruz. Arpa ekilen tarladan, buğday biter mi? Bitmez.
ŞEHİTLERİ MELEKLER GÖLGELER Mİ EVET GÖLGELER
Ashabı kiramdan Cabir B. Abdullah (ra) anlatıyor; “Uhut savaşı bitince, babamın cenazesini getirip Peygamberimizin (sav) önüne koydular. Babamın yüzünü bir örtü ile örtmüşlerdi. Çünkü Mekkeli kafirler onun çeşitli organlarını kesmişlerdi. Babamın yüzünü açıp bakmak istedim. Fakat orada bulunanlar engel oldu. Ben ısrar ettim. Yine engel oldular. O zaman Peygamberimiz (sav) babamın yüzündeki örtüyü açtı. O sırada feryat edip ağlayan bir kadın sesi duyuldu. Peygamberimiz (sav) “Kim bu kadın? “Diye sordu. Şehidin kız kardeşi Fatıma dediler. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdular; “O niye ağlıyor ki, söyleyin de ağlamasın. Kardeşinin cenazesi defnedilene kadar, melekler onu kanatlarıyla gölgelendirmeye devam edecek.” (Buhari – Müslim – Nesei- Ahmed B. Hanbel Müsned)
Ya Resul Allah, ne güzel söyledin. Bundan daha güzel müjde olabilir mi? Rabbimiz emir verdi. Melekler, o şehide gölge oldu. Cenneti Firdevs’e uçtu. Bütün Sahabi şehitlerimize, cihat ruhuyla dini ve vatanın muhafaza eden şehitlere selam olsun.
HZ. ÖMERİN (RA) PEYGAMBERİMİZİN (SAV) MEZARI BAŞINDA HASSASİYETİ
Ashabı Kİramdan Saib B. Yezid (ra) anlatıyor; “Bir gün mescidi nebevide ayakta duruyordum. Biri bana taş attı. Baktım Hz. Ömer (ra). Kalkıp yanına vardım. Bana, git şu iki adamı getir dedi. Bunları alıp yanına getirdim. Hz. Ömer (ra) onlara, nerelisiniz diye sordu. Taif’liyiz dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) onlara, eğer Medineli olsaydınız, Peygamber (sav) huzurunda, sesinizi yükselttiğiniz için sizi cezalandırırdım. (Buhari)
Yukarıdaki olay bize, her halükârda edepli olmamızı, özellikle de Mescidi Nebevide ve Mescidi Haramda edepli olup, sesimizi yükseltmememiz lazım. Edebe riayet İslam’dandır.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.