İSLAM'A HAKARETE İZİN YOK
Tabiinden Kab B. Alkame anlatıyor; ”Garefe B. Haris El-kindi (ra) Mısır’da bir hristiyanla konuşurken ona İslam’ı tebliğ etti. Kabul etmediği gibi, İslam’a hakaret etmeye başladı. Onun bu haline dayanamayan Garefe (ra) hristiyanın yüzüne bir yumruk vurdu. Mısırlı hristiyan, Garefe’yi (ra) Vali Amr B. As’a (ra) şikâyet etti. Vali, davacı ve davalıyı huzuruna çağırdı. Dinledi. Garefe’ye (ra), biliyorsun biz hristiyanlara bazı haklar ve imtiyazlar tanıdık. Garefe (ra) valiye, yanılıyorsun Allah’a (cc) ve Peygambere (sav) hakaret hakkı tanınmadı. Onlara kiliselerinde istedikleri gibi ibadet hakkı vardır. Kendilerine, altından kalkamayacakları işler yüklenmez. Onların yerine savaşıp, hayatlarını koruma görevi aldık. Adalet işlerini, kendi kanunlarına göre yürütebileceklerine izin verildi. Şayet onlar, bize, siz kendi kanunlarınıza göre, hüküm verin derlerse, o zaman Allah’ın (cc) indirdiğiyle hükmedeceğimize dair söz verdik. Bu sözleri dinleyen Amr B. As (ra), Garefe’ye (ra) doğru söyledin dedi. (Taberani)
Bu olaydan anlaşılacağı üzere, İslam’a hakarete izin yoktur. Müdahale etmeye mecburuz. Günümüzde bazı şaşkınların, ateistlerin eğlence programı adı altında, meşhur olmak amacıyla, sapla samanı karıştırıp şeytana uşaklık yaptığını görüyoruz. Bizim inancımızın temelinde, bir kötülük görüldüğü zaman, eliyle, diliyle müdahale etmek emredilmiştir. Bunlar yapılamazsa da kalben buğuz etmek gerekir ki imanın en zayıf noktası budur. Maalesef İslam ülkelerinde şahıslara hakaret suç sayılırken, dinlere yapılan hakarete ciddi cezalar yoktur. Böyle olunca bazı sapıklar cesaretlenerek, dinimize saldırmaktadırlar. İdarecilerimizin, konuyu dikkate alarak, sayılarının çoğalmaması için ve dinimize hakaretleri durdurmak için kanuni düzenlemeleri yapmaları zaruridir.
İSLAM ADINI MÜSLÜMANLARA KİM KOYDU
Tek din vardır. Adı da İslam’dır. Bu adı Rabbimiz koymuştur. Bütün Peygamberler Müslümandır. İlk Peygamber Hz. Âdem (as) ne söylediyse, bütün Peygamberlerle birlikte Hâtem’ül Enbiya olan Peygamberimiz de (sav) aynı şeyi söylemişlerdir.
Bazı felsefeciler ve tarihçiler, kendilerine göre dinleri tasnif etmişlerdir. Öyle bir tasnif yanlıştır. Rabbimizden Peygamberlere verilene, din denir. Diğerleri de beşerî teoridir. İnsanlık tarihinde teori bazında, din demiyoruz teori diyoruz, birçok teoriler geldi ve kayboldu gitti. Onun için konuları karıştırmamak lazım.
Peygamberlerin insanlara yaptığı ilk uyarı, yaratıcılarını hatırlatmaktır. İnsan unutkandır. Unutkanlığın adı İslam literatüründe gaflettir. Yani nefsin arzularına uymak, zamanı boşa geçirmektir. Allah’ı (cc) ananlara da zikredenler anlamında zâkirler, Allah’ı (cc) hatırlayanlar denmiştir.
Araf suresi 205. ayette Rabbimiz buyurdu; ”Sabah, akşam tevazu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden, Rabbini zikret (an). Sakın gafillerden olma.”
Rabbimizin kesin buyruğu, can bedende olduğu sürece, kendisinin anılmasını emretmiştir. Bir Müslümanın buna itirazı olamaz.
Gafil olmamak için yapılması gerekenleri Ehli Sünnet alimlerimiz şöyle sıraladılar: 1- Zikir ve Kuran ile kalpleriniz diri tutun. 2-Ölüm ve ahireti devamlı düşünün 3-Ahiret için günlük muhasebe yapın. 4-Dünya meşguliyetinde dengeyi sağlayın.
Özetle deniliyor ki, Dünya hayatı fanidir. Daim olan hayat, ahirettir. Ahireti kazanmak için de gafletten uzaklaşıp, insanın Rabbiyle beraber olmasıdır. Bunun yolu ve reçetesi de yukarıda verildi. Ne mutlu ki gafletten uyanıp, zâkirlerden olanlara.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.