PEYGAMBERİMİZE (SAV) BİR ARABİ NE SORDU PEYGAMBERİMİZ (SAV) NE CEVAP VERDİ
Rivayet ediliyor ki, bir gün bir arabi Peygamberimizin (sav) yanına geldi ve şöyle bir sual sordu, Ya Resul Allah, beni Cehennemden uzaklaştıracak, Cennete yaklaştıracak ameli Salih söyler misin? Peygamber Efendimiz (sav) cevaben; ”1-) Allah’a (cc) ibadet et 2-) O’na şirk koşma 3-) Namazını kıl 4-) Zekatını ver 5-) Akraba ziyaretlerini yap “
Peygamberimiz (sav) böyle ve buna benzer Sahabinin sorduğu suallere, o şahsın durumuna göre cevap veriyordu. Böylece hem o Sahabi hem de yanındaki Sahabiler bundan istifade ediyorlardı. Peygamberimiz (sav) kısa, öz olarak bizlere şu mesajı verdi. Allah’tan (cc) başka ibadet edilecek yoktur. O tektir. Eşi ve benzeri yoktur. Her şey O’na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir. İslam’ın en önemli rükünlerinden biri namazdır ve ahirette ilk sorulacak soru da namazdır. Mali durumuna göre, zekât ve sadaka vermek Müslümana farzdır ve toplumsal barışı sağlayan en önemli bir unsurdur. Peygamber Efendimiz (sav) bu sohbetinde en son olarak, sıla-i rahimden bahsetmiş, akraba ziyaretlerini kesmeyin emrini vermiştir. Bütün mesele Peygamberimizin (sav) ağzından çıkan bu sözlere dikkat kesilip, yapmaya azami gayret göstermektir. Ne mutlu Hadisi Şerifleri yazıp okuyan, hayatına tatbik eden Müslümanlara.
MÜSLÜMANIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR BAZI ÖZELLİKLERİNİ YAZDIK
Müslümanların özellikleri Kuranı Kerimde ve Hadisi Şeriflerde beyan edilmiştir. Özellikle şu 3 hususun altı çizilmiştir. Ehli Sünnet alimlerimizin ittifak ettikleri 3 husus özetle şöyledir: 1-) Müslüman kötülüğe iyilikle karşılık verir 2-) Zulüm edeni affeder, kendisi zulümden uzak durur 3-) Kendisine vermeyene verir, mahrum edene ikram eder.
Aslında bir Müslümanda birçok özellikler bulunmakla birlikte, bu 3 temel özellik temayüz eder. İslam’ın en kötü gördüğü amel, zulüm etmektir. Zulme uğrayan mazlumların duası, Allah (cc) indinde kabul edilen dualardandır. İkram sahibi olmak, İslam’ın özelliğidir. Cömert olmak her zaman hayırlı güzellik ve bir iyiliktir. Bu yukarıda yazdığımız 3 temel özellik yanında, Müslüman hilm sahibi olur, tevazu sahibidir. Herkesi kendinden üstün görür, az konuşur, az yer, az uyur ve insanlara da çok faydalıdır. Kimseye kin, öfke, nefret beslemez. Onda husumet yoktur. Bütün Müslümanlara dua eder. Günümüzde sayıları az da olsa Allah (cc) o fakir, tevazu sahibi insanlar hürmetine, bizlere de imkân verir. Bizlere de rahmet eder. Ya Rabbi, senin rahmetine, ikramına, affına, lütfuna çok ihtiyacımız var. Seher vakitlerinde, elini açıp Ümmeti Muhammed’e dua eden Salih kullarının sayısını artır. Âmin.
PEYGAMBERİMİZ (SAV) TÖVBEYİ NASIL TARİF ETTİ
Peygamber (sav) Efendimiz buyurdular ki; ”Bir kimse günah işledikten sonra pişman olur. Güzel bir abdest alır. İki rekât namaz kılar. Ellerini açar, Ya Rabbi, günahlarımı affet, beni bağışla talebinde bulunursa o kul affedilir. Allah (cc) onu geri çevirmez. “
Burada dikkat edilecek husus, aynı günaha tekrar dönmemektir. İslam literatüründe buna tevbe-i nasuh denir. Ayeti Kerimeler ve Hadisi Şerifler kulların işledikleri günahlara karşı tövbe etmesi ve tövbede de acele etmeleri istenir. Tövbeleri geciktirmekte, ayrıca tövbeye sebeptir. İnsanın nerede, ne zaman öleceği belli olmadığından ulemamız, tövbesiz giden insanların, ahirette cezalarının ağır olacağını bildirmiştir.
Hz. Peygamber’den (sav) Hasan Basri (ra) Hz.leri rivayet etti ki; ” İblis Cennette Hz. Adem’e (as) secdeden kaçınınca, Allah’ın (cc) rahmetinden uzaklaştırıldı. İblis o zaman şöyle yemin etti, Ya Rabbi, senin izzetin hakkı için, ademoğlunu ruhu cesedinden ayrılıncaya kadar yanından ayrılamayacağım. Buna karşılık Cenabı Hak, “İzzetim hakkı için, kulumun canı boğazına gelinceye kadar, ben de ona tövbe kapısını kapamayacağım. “
Cenabı Hakkın şeytana verdiği cevap, bizlere lütfundandır. Bize ayrıca şunu ifade ediyor ki, can boğaza gelinceye kadar yapacağınız tüm tövbeleri kabul edeceğim. Yeter ki siz tövbe edin. Burada ulema, ölüm anında kişiler gideceği yeri görür demişlerdir. O görme olayından sonra artık, tövbe kapısı kapanmıştır.
Yukarıdan beri izaha çalıştığımız konun özeti: ola ki hata ettin. Günah işledin, hemen tövbe et. Tekrar günah işlersen, yine tövbe et. Çok tövbe edenlere İslam literatüründe ‘evvabin’ denilmektedir. Bunun için ümitsiz olmamak gerekir. Ancak Allah (cc) affeder diye de günah işlememek lazım. Rabbimiz hepimizi ‘evvabin’ sınıfına dahil eylesin.
İbni Abbas, nasuh tövbeyi tefsir ederken şunları yazmaktadır: 1-) Kişi kalben, yaptığı günaha pişman olacak 2-) Pişmanlığını kendinde dile getirecek ve af isteyecek 3-) Tekrar aynı hataya düşmeyecektir.
Peygamberimizin (sav) torunu Hz. Hasan (ra) Efendimiz, Peygamberimizin (sav) döneminde bir tövbe olayını şöyle anlatıyor; “Peygamber’e (sav) zina eden bir kadın geldi. Suçunu kendi diliyle ikrar etti. Temizlenmek istedi. Peygamber Efendimiz (sav) onun recmine (öldürülmesine) karar verdi. Sonra namazını kıldı. Sahabi sordu nasıl oldu bu iş Ya Resul Allah? Peygamber Efendimiz (sav); ”Onun tövbesi içten gönüldendi. Kabul edildi. Aynı günahı birçok kere işlemiş olsaydı bile, onun tövbesi kabul edilecekti.“ Burada ince çizgi, yaptığının suç olduğunu bilmesi, affedici olarak yalnız Allah (cc) olduğunu bilmesi ve tanıması. Yoksa her günahı işleyip, tövbe edelim değil. Bu çizgiyi dikkatle korumak mecburiyetindeyiz.
İbni Abbas’tan şöyle bir rivayet geldi: Kul günah işledi. İçten tövbe etti ve Allah (cc) tövbesini kabul edince, günahlarını yazan hafaza meleklerine, o kulun kötü amellerini unutturur. Ayrıca yerdeki ve gökteki şahitlere de o günahlar unutturur. Kıyamet günü, o kulun aleyhinde şahitlik eden olmaz. Burada dikkat edilecek husus, 1-) İşlediğimiz ameller, hafaza meleklerince kaydedilir ancak öyle bir tövbe ki kul Rabbinden razı, Rabbi de ondan razı olduğu zaman ve artık o günaha dönmemeye tövbe ettiği zaman, kulun günah ve sevapları Allah’la (cc) kul arasında kalır. Yani özetle söylemek gerekirse: Çokça tövbe edelim, aczimizi ifade edelim. Rabbimizden ümitsiz olmayalım.