PEYGAMBERİMİZİN (SAV) VEDA HUTBESİNDE ÜMMETİ MUHAMMEDE VASİYETİ (1)
Peygamber Efendimizin (sav) Medine’ye hicretinden 10 yıl geçmiş. Hac farizasını yapmak üzere Mekke Mükerreme’ye gittiler. 8 Mart 632 Cuma günü. Arafat’ta, 124.000 Sahabiye hitap ettiler. Biz bu yazı serimizde, bölüm bölüm onları kısa özet halinde yazmaya çalışacağız.
Peygamber Efendimizi (sav) bu hutbede dinleyen sahabilerden 10.000’i Medine Münevverede Cennet’ül Bakidedir. Diğer Sahabiler, dünyanın her tarafına dağılarak, İslam’ı tebliğ ettiler.
Peygamberimiz (sav) buyurdular; “ Hamd Allah’a (cc) mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım isteriz. Allah (cc) kime hidayet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allah’tan (cc) başka ilah yoktur. Tektir. Eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed (sav) onun kulu ve resulüdür.
Ey insanlar, sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum belki bu seneden sonra, sizinle burada bir daha buluşamayacağız. İnsanlar, bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz Mekke nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur. “
Özetle bizim birinci görevimiz Allaha imandan sonra O’na hamd etmek şükretmektir. Müslümanlar irade-i cüziyyeleri ile hayır ve şerri tercih ederler. Onun için de sorumludurlar. Rabbimiz Hz. Adem’i (as) Cennetten dünyaya indirdi. Peygamberler gönderdi. Tekrardan Cennette kullarını görmek ister. Onun için insanlar, emirlere uyarak hidayete ererler. Haramları işleyerek te sapıklığa düşerler. Peygamber Efendimiz (sav) bu hususu tespit ettikten sonra, kelime-i tevhidi izah buyurdular. Yani Allah (cc) Tektir. Eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed (sav) onun kulu ve resulüdür. Bu ifadeye kelime-i tevhid ve kelime-i şehadet diyoruz. Dilimizdeki ifadesiyle “Lâ İlâhe İllallah, Muhammed Resulullah - Eşhedü Enlâ İlâhe İllallah ve Eşhedü Enne Muhammeden Abdühü ve Resulü.” Ya Rabbi, bizleri son nefesimizde burada yazdığımız gibi,ikrarla huzuruna al. Âmin.
Peygamber Efendimiz (sav) devamla, burada sizinle bir daha buluşamayacağını ifade ettiler ve hakikaten öyle oldu. Bu hutbeden 83 gün sonra vefat ettiler. Hac mevsimin kutsal aylar olduğunu ifade etti. Mekke-i Mükerreme’nin de kutsiyetine işaret etiler. Ayrıca Müslümanların canları, malları, namusları da mukaddestir. Tecavüzden korunmuştur buyurdular.
Bu hutbeyi dinleyen Sahabi ağladılar. Ancak Hz. Ebu Bekir’in (ra) hassasiyeti bir daha başkaydı. O daha çok ağlıyor, daha çok üzülüyordu. Sahabi, Hz. Ebu Bekir’e (ra) bakıp, yaşlılığından dolayı ağlıyor diyorlardı. Halbuki Hz. Ebu Bekir (ra) yukarıdaki Peygamberimizin (sav) ifadesinden, görevinin bittiğini aramızdan ayrılacağını düşünmüştü ve öyle de oldu.
İnşallah, bu veda hutbesinin devamını bölüm bölüm anlatmaya devam edeceğiz.
ALKIŞLAR BİZİ ALDATMASIN
Sultan Selim han Osmanlı sultanlarının adı gibi selim ve hal ehli idi. Kitap ve Sünnete azami bağlıydı. Kendi ifadesiyle bütün seferlere çıkmadan önce, manevi işaret alıyordu. Mısır seferi iki yıl sürmüştü. Sina çölünü geçerek, Hicaz bölgesini de Osmanlı topraklarına katmıştı. İki yıl süren bu seferden dönüşte, Üsküdar Çamlıca tepesine geldi. Kumandanlarına şöyle dedi.
Siz İstanbul’a girin, ben hava kararınca sokaklar boşalsın, ondan sonra şehre gireyim. Fanilerin alkışları, nefsimi tahrik ederek, beni perişan etmesin. Beni yere sermesin. Kumandanlarına bunu söylerken Dilinde şu mısralar vardı:” Padişahı alem olmak, bir kuru kavga imiş – Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş.“
Fatih Sultan Mehmet hanın torunu Yavuz Selim han dünya tarihinde, önde gelen büyük şahsiyetlerdendir. Mekânı cennet olsun. Ahirette bizi onlarla buluştursun. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun. İçinizden biri.20.08.2026