Hayatın İçinden Kısa Kısa - 19

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 19

Peygambere (sav) hürmetin böylesini duydunuz mu?;

Gaznelilerin hükümdarı Mahmud Gaznevi’nin, Muhammed isminde bir hizmetçisi vardı. Onu, daima ismiyle çağırırdı. Bir gün babasının ismiyle çağırdı. Hizmetçi üzüldü. Sebebini sordu. Mahmud Gaznevi, her zaman abdestli oluyordum, onun için seni çağırırken ‘Muhammed’ isminle hitap ediyordum. Şimdi abdestim yoktu. İsmini söyleyemedim.
Gazneli sultanın adı da Mahmud idi. O da Peygamberimizin (sav), diğer isimlerinden biri idi. Sultanın hassasiyetine bakın ki, Peygamberimizin (sav) adını abdestsiz söylemekten hayâ ediyor. Böyle bir hassasiyete, hayran olmamak mümkün değil.
Bu İslam bağımlısı olan Sultan, Hindistan’a 10 sefer yaptı ve Hindistan’ı fethetti. Hindistan’daki Müslümanlar önce Allah’ın (cc) lütfu, sonra onun gayretlerinin sonucudur.
Demek ki, biz ne kadar Allah (cc) ve Resulünün (sav) hukukuna, edeple yaklaşırsak, başarı o kadar çok olur.
Müşfika Sultanın asaleti;

Mutlak okuyun yeni duyacaksınız:
2. Abdülhamid Hanın (Cennet Mekân) eşi Müşfika sultan, eşinin vefatından sonra, kızı avrupa’ya sürgüne gönderildi. Uzun yıllar, İstanbul’da yalnız yaşadı. Kızı yanına çağırdıysa da hiç gitmedi. Sebebini soranlara, söylemek istemediyse de, ısrar eden yakınlarına şunları söyledi: “ Efendim, çok kıskançtı. Saraya, hareme zaruret halinde girenlere bile, yüzüme bakmasına razı olmaz. Onlara izin vermezdi. Şimdi ben avrupa’ya gidecek olsam, yolculukta erkekler yüzüme bakacaktı. Bu durumu, eşim kabrinde hisseder de, mahzun olur, diye gitmedim. Uzun yıllar, kalbime taş bastım. Hasretine katlandım.“ Müşfika Sultanın, bu örnek asaleti kızlarımıza, kadınlarımıza örnek olsun.
Çarşı pazarlardaki kadınlarımızın giydiği kıyafetler, avmlerde yapılan defileler, ecdadımızı kabirlerinde rahatsız ediyor. Olayın, kaçımız farkında? Allah (cc) encamımızı hayır eylesin.

Tehlike nerede?;

Cerrahi şeyhi Muzaffer Ozak’tan, Tosun Bekir Bayraktaroğlu anlatıyor ; “ Üstadım, Muzaffer Ozak efendi şöyle derdi, Evladım, şeytanın elinde iki silah var. Bir erkeğe karşı, kadını. Kadına karşı, erkeği kullanır. İki, para. Fiyatını yüksek tut ki, kimse seni satın alamasın. Rabbim, bizleri korusun. Rabbim, üstadımıza rahmet etsin. Âmin. “

Affetmek, derya gönüllü olmak;

Peygamber (sav); “Sizden her biriniz DAMDAN gibi olmaktan aciz misiniz? Sahabe sordu, Ya Resul Allah o da kim? Peygamberimiz (sav) cevaben, sizden önce bir kavimde yaşadı ve o şöyle dua ediyordu: “ Allah’ım, bana hakaret edenlere, gıybetimi yapan kimselere, hakkımı helal ediyorum.”
Peygamberimiz (sav) bu örnekle, affetmeye davet ediyor. Affın en güzel, bir huy olduğunu gösteriyordu.

Sahabe’den Ebu Zer (ra) bir gün sinirlendi. Bilal Habeşi’ye (ra) kara kadının oğlu dedi. Bilal Habeşi (ra) Peygamberimize (sav), Ebu Zer’i (ra) şikâyet etti. Peygamberimiz (sav) Ebu Zer’i (ra) çağırdı ve ona sen de cahiliye döneminden kalma bir hastalık var, bunu terk et. Ebu Zer (ra) hemen Bilal Habeşi’ye (ra) gitti. Uzat, ayaklarının altını öpeceğim, beni affet. Bilal Habeşi (ra) olmaz dediyse de, zorla ayakaltlarını öptü. Helalleştiler. Asr-ı Saadette, bunun örnekleri zaman zaman oldu.

Olay, gayet açık ve net. Yorum sizlere ait. Rabbimizin ‘Afiv’ sıfatı vardır. Peygamberimizin(sav) hayatı da bize örnektir. Bir gün, bir arabi, Peygamberimizin (sav) arkasından geldi. Yakasından tutarak, süratle asıldı. Peygamberimizin (sav) boynunda iz yaptı. Peygamberimiz (sav), tebessümle dönerek istediğini sordu. Hazineden ihtiyaçlarını söyledi. Peygamberimiz (sav) hepsini karşıladı. Arabi, Peygamberimizden (sav) özür diledi. Peygamberimiz de (sav) onu affetti.

Demek ki af, Peygamber sünnetidir. Biz de öyle olalım İnşallah.

GÖRÜNÜŞ ÇOĞU ZAMAN BİZİ ALDATIR;

Siyer kitaplarımızda, ibret verici şu hadise anlatılır:
Ünlü Sahabi Selman Farisi (ra) hz.leri Medayin’de vali. Çok mütevazı. Sırtında sade bir elbise var. Yabancı, onu tanımıyor. Adamın elinde bir çuval var. Adam Hz. Selman’a (ra) yükümü taşı, Selmani Farisi (ra) hz.leri yüklendi. Taşırken, halk görünce, valiyi tanıdı. Ne yapıyorsun? O şehrin valisi. Adam, özür diledi. Adam ısrar ettiyse de, O taşımaya devam etti. İstediği yere kadar götürdü. Selmani Farisi (ra) hz.leri, adama şu tavsiyede bulundu; “ Bundan sonra, kimseyi küçük görme.” Cümle idarecilerimize ders olsun.

Kıymet bilmek fazilettir;

Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı, bugünkü Süleymaniye camii inşaatı tamamlandı. Mimarı, ünlü mimar, Mimar Sinan’dı. Allah (cc) mekânını cennet etsin.
Kanuni istedi ki, cami açılışını Sinan yapsın. Mimar Sinan sultana, efendim Hattat Karahisari açsın dedi. Bu camiinin hatlarını tezyin ederken, gözlerini kaybetti. Ama oldu. Bu şerefi, ona bahşedelim caminin açılışını Karahisari’ye yaptıralım. Öyle de oldu.
Ya Rabbi, camiyi yaptırana, mimarına, yazıları yazan hattat Karahisariye, çalışan işçi kardeşlerimize, cennet bahşet. Senin evine emek verdiler. Senin Müslüman kullarına misafirhane yaptılar. Onları eksiksiz cennetine koyup, bizleri de onların yanına ilave et. Âmin.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri