İSTİKAMET Mİ KERAMET Mİ
Hud Suresi 112. Ayette Rabbimiz mealen; “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Seninle beraber tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Haddi aşmayın. “ Bu Ayeti Kerime bize, Müslümanların yol hartasını çizdi. Öncelikli olarak Müslümanlar, bu emre uyarak yaşamalılar. Hak dostları sufi büyüklerimiz, istikametle kerameti izah ederken, asıl olanın keramet değil istikamet olduğunu ifade etmişlerdir.
Hak Dostu Bayazidi Bestami (ks) Hz.leri şöyle dedi; “Havada bağdaş kurup oturabilen birini görürseniz, o şahsın ilahi emir ve nehiy hudutlarını koruduğunu, Sünnete tabii olduğunu görmedikçe bunun bir keramet olduğuna inanmayın. “
Tabiinden Hasan Basri (ra) Hz.leri; “İlim, hal ve irfan seviyesinin yüksekliğine aldanma. Belam b. Bahura’nın Levhi Mahfuza bakıp, onu okuyacak makama geldikten sonra, nasıl helak olduğunu düşün.”
Mevlâna Halidi Bağdadi (ks) Hz.leri; “İstikamet ve gayret, sayısız keşif ve kerametten efdaldir. Bilinmeli ki keşif ve keramet, dinin emirlerine riayeti artırmaya vesile olmuyorsa, bela ve fitneden başka bir şey değildir.”
Muhammed Esad Erbili (ks) Hz.leri istikamet sadedinde; “Alim olsun, şeyh olsun başında istikamet sarığı bulunmayan herkes, sonunda zeval bulup gider. “
Yine Halidi Bağdadi (ks) Hz.leri talebelerine yazdığı mektubunda; “Halk nice zayıf kimselere acıyarak bakarken, onlar bu dünyadan, iyi göçüp gittiler. Maalesef birçok ilim, amel, hasep, nesep ve kemal sahipleri, zamanın mürşitleri iken gaflete düşerek imansız ölmüşlerdir. Bu işte esas olan, son nefes olunca kendini beğenmeye çalışmak, gurur ve kibre düşmek büyük bir bedbahtsızlıktır. “
Hak dostlarından buraya kadar verdiğimiz nakillerden amacımız, Müslüman olmanın ilk şartı, Kitap ve Sünnete uymaktır. Bazı kişilerin keramet adı altında gösterdikleri hallerde, nefsin ve şeytanın araya girerek insanları ifsat ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca eğer ilim amelini çoğaltmıyorsa, o ilmin de o insana faydası yoktur.
Hasılı özetle söylemek gerekirse: Esas olan Kitap ve Sünnete uymak ve son yolculuğu böyle kapatmaktır. Şüphesiz ki Hak dostlarına verilen kerametler de haktır. Bu haller de avamın İslam’a ısınmasına faydası olur.
ANNE VE BABA HAKKININ EHEMMİYETİ
Tabiin alimlerinden Kufe kadısı Ebu Bürde el-Eşari anlatıyor; “Abdullah B. Ömer (ra) Kabe’yi tavaf ediyordu. Anasını sırtına bindirmiş, onunla Kabe’yi tavaf eden Yemenli bir adamı gördü. Yemenli hem tavaf ediyor hem de şöyle diyordu, ben annemin itaatkâr devesiyim, devesi ürküp kaçsa bile ben kaçmam. Yemenli, Abdullah B. Ömer’e (ra) sordu. Ne dersin? Annemin hakkını ödemiş oldum mu? Abdullah B. Ömer (ra) hayır dedi. Onun senin doğururken çektiği sancılardan bir tanesinin bile karşılığını ödemiş sayılmazsın.
Sahabe ile Yemenli arasında geçen bu konuşma, kişinin anne ve babasının haklarına riayet etmesi gerektiği anlatılmaktadır. Bu hatıra, anne ve babasını acizler yurduna yatıranlara ithaf olunur. (Buhari)
HZ. ÖMER’İN (RA) TABUTU BAŞINDA NELER OLDU
Abdullah B. Abbas (ra) anlatıyor; “Hz. Ömer (ra) vefat etmiş. Cenazesi teneşire konmuştu. Cenazenin etrafını çeviren halk, Hz. Ömer’e (ra) dua ediyordu. Herkes güzel şeyler söylüyor, rahmet okuyorlardı. O sırada ben de oradaydım. Arka taraftan bir adam dirseğini omuzuma koyunca irkildim. Dönüp baktım. Hz. Ali’ymiş (ra).
Hz. Ömer’e (ra) rahmet okuduktan sonra, şunları söyledi “Ey Ömer, çok güzel işler yaptın. Senin bu yaptığın işlere, çok özendim. Seni rahmetle anıyoruz. Rabbimiz seni iki dostunla (Peygamberimiz (sav) ve Hz. Ebu Bekir (ra)) bir araya getireceğini umuyorum.” Hz. Ali (ra) Efendimiz devamla, “Çünkü ben, birçok defa Resulu Ekrem’in (sav): “Ebu Bekir ve Ömer ile geldim. Ebu Bekir ve Ömer’le girdim. Ebu Bekir ve Ömer’le çıktım.” dediğini duydum. İşte bu sebeple, Allah (cc) seni, onlarla bir araya getireceğine inanıyorum.”
Bu yukarıda anlatılan olay, 4 halifemizin, birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini, birbirleri hakkında hüsnü zan sahibi olduklarını göstermektedir. Ayrıca Ehli Sünnet dışında bazı mezheplerin, Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) Efendimize taan ettikleri ve Hz. Ali (ra) Efendimizi öne çıkardıklarını görürüz.
Ehli Sünnet alimlerimiz ittifakla, 4 halifemizin ayrı ayrı özellikleri olduğunu, sıralamanın da Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali (ra) diye yazmışlar ve ittifak etmişlerdir. Fitne arayanların çabaları beyhudedir. Biz bütün Sahabeleri özellikle 4 halifemizi çok severiz.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.