Hayatın İçinden Kısa Kısa - 182

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 182

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 182

HZ. FATIMA (RA) VALİDEMİZ NEDEN AĞLADI

Peygamber Efendimize (sav) 10 yıl hizmet eden Enes B. Malik (ra) anlatıyor; ” Peygamberimizin (sav) hastalığı ağırlaşmıştı. Bunu gören Hz. Fatıma (ra), vah babacığım, ne büyük sıkıntıların var diye üzüldü. Peygamber Efendimiz (sav) ona “Bugünden sonra, artık babanın sıkıntısı kalmayacak.

Peygamber Efendimiz (sav) vefat edince, Hz. Fatıma (ra) validemiz şöyle diyerek ağlıyordu. “Ah benim Rabbimin davetin kabul edip, giden babacığım. Ah benim Rabbine bu derece yakın olan babacığım. Ah benim durağı Firdevs Cenneti olan babacığım. Ah benim kara haberini Cebrail’le (as) paylaşacağım babacığım.”

Peygamber Efendimiz (sav) defnedildikten sonra, Enes’i (ra) gören Hz. Fatıma (ra) Validemiz ona şunları söyledi “Ey Enes, Allahın Resulünün üzerine toprak atmaya eliniz nasıl vardı? Buna gönlünüz nasıl razı oldu?”

Yukarıdaki Hz. Fatıma (ra) Validemizin sözleri hepimizin içini sızlattı. Biz de onunla üzüldük.

Bilindiği gibi, Hz. Fatıma (ra) Validemiz, Peygamberimizin (sav) kızlarının en küçüğü idi. Onu çok sever. Her sefere çıkarken ve dönerken Hz. Fatıma (ra) Validemize uğrar, hal hatırını sorardı. Baba ve kız muhabbeti, dünyada görülmemiş bir örneğiydi. Bu hastalıkların birinde Hz. Fatıma (ra) Validemiz Peygamberimizi (sav) ziyaret etmiş. Peygamberimiz (sav) onun kulağına bir şeyler söyleyince, ağlamış. Bir süre sonra tekrar bir şeyler söyleyince de sevinmiştir. Hz. Aişe (ra) Validemiz, Hz. Fatıma (ra) Validemize sordu, neden ağladın? Neden güldün? Hz. Fatıma (ra) Validemiz, bu bir sırdır dedi. Söylemedi.

Peygamberimizin (sav) vefatından sonra, Hz. Aişe (ra) Validemiz ısrar edince, şöyle anlattı: Birinci defa kulağıma eğildiğinde, yakında vefat edeceğini söyledi, üzüldüm, ağladım. İkinci defa kulağıma eğildiğinde, benden sonra ehlimden bana, en yakın sen kavuşacaksın dedi. Babama kavuşmak ümidiyle sevindim. Hakikaten öyle olmuştu. Peygamberimizin (sav) vefatından 6 ay sonra, Hz. Fatıma (ra) Validemiz de vefat etmiştir. Kendisi Cennet’ül Bakiye defnedildi. (Buhari-İbni Mace-Ahmet B. Hanbel- Müsned)

Bu olaylar ışığında çocuklarımıza, Fatıma ve Zehra adını koymak, onlara muhabbet eseridir. Aile ve çocuklarımıza Ezvac-ı Tahirat annelerimizi, Ehli beytini okuyup öğretmek, onlarla ünsiyet sağlamasına yardımcı olmak, her Müslümanın asli görevidir.

SAHABENİN ZAHİDANE YAŞAYIŞINA BİR ÖRNEK

Abdullah B. Ömer (ra) anlatıyor;” Birgün Peygamberimizle (sav) oturuyorduk. Ensar’dan bir kişi gelip, Efendimize (sav) selam verdi. Dönüp giderken, Peygamberimiz (sav) “Medineli kardeş, Kardeşim Saad B. Ubade nasıl oldu? “Diye sordu. Efendim, durumu iyiye gidiyor. Bunun üzerine, Efendimiz (sav) “ Saad B. Ubadeyi ziyaret etmek isteyen bizimle gelsin. “Buyurdular. Biz de 15 kişi birlikte kalktık. Ne ayağımızda bir ayakkabı ne başımızda bir takke ne de üstümüzde bir gömlek vardı. Çorak arazide yürüyüp gidiyorduk. Sonunda Saad’ın evine vardık, ziyaretini yaptık.”

Sahabenin anlattığı bu olay, bize birçok şeyler hatırlatıyor: 1-Peygamberimiz (sav) sahabileri üstünde titriyordu. Hastalarını ziyaret ediyor, vefat edenlerin cenaze namazlarını kıldırıyordu. 2- Peygamberimiz (sav) ve yanındaki sahabileri ne kadar yokluk ve fakirlik içinde, zor şartlarda da olsa komşularını ziyaret ediyordu. (Müslim)

Bugünkü halimizi, o zamanla mukayese edip, akrabalık ve komşuluk bağlarının ne kadar zayıfladığını ve koptuğunu görmekteyiz. Olay gayet açık. Hepimiz dersimizi kendi payımıza düşeni çıkarmalıyız.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri