Hayatın İçinden Kısa Kısa - 185

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 185

HZ. ALİ’DEN (RA) NASİHATLER

“İlim en hayırlı mirastır. Edep en hayırlı sanattır. Takva en hayırlı azıktır. İbadet en hayırlı sermayedir. Güzel ahlak en hayırlı dosttur. İlim en hayırlı yardımcıdır. Kanaat en hayırlı zenginliktir. Ölümü tefekkür en hayırlı ıslah edicidir.”

İlim gibi mirasta iki türlüdür. Maddi ve manevi miras. Maddi miras, faniliğin tabi bir neticesidir. Ölen kimsenin malı ve mülkü ile bağı kopar ve o mal geride bıraktığı varisleri arasında taksim edilir. Varisler bilir ki, onlar da mallarını başkalarına bırakıp, dünyayı terk edeceklerdir. Tıpkı devremülk gibi, sürüp gidecektir.

Yunus Emre Hz.leri bu konuda ne güzel söylemiş: “Yalancı dünyaya konup göçenler- Ne söylerler ne bir haber verirler- Üzerinde türlü otlar biterler – Ne söylerler ne bir haber verirler.”

Manevi miras, ölümle el değiştiren kıymet değildir. Tam aksine kabir aleminde, kıyamet ve mahşer gününde fayda sağlayan bir hazinedir.

Enes B. Malik (ra), aralarında oğlu Ebu Bekir’in de yer aldığı bir topluluğa bir Hadis rivayet etti. Ardından oğluna döndü: “Yavrucuğum, bu hadisi ezberle. Şüphesiz bu Hadis bir hazinedir.”

Özetle: Dünyalık mal ve mülk geçicidir ve maddi mirastır. Elden ele değişir. Manevi miras ise, nesilden nesile devam eder ve insanın ahiret kurtuluşuna sebeptir.

Hz. Ebu Hureyre’den (ra) gelen bir rivayette Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular; ” İnsan öldüğü zaman melekler, ne getirdi derler. İnsanlar ise ne bıraktı derler. “ (Beyhâki)

Ebu Zer (ra) der ki; ” Bir malda 3 ortak vardır. Birincisi mal sahibi, yani sen. İkincisi kaderdir. O malın hayır mı şer mi olduğunu bilemezsin. Üçüncüsü mirasçıdır. Bir an önce ölmeni beklerler. Ölünce malını alıp götürürler. Geriye hesabı kalır. Onu da sen verirsin.

Özetle: Buraya kadar yaptığımız izahlarda, dünyalık mal ve mülk geçici, manevi birikimler ise daimidir. Bu tablo bize, dünyada verilen mal ve mülkten infak etmemizi, zekât, sadaka ve başkaca hayırlar yapmamız gerektiğini anlatmaktadır.

OKUMA VE ÖĞRENMENİN SONUCU

Rabbimizin bizlere verdiği akıl ve idrak sayesinde hadiseleri, kâinatta gizlenmiş sırları ve hikmetleri tefekkür etmekteyiz. Rabbimiz Ali İmran suresi 190-191. Ayetlerinde mealen; ” Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken, her an Allah’ı (cc) anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerine tefekkür ederler Ve derler ki; Ey Rabbimiz, Sen bunu boşa yaratmadın. Sen yücesin. Bizi Cehennem azabından koru.

İslam’ın ilk emri oku ile başlamıştır. Bu okumanın faziletine işarettir. Okuduk. Okuduklarımıza iman ettik. İman ettiğimiz şekilde, amel ettik ve kâinata bakarak Rabbimizin azamet güç ve kuvvetini idrak ettik.

Özetle: İyi şeyler okumak, insanı Rabbine ulaştırır. Nitekim Fatır Suresi 28. Ayette mealen; ” Kulları içinde ancak alimler, Allah’tan (cc) hakkı ile korkarlar.” Art arda gelen bu Ayetler ve Hadisi Şerifler, faydalı olan ilmi okuyun ve öğrenin. Rabbinizi hakkıyla tanımaya çalışın. Rabbini tanımaya çalışan, okuyup öğrenen, amelleriyle tatbikata geçiren Müslümanlara ne mutlu.

Yunus Emre bu konuyu şöyle özetledi; ” İlim ilim bilmektir – İlim kendin bilmektir- Sen kendini bilmezsen- Bu nice okumaktır- Okumaktan mana ne- Kişi hakkı bilmektir- Çün okudun bilmezsin- Ha bir kuru emektir.”

İlmin faydalı olanını seçmek lazımdır. Peygamber Efendimiz (sav) faydasız olan ilimden Allah’a (cc) sığınmıştır. Bizler de Peygamberimize (sav) uyar, faydasız olan ilimden Rabbimize sığınırız.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri