KUR'AN'A HİZMET İNSANA HİZMET NEREDE VE NASIL OLUR İŞTE CEVABI
Muhterem Büyüğümüz, Üstadımız Osman Nuri Topbaş Efendi, vakıf hizmetlerinde bir hatırasını şöyle anlatıyor; ”İlk Kur'an Kursu açılmıştı. Fakir ailelerin çocuklarını yetiştirmeye çalışıyorduk. Yıllar geçmiş o ilk nesilden bir talebenin annesi gelip şunları anlatmıştı: Ben bir kızımı sizin kursunuza verdim. Elhamdülillah, İslam terbiyesi ile yetişti. Hocahanım oldu. Evlendi. Anadolu’ya gitti. Orada İslam’a hizmet ediyor. Size teşekkür etmeye geldim. Gelen hanım devamla, fakat onun bir de ablası vardı. Gönderecek bir kurs bulamadım. Açlık, yoksulluk, gariplik yüzünden onu koruyamadım. Sıkıntılı yollara düştü. Onu böyle bir terbiyeden geçiremedim. Keşke bu müesseseler daha önce kurulsaydı.
Bu yaşanmış hatıra bize, vakıf yolunda Kuran hizmetlerinin en güzel anlatan hem tatlı hem acı bir hatıradır. Burada bizim kardeşlerimize tavsiyemiz, mali imkanları varsa bütün vakıflara malen yardım etmeleri, yoksa bedenen de hizmete katkıda bulunabilirler. Bulunduğunuz semtlerde bu tür hizmet kurumlarına dahil olun.
MAHŞERDEN ACI BİR TABLO
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor; “Ashabı Kiram arasında şu olay çok konuşulurdu. Kıyamet gününde hesaplar görülürken, herkes sıkıntıda dert ve tasa içinde, herkes kendi derdine düşmüş. Böyle bir anda bir kişinin yakasına, hiç tanımadığı biri gelir. Yakasını tutar, adam şaşırır, benden ne istiyorsun? Ben seni hiç tanımıyorum ki der. Yakasına yapışan kişi de dünyada iken beni haram ve çirkin işler üzerinde gördüğün halde ikaz etmez o kötülüklerden beni alıkoymazdın diyerek cevap verir. Ve davacı olur. “
Özetle, yaptıklarımızdan sorulduğumuz gibi, yapmamız gerektiği halde yapamadıklarımızdan da sorulacağız. Sahabei Kiramdan nakledilen bu olay bize ikaz niteliğindedir. Sağınıza, solunuza insanlara dikkat edin. Yaptıkları hataları, lisanı münasip ile ikaz edin.
Günümüz şartlarında da bu hususa dikkat etmek mecburiyetindeyiz. Ama bu konuda, sert sözler fayda yerine zarar getirebilir. Kuranı Kerim ifadesiyle kavli leyyin güzel, tatlı, yumuşak sözlerle ikaz etmek kardeşlik görevimizdir.
(Et-tergip Ve-terhip)
AYRILIK MAHŞERDE BAŞLAR O NASIL OLUR ?
Dünyada aile fertleri baba oğul (anne kız çocuklar) birbirini sever, ayrılmak istemezler. Halbuki en hazin ayrılık, kıyamet gününde olacaktır. Dünyada iken, Allah’tan (cc) korkarak takva ehli kişilere Yasin Suresi 58’de şöyle hitap edilecektir; ” Onlara (takva sahiplerine) merhametli Rabbinin söylediği selam vardır.”
Halbuki mücrimlere (günahkarlara) ise, Yasin suresi 59. Ayette mealen; ” Ey günahkârlar ayrılın. Çünkü onları, kötü bir akıbet beklemektedir.”
Rabbimizin, Salih kullar ile günahkarlara hitabı ayrı oluyor. Ahirette ailemizden, evlatlarımızdan, anne ve babamızdan ayrı düşmemenin tek çaresi dünyada onlarla beraber, Salih ameller işlemektir. Yani Kitap ve Sünnetten ayrılmamaktır. Allah (cc) hiçbirimizi mahşerde böyle bir ayrılığa tabi tutmasın. Âmin.
Dünyada aile bağları çok önemlidir. Babanın evladına duası, Peygamberin ümmetine duası gibidir. Ayrıca evladın da babasına duası çok makbuldür. Mahşerde Allah (cc) Salih kulunun derecesini yükseltir de yükseltir. Hayrete düşen kul, Ya Rabbi bu derece bana, hangi sebeple verildi diye sorar? Rabbimiz, ona “Çocuğunun sana yaptığı istiğfar ve dua sebebiyledir. “ Buyurdu (İbni Mace)
Eğer anne ve baba takva sahibi olursa, onun zürriyeti de takva sahibi olur. Bu konuda hanımlarımıza büyük görevle düşmektedir. Zira nesli terbiye edip yetiştiren hanımlardır.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.